Gözden kaçanları...
KEMAL ULUSALER KEMAL ULUSALER

Vücudunun yüzde 70’i su olan bir canlının nasıl olur da içi yanar? Demiş Ece Ayhan. Vatandaş olarak, insan olarak içimizin çokça yandığı günlerden geçiyoruz.
Diyeceksiniz ki, hangi gün içimiz yanmadı ki şu ülkede…
O da doğru.


Her şeyden ötesi yaşam güvencemizin ortadan kaldırılmış vaziyette. Yaşam hakkımız elimizden alınmış durumda. Gün geçmiyor ki bombalama vb. gibi bir olay tedirginliği içinde olmayalım.
Hal böyle olunca da pek çok asli sorun arka planda kalıyor. Önce yaşam hakkı deyince, özgürlükler meselesi ikinci planda kalıyor. Önce yaşam deyince, bağımsızlık meselesi göz ardı ediliyor. Elbette AKP sömürü hükümeti de bu durumdan yararlanmayı sektirmiyor. Çalışma yaşamına ilişkin kölelik yasalarını ardı ardına Meclis’ten geçiriyor. Tazminat hakkı çalışanın elinden alınıyor. Doğa aşırı kâr hırsıyla talan ediliyor. Bütün bunlar yapılırken de hukuksuzluk daha doğrusu ben yaptım oldu hukuku işletiliyor. Mevcut bu durum, bu ortam aslında özel sermaye için de biçilmiş kaftan. Bir taraftan AKP çalışma yaşamında ekmeklerine yağ sürerken diğer taraftan yaptıkları her türlü madrabazlığa göz yumarak; “Yürü göz bebeğim seni kim tutar .” mesajı veriyor.
İşte o yürü dediği sektörlerden biri de petrol, daha doğrusu akaryakıt sektörü. Zaten İŞID ile girdiği petrol ilişkisinde sabıkalı olan AKP, yüzünü bu alışverişe çevirdiğinden, sektöre sen de bir şeyler yap mesajını çoktan vermişti. Onlat da bu mesajı alıp gereğini yerine getiriyorlar. Sözümona kapitalist sistemin kendi sistemi içinde düzenleyici kurumları mevcut. Ancak bu kurumlar da pislik sızdırmakta. Ne demiştik, testinin içinde ne varsa dışına o sızar. Sistem pislik barındırıyorsa dışına da pislik sızmasından doğal bir şey olabilir mi?
Akaryakıt piyasasını güya düzenleyecek. Kurum, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ( EPDK).
Yukarıda söz ettiğimiz hayhuy içinde gözden kaçanlardan biri de EPDK’nin her ay – evet nerdeyse her ay- milyonlarca Lira ceza kesiyor olması. EPDK bu işi düzenli olarak yapıyor. Her halde “Düzenleme” sözcüğünden anladığı bu düzenli ceza kesimi…
Peki her ay bunca ceza kesip, lisans iptalleri gerçekleştirmesine rağmen neden sorun çözülmüyor? Daha açıkçası neden Firmalar, şirketler sistemi baypas edip argo deyimle zahmetsiz malı götürme peşinde. Cezalar, yaptırımlar hiç mi bunları sarsmıyor?
Belli ki sarsmıyor.
Ücretlinin, emekçinin, küçük esnafın üç otuz kuruşluk vergi borcu ya da cezası peşinde koşan Maliye kendisine devredilen bu cezaları büyük ölçüde görmüyor, toplamıyor. Bu kaçakçılık, sahtecilik ve benzerleri bizlere yanı sokaktaki vatandaşa nasıl yansıyor?
Bir kere ücretliye para yok lafzıyla yansıyor. İkincisi kullandığımız kalitesiz, - ama dünyanın en pahalı- benzini, motorini olarak yansıyor. Sanayide çıkmayan araçlar olarak yansıyor. EPDK’nin kestiği cezalarda standart dışı yakıt satışı kalemi, Bursa’dan Adana’ya ülkenin her yerini kaplamış durumda. Dünyada petrol fiyatları düşerken bizde yerinde sayması, dünyanın en pahalı akaryakıtı kullanmanın getirdiği yükü bir kenara bıraktık bari standartlara uygun olsa.
Ne demişlerdi anımsayın; “ özelleştirmeler, ucuzluk, kalite getirecek “Nerede ucuzluk, nerede kalite?
İşte yaşadığımız bu hengame içinde yaşam hakkımızı tesis etme derdine düşmüşken dönüp de bu soruları soracak mecal bulamaz hale getirildik.
Ama sormalıyız. Israrla sormalıyız. Kirli, sahtekâr yüzlerini her daim deşifre etmeliyiz.
Bu, ülke insanının, ülke solunun bir görevi.