Gerçek hakikat çelişkisi
SELÇUK CANDANSAYAR SELÇUK CANDANSAYAR

Gündelik hayatın akışında sıradan gibi görünen olaylar, içinde yaşanılan gerçekliğin ne menem bir hakikatin yansıması olduğuna dair izler taşır. O sıradan olay kimi zaman hayata nereden, nasıl bakmamız gerektiğine, dahası nasıl eyleyeceğimize ışık tutabilir.

Geçen hafta Aydın’da bir amatör lig futbol maçında bir tekme atıldı. Görüntülere göre bir oyuncu ikili mücadelede rakibini önce tekme ile düşürüyor, hakem kırmızı kart gösterdiğinde ise yerde kıvranan rakibinin yüzüne bu kez acımasız bir tekme daha atarak sahayı terk ediyor.

‘Olay’ önce internet ortamına düştü ve sosyal medyada paylaşıldı. Ardından spor ve hatta ana haberlere kadar çıktı. Bu ilgi ve merak artışı da bir bakıma söylemek istediğimle bağlantılı. Önce tekme yiyen (kurban) konuştu medyaya. Beden eğitimi öğretmeni olduğunu, tamamen amatör ruhla futbol oynadığını, takımındaki oyuncuların da hep ‘eğitimli, akademisyen’ vs olduklarını anlattı. Başına gelene bir anlam veremediğini ama yasal haklarını da sonuna kadar arayacağını söyledi. Tekmecinin daha önceki maçlardan birinde aynı kişiyi tekmelediği ve bu yüzden altı hafta süren sakatlığa neden olduğu haberleri çıktı sonra. İki gün sonra ise tekmeci geçti kameraların karşısına. 10 yılda sadece üç kırmızı kart gördüğünü, maçta attığı tekmenin yanlış olduğunu ve özür dilediğini ama tekme attığı kişinin ‘ölmüş annesine küfür etmesi’ üzerine öfkelenip faul yaptığını, bu yüzden kırmızı kart görünce de kendisini kaybettiğini anlattı. Aynı kişiye daha önce tekme attığı bilgisinin kesinlikle yalan olduğunu, öyle bir şey olsa o maçın hakem, gözlemci raporlarında bu olayın yer alması gerektiğini iddia etti.

Şimdi biz kime inanalım? Derdim küfür edildiyse tekme atması kaçınılmazdı demek değil. Gözlerimizin önünde bir şiddet eylemi gerçekleşti. Çok sayıda tanık var, dahası şiddet anının görüntüleri de ortada. Eylemin iki aktörü de bir şeyler anlatıyor.


Ama biz hakikatin ne olduğunu, neden ve hangi saiklerle gerçekleştiğini bilemiyoruz, bilemeyeceğiz de. İki kişi arasında bir husumet mi vardı, daha önce de tekmeleme olmuş muydu, tekme yiyen tekme atanın annesine küfür etti mi gerçekten? Bu soruların hiçbirinin yanıtı yok, olmayacak...

Her şey gözümüzün önünde oldu ama gördüğümüzün ne olduğunu ve neden olduğunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Çünkü aktörlerden en az biri yalan söylüyor ve hiçbir koşulda yalanından vazgeçmeyecek.

Olay iki şekilde gerçekleşmiş olabilir. Daha eğitimli olan daha eğitimsiz görünene kaldıramayacağı bir küfür etmiş, diğeri de öfke denetimini yitirmiştir. Bu hakikat tekmeyi meşrulaştırmaz ama küfür edenin de sportmenlik dışı davrandığını kanıtlar. Ya da tekme yiyen küfür etmemiştir ve tekme atan evet çok yanlış bir şey yaptım ve bedelini ödemeye hazırım demelidir.

Biz, bu tekme gerçeğine bakanlar, sadece gördüklerimiz ve duyduklarımızla tekme atanı suçlu bulduk. Takımdan atıldı ve Türkiye’nin büyük çoğunluğunca eğitimsiz bir suçlu olarak damgalandı, mahkeme de bir ceza verecektir. Yani uyguladığı şiddet, şiddetle cezalandırıldı. Üstelik kimseye annesine küfür edilmesinin onun için şiddete maruz kalmak anlamına geldiğini anlatamayacak. Eğitimsiz, ilkel, vahşi vs bulunması da çok olası.

Eğer tekme atan, anasına küfür edildiği için kontrolünü yitirmişse hakikat ne? Hakikat, uğradığı şiddete, şiddetle karşılık verenin daha ağır bir şiddete maruz kalması değil mi?
‘Seyretmeye’ devam edebiliriz.