-Reklam-
Anasayfa KÜLTÜR SANAT God Is An Astronaut: “Epitaph, en karanlık albümümüz”

God Is An Astronaut: “Epitaph, en karanlık albümümüz”

“Bu albüm spesifik olarak hayatlarımızdaki trajediye dayanıyor. Yazdığımız her şey kendi hayatlarımızda bize olanlara dayanıyor. O yüzden daha önce yaptıklarımızdan daha karanlık bir kayıt oldu”

İrlandalı post-rock grubu God Is An Astronaut 14 Aralık’ta İstanbullu dinleyicisiyle buluştu. Zorlu PSM’de sahneye çıkan dünyaca ünlü grup, bu yıl içerisinde çıkardığı Epitaph albümünden şarkılarını çaldı. Konser öncesinde bir araya geldiğimiz grup üyeleri, Torsten Kinsella, Niels Kinsella, Lloyd Hanney ve Robert Murphy ile  ‘Epitaph’ albümünü konuştuk.

Epitaph albümüyle başlayalım isterim. Kayıt ya da yazma gibi süreçler anlamında bu albümün diğerlerinden farkı var mı?

Torsten Kinsella: Evet bazı şeyleri değiştirdik. Bu albüm spesifik olarak hayatlarımızdaki trajediye dayanıyor. Yazdığımız her şey kendi hayatlarımızda bize olanlara dayanıyor. O yüzden daha önce yaptıklarımızdan daha karanlık bir kayıt oldu. Bu sizi trajediye taşıyan bir albüm. Biz insanların bu karanlığı görmesini istedik. Piyano ve soundlarla birlikte o kırılganlığı hissettirmek istedik. Yaptığımız her şeyde temayla uyuşması gerekliliğini hissettik. Bu bizi analog mastering yapmak gibi bazı kararlara taşıdı. Erken 90’lı yılların mastering’ini korumak istedik albümde.

Niels Kinsella: Kaybettiğimiz kuzenimizin anısına yaptık aslında albümü bir yandan da. 7 yaşındayken öldü. Çok dramatik zamanlardı. Bu albüm o ruhu yakaladı. Bu yüzden de çok daha karanlık bir albüm. Aydınlık bir görüntü olsun istemedik. Bu bize uymadı.

Lloyd Hanney: Tüm yönleriyle bunu albüme yansıtmaya çalıştık. Yalnızca müzikle değil kayıtın yapılışıyla da sizi bu havaya sokuyor. Melankolik bir ses.

T.K.: Bir kayıt ne zaman fazla rock ağırlıklı duyulursa, o zaman anlamını yitirebiliyor. Biz de ağır ve karanlık olarak tutmak istedik, ama rock değil.

Albümleriniz arasındaki en karanlık albüm diyebilir miyiz o halde?

T.K.: Evet, kesinlikle öyle. Şüphe yok.

Fotoğraf: İnci Şirin

Albüm kaydetmek tüm gruplar için çok önemlidir. Kaydettiğiniz müziği de aynı şekilde sahnede çalmanın da zor olduğunu söyleyebiliriz. Sizler sahnede bunu nasıl yapıyorsunuz?

T.K.: Başlarda yapmak çok zordu çünkü başlarda bu bir stüdyo projesiydi. Biz aslında canlı seçeneklere kısıtlı kalmak istememiştik. Bu müziği canlı çalmaya gelince çok zor oldu. Ama zamanla teknoloji ilerledi. Her şey daha kolay hale geldi. Uzun zamandır yapıyoruz ama bu bizim ikinci doğamız gibi. Bir kere o tempo yakalandığı zaman, o noktada akıp gidiyor.

L.H.: Biri bana daha önce sormuştu çalarken ne düşünüyorum diye. Her şarkı beni yazıldığı zamana götürüyor. Epitaph için de hiç hayal edemeyeceğimiz bir karanlığın içindeydik. “Medea” da o şarkılardan bir diğeri. İnsanların bizim gerçekten neler hissettiğimizi performanslarımızda anlayabildiklerini düşünüyorum.

Bu albümün karanlığını düşünürsek, bu tarz bir duygunun üzerinize yapışık kalacağını düşündünüz mü hiç?

N.K.: Evet bazen. Bazen Epitaph şarkısı söylerken cenazeye geri dönüyoruz. Çok duygusal oluyor. Çalarken yıkılmamak için bir denge tutturmanız gerekiyor. Bu terapi gibi oluyor.

T.K.: Bence de özellikle “Medea” çalarken bazen öfkeleniyorum. Onun öyküsü bu şarkı. Ve yaptığı korkunç şeyleri biliyorsunuzdur.

Sizin müziğinizi dinlemek ile herhangi bir film izlemek arasında bir bağıntı olabileceğini düşünüyorum. Buna katılıyor musunuz? Çünkü bir kompozisyon var şarkılarınızda.

T.K.: Evet. Epitaph mesela piyano ile başlıyoruz modu oturtmak için. Atmosfer için de son 40 saniye çok önemlidir. Yalnızca melodi değil ortamı da çok önemli şarkının. Ve geri kalan kısımlar da bileştirme kısımları, sizin ölü bedeni bulduğunuz an gibi. Bu saf bir korkudur. Bu yönden bakınca evet bir film gibi. Bir diğer şarkı “Oisin” mesela onun hakkında. Onun insanların hayatına getirdiği mutluluk hakkında. Ama yine bir gariplik hali içinde. Diğer şarkılar da “Komorebi” gibi var. Müzik benim için yeterli olmamıştı. Başka şeylere de ihtiyaç duydum. Güzel ormanlarda yürümek, ormanların zamansızlığını görmek kendimi temellendirmeme yardımcı oldu. “Seance Room” ise son yazdığımız oldu. Gece 2-3 gibi yazmıştık. İyice o karanlığı hissediyorduk. “Mortal Coil” de mesela başka bir açıdan yaklaşıyor.

Robert Murphy: Film benzetmesi konusunda bir ek yapabilirim. Soundtrack albümlerinin böyle bir motivasyonu olabiliyor genelde ama bizde yoktu. Başta tüm kaydın odağı piyanoydu. Sonra üzerine başka enstrümanlar ve teknikler de eklendikçe piyano şarkının son halinde merkezden ayrılıyor.

Bu albümü dışarıda bırakırsak, sizin için önemli olan duygular nelerdir?

T.K.: Dehşet ve kayıp hislerini alıyorum. Mesela 7 yaşında oğlunuzu kaybetmeniz yaşlı birinin ölmesi kadar doğal bir durum mu sizce? Bu doğanın kanunlarına aykırı duyguları saklamak istiyoruz. Trajik bir şeyler yaşadığınız hislerini oluşturmak istedik. Ama ufak da olsa en sonda bir umut da var. Sonuçta zaman makinasına atlayıp zamanda geriye gidip bir şeyleri değiştiremeyiz. Hayat devam ediyor. Haberi aldığımızda 2 yıl önceydi. Christmas’tan hemen önceydi. Ne kadar dağılmıştık hatırlıyorum. O yüzden kimse ne düşünür diye umursamadan kendimize gereklilik olarak yaptık bu albümü. Bu albüm bizim en güçlülerimizden. Trajik bir olay yaşadığınız zaman tam kalbinizin ortasından yazmaya başlıyorsunuz. O yüzden bundan sonra da bir şey yazarken çok güçlü söyleyecek şeylerimin olmasına dikkat edeceğim.

Yeni albüm yayınlama planınız var mı?

L.H.:  Şimdilik hayır. Live albüm üzerinde çalışacağız. Bu bizim için de güzel bir şans olacak. Çünkü bildiğiniz gibi bazen şarkılar canlı söylerken daha farklı bir hal alabiliyorlar. Tamamen farklı tempolarda versiyonlar gelişebiliyor. Bence bu şarkıları yakalamamız lazım. Stüdyo dönemi de yapmak istiyoruz, bazı şarkıları yeniden kaydedebilmek için. Hep istediğimiz organik duyguyu verebileceğiz.

Hiç Türkiye’den takip ettiğiniz müzik var mı?

L.H.: Hayır.

N.K.: Önceki geldiğimizde bizden önce Türkiye’nin çok büyük bir rock grubu sahnedeydi. Hayranları çok heyecanlıydı.

R.M.: Belki siz bizi bu konuda aydınlatabilirsiniz indie ya da alternatif alanlarında neler olduğu gibi.

N.K.: Normalde evdeyken hiç bunlara denk gelmiyoruz. Çok fazla müzik var dünyada ve insanlar bunların çoğunu bilmiyor. İnternetten random müzik bulmak enteresan olabilir. Türkiye’de olanlar buranın dışına pek çıkmıyor gibi. Biz müzikal bir aileden beliyorduk. Babam Thomas bana “İrlanda böyle müzik yapmak için çok küçük” demişti. Özellikle de enstrümantal müzik yapıyorsanız. 2001’e dönersek internet bizim dünyanın geneline yayılmamıza yaradı. Bugün burada olmamızın sebeplerinden biri de bu belki. Şu an çok fazla gruplar var. Ama biz çıktığımızda böyle değildi. Yapmanız gereken tek şey iyi müzik yapmaktı. Çoğu insan da bunu yapabildiğimizi düşündü.

L.H.: Mesela Türkiye’de bulunan ve bilinmesi gereken grupların tanınmasını nasıl sağlıyorsunuz? Mesela bizimle çalan Türk grupların da olması gerekirdi bu gece. Bu bir numaralı yanlış. Bu bile gerçi sizi diğer ülkelerde tanınır hale getirmez. Türkiye’deki radyo istasyonları belki böyle listeler yapmalı ilginç müziklerden. Indie çalan istasyonlar mesela olabilir. Dünyada bunun örnekleri var.

- Reklam -

SON HABERLER

İHD: 2018’de 32’si çocuk olmak üzere 673 kişinin yaşam hakkı ihlal edildi

İnsan Hakları Derneği (İHD), 2018 Yılı Türkiye İnsan Hakları İhlalleri Raporu’nu açıkladı....

Gebze Cezaevi önündeki ailelere polis saldırısı

Açlık grevinde olan tutukluların aileleri, Gebze Cezaevi önünde oturma eylemi yapmak istedi,...

Dışişleri Bakanlığı’ndan Macron’a tepki

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy'dan Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Suriye Demokratik Güçleri heyetini...

Edirnekapı’da metrobüs yolcuya çarptı

Edirnekapı Metrobüs Durağında meydana gelen kazada metrobüs bir yolcuya çarptı. Edinilen bilgiye...

Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ilk atama

Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterlik görevine Serdar İğdeler atandı.

AKP’li belediyeden kalma borçların asılı olduğu billboardlar tahrip edildi

31 Mart seçimlerinde CHP'nin AKP'den devraldığı Çanakkale Bayramiç Belediyesi’nin borç durumunun yer...

Devlet televizyonundan cinsiyetçi plan: Kadın ve erkeklere ayrı kanal

İtalya’da hükümete bağlı ulusal kanal RAI, kadın ve erkekler için ayrı televizyon...

Konya’da fabrikada hidrolik makinesi patladı: 1 ölü

Konya'da, hidrolik makinesi patlayan fabrikada bir işçi hayatını kaybetti.

Antalya’da deniz dibi temizliği yapıldı

Antalya'da düzenlenen deniz dibi temizliği çalışmasında buzdolabı, halı, battaniye, çaydanlık, araç lastiğinin...

İBB Başkanı İmamoğlu belediye çalışanlarıyla buluştu

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, "Bu kuruma hizmet etmeyip maaşını buradan...

Sonraki haber