Gölge et, başka ihsan istemem
MELİH PEKDEMİR MELİH PEKDEMİR

Mevsimler tablosunda eylül ayı ile birlikte sonbahar başlar. Eylül başında bile hissedilen sıcaklık 41 dereceye ulaşmıştı. Yazar sataşacak bir yer veya şey veya şahıs arıyordu, ama başını belaya sokmamalıydı. Başını belaya sokmadan sataşabileceği bir şey bulmuştu neyse ki. Karşı çatıda bir Karga çatır çatır sıcakta gaklamaktaydı.

Ve üstelik Yazar herkes tatildeyken ciddi yazılar yazmaktan bunalmıştı, sıcaktan bunaldığından bile daha fazla. “Zaten terden sırılsıklamım, beynim sulandı, bari şöyle serin şeyler yazayım” diye düşündü, klavyenin başına oturdu ve “Bu hafta benden ciddiyet bekleyenler şimdiden okumayı bıraksın” uyarısıyla başladı.

Önce, “Beynimiz sulandı mı Karga?” diye sordu. Yani beynimiz de terler miydi, beynimiz terleyince sulanmış sayılır mıydı? Karga’nın cevabını beklemeden, beyin önemliyse, akıl olması için önce beyin lazımsa, kolektif akıl için kolektif beyin olur mu? diye, bir daha sordu Yazar.

“Olmaz” dedi Karga. Ve kargaya bokun ilaç demişler gitmiş denizin ortasına sıçmış ithamını tekzip edip ilaç niyetine sürdürdü konuşmasını: Ama akıl gibi beyin de hem basit hem karmaşıktır. Üstelik akıl karışır ama beyin karışmaz. Akla kılavuz, ideoloji de lazımdır.

Yazar, bu kez kılavuzu karga olanın burnu boktan kalkmaz, diye sinsice içinden geçirdi ve tekrar sordu: Peki Karga, beyin basit midir, karmaşık mıdır?

Beyin bileşenleri basittir, diye cevap verdi Karga: 1 litre su, 160 gr yağ, 110 gr protein, 15 gr şeker, 10 gr tuzdan ibarettir (bkz., @bilio_muydunuz). Ama gri renkli, çıkıntılı, yaklaşık bir kilo ağırlığındaki, su, protein ve yağ karışımı süngerimsi bir toparlak cisim olan beynimiz, yüz milyar sinir dokusu ve bir milyon kilometre uzunluğunda karmaşık bir bağlantı hattına sahiptir. Kitap okumak, müzik dinlemek veya araba sürmek veya faşizme karşı çıkmak gibi sıradan ve sahici bir eylemimizde bile, beynimizin doku labirentlerinde büyük boyutlarda kimyasal madde ve elektrik akımı oluşmaktadır.

Öte yandan, “Beyin bedava” diye meşhur bir söz vardı ya, palavradır ve beynin de bir maliyeti vardır, hesaplarsan görürsün diye ilave etti Karga. Yazar hemen hesapladı: 1 litre su (pet şişede 2 lira, muslukta 0. 04 kuruş ama beyinde kalite peşindeyseniz musluk suyu kullanmayın), 160 gr yağ (kaliteli sızma zeytinyağındaki haliyle 6 lira), 110 gr protein (1 kilo dana etinde yaklaşık 220 gram protein varsa, demek ki 20 lira), 15 gr şeker (8 kuruş), 10 gr tuz (3 kuruş) şeklinde dövize endeksli olmayan şimdiki toplam maliyeti 28 lira 11 kuruştur, KDV dâhil. Gerçi akıl karışır beyin karışmaz dedin ama Karga, bu malzemeyi mikserden geçirip beyin elde etmek mümkün mü?

Hani kargalar bile güler ya, “Belki de mümkün” diye sırıttı Karga. Ayrıca “beyni sulanmış” lafı da mesnetsiz, herkesin beyni 1 litre su zaten. Ve ardından “Beyin olsa da yesem, şöyle sulu sulu” diye gakladı. “Besle kargayı yesin beynini” diye kızdı Yazar. Karga ideolojisi böyleydi işte.

Peki, ideoloji de mikserden geçirilebilir mi? diye yine sordu Yazar. Baksana şimdi baştakiler akıllarına kılavuz olsun diye dincilik, milliyetçilik, faşizm, popülizm, neoliberalizm vb. ideolojilerinin hepsini birden bir çırpıda savunabiliyorsa, pekâlâ ideolojileri de mikserden geçmiş demektir.

“Ama bunu bir çırpıda yapabilmek kargadan kılavuzluk (reislik) ve o kargadan da başka kuş tanımamak gerektirir” diye gaklayarak güldü Karga.

Ve sonra uçarak uzaklaştı; uzaklaşırken gölgesi kalmıştı.

“Sayende yazdım bu yazıyı Karga” diye söylendi Yazar. ‘Saye’ kelimesi Farsçada gölge demektir. ‘Sayende’ dediysem “senin gölgen yardımıyla” demiş oldum. Bir daha gel ve gölge et, başka lakırdı istemem.

•••

Nitekim bundan dokuz yıl önce 24.08.2009 tarihinde yine böyle berbat sıcaklarda Yazar bu köşede ‘Lakırdı’ başlığıyla bir şeyler de yazmıştı:

Deniz tuza susamıştı / Ama tuzu su içti. / Ve sus dedi denize, kimseye söyleme… / Sen ki oğlusun tuzlu okyanusun / Her daim tuz bulursun.

Balık buza acıkmıştı / Ama buzu deniz yedi. / Ve sus dedi balığa, kimseye söyleme… / Sen ki kızısın buzuldaki yunusun/ Her daim buz bulursun.

Denizi olmasa da tuzu kuruydu suyun. / Balığı olmasa da ufku semizdi denizin. / Tuzlu suyla gargara yaptı deniz. / Balık anlayamadı gırgırı, yakalandı gırgıra… / Ve su denizle tam dalga geçiyordu ki...

Gırgırın ağlarından çıkıverdi, / Bir yaşlı yosun, bilgesi okyanusun: / Susun diye bağırdı, hepiniz susun! / Kesin lakırdıyı! / Deniz pustu. Su sustu. / Balık ve tuz konuştu: / Lakırdı değil lakerdayız biz dediler. / Ve bilge yosunu afiyetle yediler.
Eh, yanında bir de buzlu rakı…

(Türkçe meali: Tuzu kuru olamayan yazarınız, terden tuzlusu sıvısı kıvamındayken, sırf köşesi boş kalmasın diye ve lakırdı niyetine yukarıdaki herzeleri içmiştir; muhalif yazarınız hava muhalefeti nedeniyle aslında yazısını yazamamıştır. Hadi bana geçmiş olsun…)