Göçmenlerin aklındaki soru
02.04.2017 09:34 BİRGÜN PAZAR

VIJAY PRASHAD

Şubat’ın 22’sinde, Adam Purinton, iki Hintli erkekle tartışmaya başladığında, “Austin’s Bar and Grill” isimli bir mekândaydı. “Ülkemden defolun” dedi Purinton iki adama. 32 yaşındaki Srinivas Kuchibhotla ve Alok Madasani, Garmin isimli firmada teknoloji işçisi olarak çalışıyordu. Purinton ırkçı ifadelerle bağırdığı adamlara ateş etmeye başladı. Görgü tanığı Ian Grillot, müdahale etmeye çalıştı, göğsünden ve elinden vuruldu. Kuchibhotla hayatını kaybederken, Madasani ve Grillot yaralı kurtuldu.

Bi hafta sonra, 2 Mart’ta, Harnish Patel, Güney Carolina’nın Lancaster kasabasındaki evinin önünde vurularak öldürüldü. 43 yaşındaki Patel, bir bakkal işletiyordu, iyi bir işveren ve kibar bir adam olarak biliniyordu. FBI, olayı bir nefret cinayeti olarak soruşturmaya karar verirken, Lancaster İlçe Şerifi Barry Faile “Patel cinayetinin ırkçı motivasyonla işlendiğine inanmam için nedenim yok” dedi.

Ertesi gün, Washington eyaletindeki Kent şehrinde, bir Sih olan Deep Rai, özel garajında arabasını tamir ederken, kendisine “Ülkene geri dön” diye çıkışan maskeli bir beyaz adam tarafından vuruldu. Rai kolundan yaralı şekilde kurtuldu. Kent Polis Şefi Ken Thomas, bürosunun saldırıyı çok ciddiye aldığını söyledi. Bu atakların merkezinde, “ülkemden defol” ya da “kendi ülkene geri dön” teması var. “Asian Americans Advancing Justice” (AAAJ - Asyalı Amerikalılar Gelişen Adalet) isimli yeni bir internet sitesi, yurttaşlardan karşı karşıya kaldıkları nefret suçlarını rapor etmelerini istedi. Bu sitenin çıkış noktası, Donald Trump’ın Çin karşıtı retoriğinin sonucu olarak Doğu Asya Amerikanları’na yönelik saldırılardı. AAAJ’den Karin Wang, durum için “Japonların ekonomik düşman olarak tanımlandığı 1980’leri anımsatıyor” diyor. O dönemde Japonya ABD’nin oto endüstrisine tehdit olarak görülüyordu. Bugün ise Çin, ABD’deki işlerin hırsızı olarak tarif ediliyor.

Hintli Amerikalılar’a yönelik saldırıların kaynağı Çin karşıtı retorik değil. Bu saldırıların motivasyonu, Hintliler’i teröristler ve yüksek teknoloji işlerinin gaspçıları olarak görmek. Kuchibhotla, Patel ve Rai, ne bu şekilde aşağılanan ilk kişiler ne de son olacaklar. 11 Eylül saldırıları sonrası, pek çok Sih vuruldu ya da dayak yedi çünkü başlarındaki türban, Usama bin Laden’in kafasındaki sarıkla karıştırılıyordu. 2012’de Wade Michael Page, Wisconsin eyaletindeki Oak Creek’te bulunan bir guru yoluna (sih tapınağı) girip altı kişiyi öldürdü, dört kişiyi de yaraladı. Page, “ırksal kutsal savaş” başlatmaya gelmişti.

Page ve Purinton’u yaratan beyaz üstünlükçülüğü lağımı İranlı’yla Hintli’yi, Sih’le Müslüman’ı ayırt etmiyor.

Adam Purinton iki İranlı ya da “Ortadoğulu” öldürdüğünü sandı. Hintli Amerikalılar’ın İranlı ya da Ortadoğulu olmadığını söylemenin anlamı yok. Ama Purinton için, o kişilerin İranlı olduğunu düşünmesi yeter. Güney Asyalılar’a “teröristi” oynatmak bir Hollywood alışkanlığıdır. Mumbai doğumlu Aasif Mandvi'nin 1998 yapımı Kuşatma filmindeki rolü teröristleri Güney Asyalı görüntülü şeklinde tanımladı. Sterotipler gerçekliğe dönüşüyor; nefret akılcılığa kısa devre yaptırıyor. “Ben Arap değilim” ya da “Irkçı değilim” diye haykırmak çocukça. Purinton ve Page gibileri bu tür inkârları umursamıyor. Görmek istediklerini görüyorlar. Onlar için turnusol kağıdı, koyu ten.

Trump’ın özel Danışmanı Steve Bannon, uzun zamandır Kuchibhotla ve Madasani gibi Güney Asyalı yüksek teknoloji işçilerini hor görüyor. Bannon, 2015’te Breitbart’taki radyo programında, o dönem başkan adayı olan Trump’la bir röportaj yapmış, ABD’deki yüksek teknoloji endüstrisinde çok fazla Hintli’nin çalıştığını ifade ederek, belki de bu kişilerin bu sektöre girişiyle ilgili kısıtlamalar olmalı, demişti. Yüksek teknoloji işçilerinin ABD’ye girişini sağlayan H-1B vizesi özellikle Bannon’un hedefindeydi. Programda, Trump Bannon’ın aşırı görüşlerine, kuşkuyla yaklaştı, “Dikkatli olmalıyız, yetenekli insanları bu ülkede tutmalıyız” dedi. Bannon, “Silikon Vadisi’ndeki CEO’ların üçte ikisi Asya’dan ya da Güney Asya’dan gelmişse, bence…” dedi. Sözlerini tamamlamaya tereddüt etti. “Bir ülke ekonomiden daha fazlasıdır, biz medeni bir toplumuz” şeklinde karşşılık verdi. Bannon, “medeni toplum” derken, ABD’nin önceliğinin kendi “yerli” yurttaşları olmasına dair gerekliliği kastediyor. Başka bir değişle, beyaz Amerikalılar, ülkenin nimetlerinden yararlanma konusunda ilk sırada olmalılar, diyor. 2016’nın Martı’nda Bannon’un görüşlerini benimseyen Trump, “H-1B programı, ne çok yetenekliler ne de göçmenler için. Bunlar Amerikalılar’ın yerine daha düşük ücretlileri koymak için getirilen geçici yabancı işçiler. H-1B’yi sonsuza dek kaldıracağım ve öncelikle Amerikalı işçilerin işe alınmasını şart koşacağım” dedi. “Amerikalı işçiler” lafını, Purinton ve Page gibileri “beyaz işçiler” olarak duyuyor. Onlara “Ülkenize geri dönün” diye bağıranlar da bunu işaret ediyorlar.

Nisan 2016’da başka bir radyo programında, Bannon, ABD’ye gelen göçmenlerin “Jeffersoncu Demokratlar olmadığını” söyledi. “Buraya gelenler DNA’larında binlerce yıllık demokrasi olanlar değil” dedi. Demokrasinin DNA’ya işlemiş olması düşüncesi, yalnızca bazı “ırkların” derilerinin altında demokrasi olduğuna ve Asyalıların da bu grupta yer almadığına işaret ediyor.

Hayatını kaybeden Srinivas Kuchibhotla’nın geride kalan eşi Sunayana Dumala, 28 Şubat’ta Facebook profilinde şöyle yazdı: “Tüm göçmenlerin aklındaki soru şu: Biz buraya ait miyiz? Burası hâlâ bizim hayalini kurduğumuz ülke mi ve hâlâ çocuklarımızı yetiştirebilmemiz için güvenli mi?” Soruyu cevapsız bıraktı… Sunayana Dumala için bir yanıt yok.

Çeviri: Ömür Şahin Keyif