Gol krallıklarından kader ortaklığına...
ALİ MURAT HAMARAT ALİ MURAT HAMARAT
Kupaların kupasına günler kala 1958’de yıldızlaşan Roger Piantoni hayatını kaybetti. Piantoni ve aynı turnuvada kırılması güç bir rekora imza atan Fontaine’nin benzerlikler taşıyan hikâyeleri...

Dünya Kupası’na yaklaşılırken, ajanslara düşen bir haber futbol meftunlarının gözünden kaçmıyordu. Fransızların eski yıldızlarından Roger Piantoni 86 yaşında hayatını kaybetmişti.

İtalyan asıllı bir ailenin çocuğuydu. Annesini ufacıkken kaybetmiş, dedesiyle annesinin yanında büyümüştü. Ailesinin madenci olmayan ilk erkeği oydu. Bir taraftan amatör olarak futbol oynuyor, öte yandan toprak üstünde çalışıyordu.

Alt yaş gruplarında şampiyonlukla tanışan US Piennes’in bir parçasıydı. Madende iş bulma umuduyla kente gelen Polonyalı ve İtalyan göçmen çocuklarından oluşan takım o tarihlerde oldukça başarılıydı. Piantoni ve arkadaşları mutlu sona ulaşırken, yine Polonyalı göçmen bir aileden gelen Raymond Kopaczewski’nin takımını devirmişlerdi. Tesadüf bu ya o delikanlı sonradan Fransa Milli Takımı’nın beyni olacak; soyadını basitleştirecekti...

1950’de Nancy’de kariyerine başlayan delikanlı, henüz daha ilk maçında iki defa ağları sarsıyordu. Yaptıkları yapacaklarının teminatı olmuş, ilk sezonunda gol krallığını kimseye kaptırmamıştı. 1952’de İrlanda karşısında ilk defa milli formayı terleten forvetin ünü kısa sürede sınırı aşıyordu. İtalya’dan büyük kulüpler peşine düşse de başkan onu bırakmıyordu.

1954 Dünya Kupası’nı sakatlık yüzünden kaçıran Piantoni, 1957’ye kadar Nancy’de kalmıştı. Takım küme düşünce, yıldızlar bir bir ikâmetlerini başka yerlere aldırıyordu. İşte o tarihlerde en iyi oyuncusu Kopa’yı Real Madrid’e satan Reims, hemen İtalyan asıllı forveti transfer ediyordu. Just Fontaine ile kurduğu ortaklık hem şampiyonluk getirmişti hem de Polonya asıllı maestronun gidişini unutturmuştu.

Bir koltuğunda iki karpuz taşıyanlardan, hem Reims hem de Fransa’yı çalıştıran Albert Batteux, 1958 Dünya Kupası’na yıldızlarını götürüyordu. Onların yanına eklenen ülke futbolunun biricik Napolyon’u Kopa’yla kanatlanan Horozlar yarı final görmüştü. Şampiyon olarak taçlanacak Brezilya’dan beş yiyen Maviler adına o gün ağları sarsmıştı. Arkadaşları Almanya’yı farklı devirip dünya üçüncüsü olurken, Piantoni hastanedeydi. Acil apandist ameliyatına alınan forvet, bu yüzden son karşılaşmayı kaçırmış; turnuvayı üç golle kapatmıştı.

Ertesi yıl Şampanyacılar, Şampiyon Kulüpler’e ambargo koyan Real Madrid’le finalde buluştularsa da Kopa’nın oynadığı Beyaz Şimşekler zafere ulaşmıştı. Dört ay sonra Bulgaristan karşılaşmasında dizine aldığı darbe bir anda dünyasını karartıyordu. Defalarca ameliyat masasına yatsa da bir türlü eskisi gibi olamıyordu. 1960-61 sezonunda dizi müsaade edince on sene önce Nancy’de yaşadığı mutluluğu tekrarlamış, gol kralı olmuştu. Zaten bir o sezonda oynayabilmiş, onun dışında tek tük sahne alabilmişti.

Kariyerini Nice’de noktalayan Piantoni’nin adı bugün AS Nancy’nin stadı olan Marcel Picot’nun bir tribününde yaşıyor.

Ayrıca Fransa Ligi’nin en çok meşin yuvarlağı ağlarla buluşturanlar listesinin altıncı sırasında ona rastlanıyor.

Futbolun çok sert oynandığı bir dönemin sayısız kurbanından biriydi. Tıpkı takım arkadaşı Fontaine gibi.

Fransız bir babayla İspanyol bir annenin çocuğu olarak 1933’te doğan Fontaine, ailesinin Casablanca’ya taşınmasından sonra futbolla tanışıyordu. Şehrin takımında leblebi gibi gol attıktan sonra Nice’e taşınmıştı. 1956’da şampiyonluk tattıktan sonra o zamanların güçlü takımı Reims’in yolunu tutmuştu. Kopa veriyor, o atıyordu. Polonyalı küçük dev adam İspanya’ya gidince, yerine transfer olan Piantoni’yle de coşuyor; üç şampiyonlukta ziyadesiyle tuzu oluyordu. Takım arkadaşı gibi o da iki defa gol kralı olmuştu.

1958 Dünya Kupası’nda Fransa yoluna doludizgin devam ederken, Fontaine dur durak bilmiyordu. Ortağı Piantoni’nin kaçırdığı Almanya ile oynanan üçüncülük maçında dört defa ağları sarsan oyuncu, turnuvada 13 gol atmıştı.

Birçoklarının birkaç şampiyonada yapabildiğini o bir organizasyona sıkıştırmıştı.

1959’da Şampiyon Kulüpler Kupası finalini kaybeden takımın en büyük umuduydu. Her şey iyi gidiyordu ta ki bir Sochaux maçına kadar. 1960’da Sekou Toure’nin darbesiyle ayağı kırılan Fontaine bir türlü kendine gelemiyordu. Kim bilir o dönem çektikleri, ertesi yıl Profesyonel Futbolcular Birliği’ni kurmasına vesile olmuştu. 1962’de futbola nokta koyduğunda daha 29 yaşında bile değildi.

Önce Kopa vefat etmişti; 26 Mayıs’ta da Piantoni. O Fransız şeytan üçgeninden geriye bir Fontaine kalmış durumda. Yazın 85. yaşını kutlamaya hazırlanan efsanenin tek bir Dünya Kupası’nda attığı 13 golün 60 yıldır yanına yaklaşılamıyor. Rekoru bir gün kırılır mı; maç sayısını artırmadan imkânsız gözüküyor.