Görünmezler
ÖZGE BAŞAK TANELİ ÖZGE BAŞAK TANELİ
Hatırlayanlarınız var mı? Prof. Dr. Yılmaz Esmer “Radikalizm ve Aşırıcılık” adlı araştırmasını yaparken
Hatırlayanlarınız var mı? Prof. Dr. Yılmaz Esmer “Radikalizm ve Aşırıcılık” adlı araştırmasını yaparken Türkiye’de, farklı illerde yaşayan kişilere “Kimlerle komşu olmak istemezsiniz?” sorusunu sormuştu ve katılımcıların yüzde 87’sinin cevabı “eşcinsellerle” olmuştu. Homofobi sadece eşcinselleri değil yasaları yani insanlığı bu da demek oluyor ki ülkeyi ilgilendiren bir konu. Ülkemizde başını almış giden tahammülsüzlüğe ben dahil birçoğumuzun tahammülü kalmadı artık. Bir kesim ya umudunu kesti bakmadan, görmeden ve artık konuşmadan kendi kabuğunun içinde yaşamayı seçiyor ya da ne diyeceğini bilemiyor artık, ümidini kesmiş. Sosyal kodlar, ahlak, namus derken artık tam olarak neden bahsettiklerini bile bilmeyen ancak benzer kelimeler ve kuramlar etrafında saçmalayan, öfkeden gözleri dönen ve çevresindekileri de şiddete sürükleyen bu “kendilerini insan sananlar”  başımızı yeterince şişirdiler. “Bizim toplumumuz bunu kaldırmaz” diyip hiçbir işin içinden çıkamaz, mantıklı bir çözüme varamazsınız.  Bu toplum küçük çocuklara, hayvanlara tecavüzü kaldırıyor da sevgiden doğan bir ilişkiye mi saklıyor bütün kinini? Kötülükler, haksızlıklar için tek kelime edilmezken konu neden eşcinselliğe gelince ahlaktan, namustan bahseden insanlardan geçilmiyor?  Görünen o ki sevmek de sevişmek de çok hoş karşılanmıyor. Her şeye kurallardan duvarlar örülmüş.

 Eşcinsellerin aşağılanmadan, dışlanmadan, “namussuz”, “hasta”, ”sapık” diye nitelendirilmeden, önyargısız yaşayacakları bir zaman dilimi elbet olacak. Hepimiz biliyoruz ki o zaman dilimine bugünkü kafa yapısıyla varılmayacak. Kimsenin hayat kalitesi cinsel seçimleri yüzünden düşürülmemeli. İşe alınırken-işten çıkartılırken, ev satılıp- kiralanırken, askerlik söz konusu olduğunda kişinin cinsel hayatı sadece kendisini ilgilendirmeli.  Yaptıkları seçimler hayatlarının her alanlarında önlerine bir engel olarak çıkartılmamalı. Çıkarılırsa da bu ayrımcılık suçu sayılmalı. Madem herkesin mahrem saydığı herkes için mahrem kalmalı o zaman kimse kimsenin kimi sevdiğine, kiminle seviştiğine karışmamalı. Artık eşcinsellik karşıtı söylemlerin bir cezası olmalı. Ve eşcinseller medyada da bir komedi unsuru olarak değil de gerçek hayatlarında oldukları, yaşadıkları halleriyle yerlerini almalı. Çoğu maalesef, ailesinden, dostlarından, iş arkadaşlarından, komşularından korkar hale getiriliyorlar. Bu konu bazı insanlar tarafından da oldukça önemsiz sayılıyor. Eşcinsel oldukları için öldürülen, tecavüz edilen, işkence gören, işinden olan ya da hayatları boyunca bunlardan birini yaşamaktan korkan insanların acılarını hafife alıyoruz.

Homofobinin ya da cahilliğin hemen yok edilemeyeceği bir gerçek ancak susmak, görmemezlikten gelmek ardından olumlu bir değişimi getirmeyecek.  Devlet de bu konu üzerindeki sessizliğini korumaya devam ederse, eşcinseller üzerindeki önyargıların ve hoyrat ellerin kalkması çok kolay olmayacak.