Grev hakkı yok edilirken susmayın!
AZİZ ÇELİK AZİZ ÇELİK
Cam işçisi grevlerini hükümetin yasakladığının elbette farkındadır. Ama sessiz kalarak, yapması gerekenleri yapmayarak bu hukuksuzluğa ortak olanları da unutmaz

Hükümet 22 Mayıs 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 16 Mayıs 2017 tarihli kararıyla Kristal-İş üyesi 5 bin 600 cam işçisinin grevini daha başlamadan “milli güvenliği bozucu” olduğu gerekçesiyle erteledi (yasakladı).

Bu AKP hükümetleri tarafından yapılan 12. grev ertelemesi. Kristal-İş Sendikası’nın Şişecam fabrikalarındaki grevleri ise AKP döneminde dördüncü kez ertelendi. Ancak erteleme kavramı bir aldatmaca. 60 günlük erteleme süresi sonunda tekrar greve çıkılamıyor. Taraflar anlaşamazlarsa uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulu’nca çözülüyor. Özetle erteleme yasaklama demek.

Hükümet AYM kararını hiçe saydı
Grev erteleme kararlarının hiçbir gerekçeye dayanmadan işverenlerin talebi üzerine keyfi olarak alındığı biliniyor. Ancak son erteleme kararı ile yeni bir hukuksuzluğa daha imza atılmış oldu. Hükümet bu kez Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını hiçe saydı ve çiğnedi. Bilindiği gibi hükümet 2014 yılında da Şişecam işçilerinin grevini ertelemişti. Danıştay 10. Dairesi ise skandal bir kararla sendikanın yürütmeyi durdurma talebini reddetmişti.

Ancak sendika tarafından AYM’ye yapılan bireysel başvuru sonucunda, mahkeme 2014/12166 sayılı kararıyla cam sektöründeki grev ertelemesini hak ihlali saymış ve anayasal hakkın ihlal edildiğine karar vermişti.

AYM kararına göre 2014 Şişecam grev erteleme kararı, demokratik toplum düzeni açısından gerekli ve ölçülü değil. AYM, hükümet ve Danıştay kararının dayanaktan yoksun olduğu sonucuna vardı ve böylece ekonomik gerekçelere dayalı grev ertelemenin yolunu kapattı. Bu karar, hem hükümeti hem de Danıştay’ı bağlıyor. Ancak hükümet aynı işkolunda, aynı işyerlerinde ve aynı sendika tarafından alınan grev kararını aynı gerekçeyle erteleyerek AYM kararını hiçe saydı.

Sendika grev ertelemesine karşı bir kez daha Danıştay’a başvurdu. Ortalama bir hukuk devletinde Danıştay’ın yapması gereken bellidir: Kendisi açısından da bağlayıcı olan AYM kararına uyarak grev erteleme kararını durdurmak ve iptal etmek. Ancak Danıştay 2014 yılı sonrasında grevin tabutuna çivi çakmakla meşgul. Artık Danıştay hiçbir gerekçe göstermeden hükümetin erteleme kararlarını hukuka uygun buluyor. Umarız Danıştay bu kez AYM kararını çiğnemez ve yürütmeyi durdurur. Danıştay tarihi bir sorumlulukla yüz yüzedir.

Cam işçileri direniyor, Türk-İş neden susuyor?
AYM kararına rağmen grev ertelenebiliyorsa Türkiye’de grev hakkının hukuksal güvencesinin kaldığını söylemek mümkün değil. Artık bütün grevler hükümetin iznine bağlıdır. Hükümet istemediği her grevi erteliyor. DİSK Birleşik Metal-İş’in son grevleri ve Akbank grevi bunun diğer örnekleridir.

Grev hakkını korumak için yegâne yol, işçilerin ve sendikaların grev hakkına fiilen sahip çıkması ve uygulamasıdır. Nitekim cam işçileri, daha önce DİSK Birleşik Metal üyelerinin yaptığı gibi grev hakkı için direniyor. Kuşkusuz bu direnişin başarısı, diğer sendikaların ve konfederasyonların desteğine bağlı. Kristal-İş Sendikası, Türk-İş üyesi ama Türk-İş’ten bırakın desteği, hükümete yönelik eleştirel bir açıklama bile yok. Açıklama bir yana, sendikayla grev erteleme sonrası irtibat bile kurulmamış. DİSK ve üye sendikalar cam işçilerine ve Kristal-İş’e desteğini açıklarken ve protesto eylemleri yaparken Türk-İş’ten ses çıkmamasının sebebi nedir?
Önümüzdeki günlerde ILO Konferansı var. Türk-İş son anda diğer konfederasyonların desteği ile sağladığı ILO’da temsil imkânını nasıl kullanacak? Sendikal hak ihlallerini ILO kürsüsünden dile getirecek mi? Yok edilen grev hakkının ILO’da gündem olmasını sağlayacak mı? Yoksa grev erteleme kararında sustuğu gibi ILO’da da susacak mı? Türk-İş 50 yıl önce 1966’da da grev ertelemesi sırasında cam işçilerine destek vermemişti. Cam işçisi bugünlerde sadece hükümeti sorgulamıyor, Türk-İş üyeliğinin en kritik zamanda kendisine faydası olmamasını da sorguluyor.

Türk-İş tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Ya bu haklı direnişlerinde cam işçilerinin yanından yer alacak, lafta değil gerçek bir dayanışma sergileyecek ya da grev hakkının tabutuna son çivi çakılırken sessiz kalarak bu utanca ortak olacak.

CHP ve BASİSEN’e düşen sorumluluk
Cam işçilerinin bugünlerde konuştuğu ve sorguladığı bir başka husus daha var. O da CHP ve BASİSEN Sendikası’na düşen sorumluluk. Grevi hükümet erteledi. Ancak bu erteleme kararının kendiliğinden alınmadığı aşikâr. Bugüne kadar Şişecam’da çok sayıda grev ertelemesine tanık olmuş ve hukuki süreçlerini yakından izleyen ve grev ertelemeleri üzerine çalışan biri olarak grevin Şişecam ve/veya İş Bankası yönetimin talebi üzerine yasaklandığına adım gibi eminim. Kural şudur: İşverenler grevin ertelenmesini arz eder, hükümet de derhal bu arzuyu yerine getirir.

Kısaca ertelemenin faili hükümet, müsebbibi ise Şişecam ve İş Bankası yönetimidir. Peki İş Bankası ve Şişecam’ın yönetim yapısı nasıl? Bu iki devasa şirketin iki sahibi var: Biri İş Bankası Mensupları Munzam Sandık Vakfı diğeri ise Atatürk hisseleri nedeniyle CHP. İş Bankası’nın hisselerinin yüzde 68’i bu ikiliye ait. İş Bankası, Şişecam hisselerinin yüzde 66’sına sahip olduğu için Munzam Vakıf ve CHP dolaylı olarak Şişecam hisselerinin yüzde 55’ini kontrol ediyor.

İş Bankası Yönetim Kurulunda aralarında Sayın Murat Karayalçın’ın da bulunduğu üç eski CHP’li milletvekili var. CHP’nin sahipliği bir kâr otaklığı değil. CHP’nin temsil ettiği Atatürk hisselerinin gelirleri Türk Dil ve Tarih Kurumlarına gidiyor. Ancak bu durum, CHP temsilcilerinin İş Bankası yönetimdeki karar verici pozisyonunu değiştirmiyor.

İş Bankası yönetiminin diğer üyelerini ise Sandık Vakfı belirliyor. Vakıf ise fiilen BASİSEN Sendikası’nın kontrolünde. Çünkü tüm İş Bankası çalışanları BASİSEN üyesi. BASİSEN Başkanı Metin Tiryakioğlu aynı zamanda Sandık Vakfı’nın yönetim kurulunda. Vakıf adına İş Bankası yönetiminde yer alacakların belirlenmesinde BASİSEN’in belirleyici gücü ve rolü ise sır değil.

O halde şimdi bazı sorular sorabiliriz: Şişecam ve/veya İş Bankası yönetiminin Anayasa’yı ve hukuk devleti ilkelerini çiğneyerek hükümete başvurup grev erteletmesi konusunda CHP ve BASİSEN ne düşünüyor ve ne yapacaklar? CHP (Atatürk hisseleri) adına İş Bankası yönetiminde bulunan sayın Karayalçın, bu hukuksuzluk ve işçilerin grev hakkının gasp edilmesi karşısında sessiz mi kalacak?

BASİSEN aynı konfederasyon üyesi olduğu Kristal-İş’in grevinin kendi etki alanındaki yöneticiler tarafından engellenmesi karşısında ne yapacak? Sayın Tiryakioğlu, daha önce bankacılık sektörüyle ilgili yaptığı gibi cam işçileri ile dayanışma amacı ile tam sayfa gazete ilanı verecek mi?

Atatürk hisseleri (CHP) ve İş Bankası çalışanları adına o yönetim kurullarında bulunanlar, sosyal hukuk devletinin temel ilkelerini ayaklar altına alamazlar. Şişecam yönetimi büyük bir hukuksuzluğa cüret etti, Anayasa’yı ihlal etti. Şimdi bu hukuksuzluğa son verme ve cam işçilerinin sesine kulak verme zamanıdır. İş işten geçmeden işçilerin ve sendikanın sesini dinleyin. CHP ve BASİSEN tarihi bir sorumlulukla yüz yüzedir.

Cam işçisi grevlerini hükümetin yasakladığının elbette farkındadır. Ama sessiz kalarak, yapması gerekenleri yapmayarak bu hukuksuzluğa ortak olanları da unutmaz.