‘Gözetme yetkisi’: Kapsamı ve sınırları
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına (Gül-Dündar, 25.02.2016) müdahalesi yoğun tepki ve tartışmalara yol açınca, Cumhurbaşkanı (CB), bunu ‘gözetme yetkisi’ ile açıklamaya çalıştı.

Soru 1: ‘Gözetme yetkisi’ ne demek?

Soru 2: ‘Gözetme yetkisi’ ne değildir?

Soru 3: AYM kararına müdahalesi, ‘gözetme yetkisi’ne girer mi?

Gözetme yetkisi nedir?

CB, devletin başı sıfatıyla, Cumhuriyeti ve milletin birliğini temsil eder; ‘Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.’ (Any., md.104).

Bu amaçlarla, kendisine;

• Yasama ile ilgili (Kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM’ye geri göndermek, Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları halkoyuna sunmak, AYM’ye iptal davası açmak,…),

• Yürütme ile ilgili (MGK’ye Başkanlık etmek, Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilan etmek, …),

• Yargı ile ilgili (Yüksek yargı organları üyelerinin bir kısmını seçmek, …), görev ve yetkileri verilmiştir.

CB, bu yetkileri nasıl kullanacak? İki düzlemde yer alan ilkeler doğrultusunda:

-Anayasal statüsü: Partiler üstü ve partilerin TBMM’ye yansıma şeklini aşan bir tarafsızlıkla (md.101), andiçme metninin içerdiği temel ilkeler (md.103), Cumhuriyeti ve milletin birliğini temsil hedefi.

-Anayasa’nın genel ilkeleri: Liyakat, ehliyet, uzmanlık gibi Anayasa’nın değişik maddelerinde yer alan norm, ölçüt ve ilkeleri.

Gözetme yetkisi ne değildir?

CB, Anayasa’ya aykırı gördüğü yasaları, TBMM’ye geri gönderebilir; ama (iç güvenlik kanunu öncesinde yaptığı gibi) “ne bekliyorsunuz? Haydi oylayın…”, diyemez.

Anayasa değişikliğini halkoyuna sunabilir; ama değişiklik girişiminde bulunamaz (md.175).

Terör ve şiddetin yüzlerce can almasının ardından, olağanüstü hal (md. 120) veya sıkıyönetim ilanı (md. 122) için Bakanlar Kurulu’nu toplayabilir... Bu anayasal yetki yerine, “terörün tanımı genişleyecek” beyanıyla, -yanlış politikaları perdelemek için- demokratik muhalefeti sürekli hedef haline getirdiğinde, -meslektaşlar E. Mungan, M. Kaya ve K. Ersoy’un tutuklanmasında olduğu gibi- terörü önleyemeyen siyasal ve idari makamlar, toplumu terörize etmeye yönelir.

“Yüksek Sözleşmeci Taraflar, taraf oldukları davalarda Mahkeme’nin kesinleşmiş kararlarına uymayı taahhüt ederler” (İHAS, md. 46). Yüksek Sözleşmeci Taraf, Türkiye Cumhuriyeti ve (bunun) temsilcisi CB olduğuna göre; aynı kişi (CB), “tazminat öderiz” (yani bununla kurtuluruz) diyemez: (ama, ‘vergi yükümlüsü’ yurttaş (md.73) da, “benim paramı hangi yetki ile ödüyorsun?” sorgulaması yapabilir).

Ya da, “Devlet, aile planlamasının öğretimi ve uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar” (md. 41) amir hükmü karşısında, Devletin temsilcisi, “nüfus planlaması soyu kurutmaktır”, diyemez.

AYM kararlarına müdahale…

Anayasa’ya aykırı gördüğü yasaları TBMM’ye geri göndermesi veya kabulden sonra Anayasa Mahkemesi’ne götürmesi, ‘gözetme yetkisi’ çerçevesinde.

CB’nin inisiyatifi, burada sona erer. Anayasa, CB’ye mahkeme kararları üzerinde (özel af dışında) herhangi bir yetki tanımış değil. Üç anayasa kuralı (md. 138: mahkemelerin bağımsızlığı; md. 153/son: AYM kararlarının bağlayıcılığı; md. 11: Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü), Cumhurbaşkanı için de bağlayıcı.

Eğer CB’nin nitelikleri ve tarafsızlığı, andiçmesi, görev ve yetkileri ile ilgili amir düzenlemeleri ışığında değinilen hükümler, öncelikle Cumhurbaşkanı için bağlayıcı. Aynı şekilde, Avrupa Mahkemesi (İHAM) kararları, bütün devlet organları için olduğu gibi CB bakımından da haydi haydi bağlayıcı ve uyma yükümlülüğü var.

Bu nedenle, CB, “ben AYM kararını tanımıyorum, ona saygı duymuyorum ve uymuyorum” veya “esasa girmiştir” vb. beyanlarda bulunamaz. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yönelik olarak, “kararında direnmeliydi”; “İHAM’a gitsinler; tazminat ödemekle kurtuluruz” diyemez. (İHAM yolunu göstermesi, AYM başvurusunu etkisiz kılma eğilimi olarak da görülebilir…).

Nitelik farkı var

Sonuç olarak; CB’nin Anayasa’ya açıkça aykırı sözleri, yönlendirme ve talimatları, ‘gözetme yetkisi’ dışında ve bunun tamamen tersi yönünde bir nitelemeyi hak ediyor: Anayasal organların görev ve yetkilerini uyumlu bir biçimde kullanmalarını ve yerine getirmelerine engellemek. Bu açıdan; md. 104 değil, ‘anayasal düzeni ilga’ girişiminde süreklilik bağlamında md.105/son öne çıkıyor; yani, kararı ‘topa tutulan’ Mahkeme’nin Yüce Divan yetkisi.

*Ankara katliamını lanetliyor, yaşamını yitirenlerin anısına saygı ile yaralılara acil şifalar diliyorum.