‘Gözden kaçan’ bağlantılar
AYÇA SÖYLEMEZ AYÇA SÖYLEMEZ

Ankara Katliamı, ya da Barış Mitingi saldırısı, ya da 10 Ekim… Saldırıda ağır yaralanan ve 20 aydır tedavi altında olan Mustafa Budak’ın da iki ay önce hayatını kaybetmesiyle, ölü sayısı 101 oldu.

Ankara Garı önündeki Barış Mitingine 10 Ekim 2015’te düzenlenen saldırıyla ilgili açılan dava Kasım 2016’da başladı ancak geçen bu sürede gördüğümüz, sanıkların hapisteyken bile tanıkları ve yakınlarını kaybedenleri nasıl tehdit ettiği oldu. Zaten 35 kişinin yargılandığı dosyada, sanıkların 16’sı firari, üçünün de sonradan yapılan polis operasyonlarında öldüğü iddia ediliyor. 13 sanık bombalı saldırıdan, 22 sanık da IŞİD üyeliğinden yargılanıyor.

Avukat Nuray Özdoğan’ın, yargılama henüz başlamadan önce açıkladığı tespitler baki, sorular hala cevapsız, kamu görevlileri soruşturmadan muaf. (Soruşturma da İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettiş raporunda olayda ihmali olduğu gerekçesi ile haklarında soruşturma yapılması istenen kamu görevlileri tarafından yürütülmüştü.)
Gelecek duruşma 25 Eylül’de. ‘Gözden kaçan’ tespitleri bir kez daha hatırlatalım o halde:

»Ankara Katliamı davasının firari sanıkları ile 2 Mayıs 2016’da Antep’te karakola saldırı davasının sanıkları, 2014 yılında araçlarında yapılan aramada IŞİD’e ait dokümanlar ve infaz görüntülerinin de içinde olduğu harddiskle yakalandı. Tutuklandılar, 30 Ekim 2015’te tahliye edildiler.

»Dosyada adı, katliamı organize eden kişi olarak geçenlerden ve Antep’teki polis operasyonunda üzerindeki bombayı patlatarak öldüğü iddia edilen Halil İbrahim Durgun, Ankara’da bombayı patlatanları taşıdığı araçla, polis çevirmesine takılmadan aynı yoldan Ankara’dan Antep’e döndü. Aynı plakalı araçla Antep’te günlerce dolaştı.

»Şimdi tutuklu olan sanıklardan birinin kimliği, Ankara saldırısından çok önce, içinde bomba yapım malzemeleri olan bir çantadan çıktı. İfadesi alınıp serbest bırakıldı.

»Antep Emniyet Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişliğine gönderdiği 18 Aralık 2015 tarihli yazıda, katliam sanıkları Yakup Şahin, Deniz Büyükçelebi, Müslüm Bizet, Yunus Durmaz, İlhami Balı ve intihar saldırganı Yunus Emre Alagöz’ün teknik takipte olduğunu bildirdi. Yine Antep Emniyet Müdürlüğü, 15 Temmuz 2015’te de 21 ilin emniyet müdürlüğüne yazı yazarak Yunus Durmaz’ın Antep’te olduğunu ve IŞİD’in Antep sorumlusu olarak eylem planladığını bildirdi. Yani, saldırganların bir kısmı saldırı sırasında teknik takipteydi.

»İntihar saldırganı Yunus Emre Alagöz ‘izleniyor olmasına rağmen’, saldırıdan bir gün önce Antep’teki hücre evinde diğer sanıklarla buluştu. Buluşma, apartmanın kamera sisteminden görüntülendi. Ancak bu görüntüler saldırı sonrasında yargının konusu oldu.

»IŞİD’in Antep’teki yöneticilerinden, birçok bombalı saldırıyla ilgili açılan davada ‘firari sanık’ olan İlhami Balı hakkında 2014 yılında Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi de iletişim tespit kararı verdi. Yani hem mahkeme hem Emniyet kararıyla izlenip dinlenen İlhami Balı üç yıldır ‘firari’. Suriye’de olduğu iddia ediliyor.

»Yine sanıkların önemli bir kısmı, bombalı saldırı öncesi teknik ve fiziki takipte olmalarına rağmen, kimi zaman tanık kimi zaman sanık sıfatı ile Antep Emniyeti’nde ifade verdikten sonra serbest bırakıldılar. Ancak katliam gerçekleştirildikten sonra haklarında yakalama emri çıkartıldı.

»Şimdi firari olanlar da dahil sanıkların birçoğunun 2012 yılından itibaren Suriye’ye yasal olmayan yollardan birçok kez giriş çıkış yaptıkları, bu sırada hiç sorun yaşamadıkları bilgisi dava dosyasında yer aldı.

»Bombacıları taşıyan araca eskortluk eden aracı kullanan sanık 14 Ekim’de gözaltına alınmasına rağmen ifadesi 15 Ekim’den sonra alındı. Hücre evinin kamera kayıtlarında ise sanıkların bu evi 15 Ekim tarihinde boşalttığı anlaşıldı.

»Dosyada olayın asli failleri olarak görülen üç kişinin, farklı polis operasyonlarında intihar eylemi yaparak öldükleri iddia edildi ancak otopsi ve DNA bilgileri dava dosyasına gönderilmedi.

Yukarıdaki bilgiler, iddianameye, dava dosyasındaki delillere ve sanık ile tanık ifadelerine dayanıyor. Tümü devletin elinde olan bilgilere.

Türkiye’de açılan tüm IŞİD davalarındaki sanıklar birbirleriyle bağlantılı ve dosyalardaki diğer ‘bağlantılı’ oldukları örgüt de El Kaide. Örneğin Ankara Katliamı sanıkları daha önce de El Kaide davalarından yargılanmıştı. Yani bombalı saldırıları üstlenen örgütün adı değişse de eylemler ve sorumlular mutlaka bağlantılı çıkıyor. Diğer bağlantılarını kim araştıracak?