Gez, göz, vizör!
UĞUR KUTAY UĞUR KUTAY

ABD’nin köklü dergilerinden Popular Mechanics’in Nisan 1951 sayısında ilginç bir yazı var: Mount for Movie Camera (Kamera için dipçik). Yazar John Moyer, hızla uçan kuşlar, yarışan arabalar, havalanan ya da inen uçaklar gibi objeleri çekerken kameranın tıpkı avcıların hareketli hedefleri vurmak için tüfekle nişan alıp takip etmesinde olduğu gibi kullanılabileceğini söylüyor. Ardından kameraya dipçik monte etmenin pratik ipuçlarını anlatıyor.

Görsel üretime yönelik basit, masum, hatta mantıklı bir öneri gibi görünüyor olabilir ama yazıda kullanılan görsel malzeme bile bunun tersini işaret ediyor: Tüfeğe dönüştürülmüş kameranın dipçiğini omzuna dayayan adam ne bir avcıya benziyor ne de kuş çekimleri yapan bir kameramana... Ama takım elbisesi ve briyantinlenmiş saçlarıyla gangster filmlerinin 1930-’40lardaki en ünlü oyuncusu James Cagney’i andıran bu adamı James Bond tarzı bir casusluk hikâyesi veya bir suikast öyküsünde görseniz yadırgamazsınız.
gez-goz-vizor-289525-1.
İngilizce ‘trigger’ sözcüğünün hem tetik hem de deklanşör anlamında kullanılması, ‘shoot’ sözcüğünün hem ateş etmek hem de çekim yapmak anlamına gelmesi zaten yeterince acayip ve ürkütücüyken bir de makineye dipçik/kabza ekleyince, kameranın ‘ne olduğu’ değil ‘ne olması gerektiği’ne dair feci bir ideolojik saptama ortaya çıkıyor. Böylece “Kameranıza dipçik/kabza monte etseniz ne güzel olur!” diyen bu zihniyet aslında Soğuk Savaş’ın başlangıç dönemine uygun bir bireysel silahlanma çağrısına da imza atmış oluyor.

Bu hafta gösterime giren Scare Campaign/Kanlı Oyun adlı korku filminde ‘Maskeli Ucubeler’ adlı bir grup var; insanları korkutmak için kamera şakaları hazırlayanları vahşi yöntemlerle öldürmeyi kendine amaç edinen grubun kameraları da böyle bir modifikasyondan geçirilip silaha dönüştürülmüş. Ama uzun bıçaklar veya elektrikli testerelerin monte edildiği 2016 model bu kameralar ‘çekmek’ ile ‘vurmak’ arasındaki bağlantıyı epey kanlı biçimde izleyicinin gözüne sokarken tarihsel bir ironi de çıkıyor ortaya: 66 yıl önce önerilen şey, modernist bir ‘ben-öteki’ sınıflandırmasında ‘iyi ve ideal ben’ ile ‘kötü öteki’ arasındaki gerilime dayanıyordu. Oysa 2016’nın silahkameraları çekime -shooting!- başladığında, kabzayı tutanla namluobjektifin karşısında duranın kim olduğunun hiçbir önemi kalmıyor. Artık çeken de kötü öldürülen de, öldüren de kötü kayda alınan da…
Bu çıkış noktası hikâyeyi iyi bir medya eleştirisine doğru yöneltebilirdi belki, ama burada karşılaştığımız sinik ironi tarihsel çelişkilerden ve diyalektik çatışmalardan beslenmediği için anlatının hiç böyle bir şansı kalmıyor. Gerçi iktidar yandaşı medya kuruluşlarının -sadece Türkiye’de değil tüm dünyada- sunduğu görüntülerin toplum-medya ilişkisinde açtığı yaraların derinliğine bakılırsa böyle bir eleştiriye gerek yok artık; medya o kadar ısındı ki, yakında geri tepecek.
gez-goz-vizor-289526-1.
‘Kameranın silaha dönüştürülmesinde tarihsel ironi’den söz ederken hiç de sinik olmayan bir örneği hatırlamadan olmaz: 1902’de yayın hayatına başlayan Popular Mechanics dergisi 1952’de, ‘dipçikli kamera’ önerisini paylaştıktan bir yıl sonra, dünyanın en vahşi basın tröstü Hearst tarafından satın alındı. Böylece derginin kendisine bir dipçik takılmış oldu...