Gizemli, değerli hayvan manda ve Ahmet Hakan yanıtım!
ENVER AYSEVER ENVER AYSEVER

Sosyal medya hayatı gizlemeye başladı kaç zamandır. Akıllı telefonların içinde soluk almıyor, tersine her dakika ölüyoruz. Bu hafta Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nin davetiyle dört gün Trakya’daydım. Aydınlık gökyüzü altında yüzümde, yaşanan onca acıya karşın bir tebessüm belirdi. Kır kahvesinde oturan insanların anlamlı yüzü, bir demli çayın güzel tadı ve kahvenin kırk yıllık hatırını paylaştık. Elbet akşamları güzel sohbetlere rakı eşlik etti. Hüznü kadehe akıttık derler ya, öyle…
İnsan ne denli zalim ve acımasız bir varlık yeniden hissediyorum. Güzel dostum Sevinç Erbulak’a yapılan saldırıları okudum. Onurlu iki sanatçının kızı, sadece “aydınlık” dedi diye ağıza alınmayacak küfürlere muhatap oldu. Lağım medyası kin kusmaya devam ediyor. Beni ve pek çok arkadaşımı hedefe koyup sövüyorlar ve sürekli yalan söylüyorlar. Onları ciddiye alıyor değiliz ama zalimliğin ne boyutlu olacağını tekrar gördük. Neden bunları söyledim derseniz…
Prof. Tamer Dodurka ile yaptığımız uzun söyleşi beni derinden etkiledi de o yüzden. Yaşamını önce hayvanlara adamış, ardından da insan davranışı üstüne düşünmeye başlamış ve bilimsel temellendirmeler yapmış değerli bir aydın, bilim insanı. Bana nerdeyse nesli tükenmek noktasına gelen mandalardan söz etti. Bu hayvanın ne denli yaşamsal önemi olduğunu öğrendim hepimiz için. Saray’da bir köy kahvaltısında sütünü tattım. Bulunması güç. Bir tam gün başka besin almasanız o bardak yetiyormuş. Yoğurdu, kaymağı, eti bereketli ve lezzetli.

Köylüyü topraktan, hayvandan koparan neoliberal düzen, hem gençleri yaşam alanından koparmış, hem de manda türünün sonunu getirmeye neden olmak üzere neredeyse. İnsana, hayvana, doğaya duyarlı Tekirdağ Belediye Başkanı Kadir Albayrak göreve getirdiği Tamer Hoca’yla çok değerli bir sorumluluk üstlenmiş. Mandaların yaşaması, üremesi için köylünün yanında hem maddi, hem bilimsel olarak duruyor belediye. Hem iş sahası açılıyor, hem toplumsal hizmet veriliyor, hem de iktisadi büyük olanak yaratılıyor. Ama en önemlisi doğanın dengesi için gerekli olan bu hayvanlar koruma altına alınmış oluyor.
Tamer Hoca’yla mandaları yerinde ziyaret ettik. Dünyaya yeni gelmiş malaklarla oynaştık. Mandanın ne denli duygulu bir hayvan olduğunu öğrendim. Şiddet uygulandığında, sahibi küfürlü konuştuğunda bir yudum süt almak mümkün değil. İyi, dürüst, sevgi dolu insanı tanıyor mandalar. Bunca değerli, verimli olan bu hayvanların, büyük Avrupa iktisadi krizinde İtalya’yı kurtardığını da öğrendim. Hayat sokaklarda, köylerde, bahçelerde… Hayvanlara dokunmak, yüzlerine bakmak, ruhlarını anlamak öğretici…
Tamer Hoca, hayvanların sahiplerinin kişiliğini doğrudan yansıttığını, çağın hastalığı kaygı, ruhsal çöküntü gibi sorunların, hayvanlarda da sıkça görüldüğünü; nedenin sahipleri olduğunu söyledi. Sahiden de sadece kendimize değil; doğaya, hayvana zarar veriyoruz, gergin günlerdeyiz. Düşünmeye başladım son birkaç gündür hakkımda yazılanları, söylenenleri…
CNNTürk ve Hürriyet koruması altında görev yapan değerli gazeteci Ahmet Hakan, hakkımda “yobaz” diye yazmış. İlk tepkim ona yanıt vermek şeklindeydi doğrusu. Fakat mandalarla karşılaşınca ve bu kutsal hayvanların doğada ne derece önemli bir işlevi yerine getirdiğini görünce vazgeçtim. Gerilip çocuğuma, çevreme, hayvanlara niye zarar vereyim. Yaşam sokaklarda. Üç-beş yalancı alkış için bu güzellikten mahrum kalmaya değer mi?
Bir manda, televizyon programı yapamaz, gazete yazısı da yazamaz. Saf bir sevgiyle bağlıdır insana. Eğer şefkatli el uzanırsa her şeyini veriyor işte. Manda, ekrandan kimseyi hedef göstermez, çocuk tacizcilerini destekleyen yazılar yazamaz; bir manda elindeki gücü zalim biçimde kullanmaz, ahırdaki diğer arkadaşlarının kuyusunu kazmaz! Manda aydınlık bir hayvandır. Kimseye akıl verip, bilgiçlik tasladığı görülmemiştir. Üstelik iktidar sahibi olan çobanına boyun eğmez, tepki koyar. Velhasıl mandadan öğrenecek çok şeyimiz var.

Teşekkürler Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, teşekkürler Tamer Hoca ve beni bu insanlarla tanıştırdığın için genç dostum Kültür Müdürü Fatih Akın sana da teşekkürler. Eğer beni manda gibi değeri ve önemi büyük bir hayvanın gerçeğiyle tanıştırmasaydınız, ben bu yazıda Ahmet Hakan’a yanıt vermek zorunda kalacak, gerilecektim. Oysa değerli gazeteci Ahmet Hakan için sadece iyi bir dileğim var, bir an önce mandaların etik değerlerini kavramaya çalışsın. Faydasını görecek eminim…
(Sanatçı dostu, değerli belediyeci Ahmet Poyraz ayrı bir yazıyı hak ediyor. Tekirdağ bu yarışmacı ruhla ve özenle giderse bir kültür başkenti olacak. Yobazlıktan bunalan İstanbul halkının yeni sığınağı olur.)