Güle güle defansif orta saha merhaba uzak forvet
FIRAT TOPAL FIRAT TOPAL
1934 yılında, 55 yaşındayken hayata veda eden İngiliz futbol adamı Herbert Chapman...
1934 yılında, 55 yaşındayken hayata veda eden İngiliz futbol adamı Herbert Chapman, bugünkü futbol taktikleri ve dizilişlerinde ilk büyük devrimi yapmış adam olarak bilinir. 1900’lü yılların başında, futbol düzenli olarak oynanmaya başladığında bu sporun izleyicileri, elbette topun 3 direk arasından geçtiğini görmek istiyorlardı ve felsefelerle dizilişler bu talebi gidermek içindi. 30 yıla yakın uygulanacak olan 2-3-5 dizilişi bunun bir sonucuydu.  Ancak Chapman 1925 yılında Arsenal’in başına geçtiğinde ofsayt kuralındaki değişiklikler sonucu defansif anlayışı güçlendirdi ve 3-4-3, ya da onun futbol dünyasındaki resmi damgası olarak bilinen W-M dizilişini tanıttı. Rakip takımım en savunmasız anının, rakip kaleye yüklendiklerinde topu kaptırdıkları an olduğu, çünkü oyuncularının önemli bölümü yanlış tarafta kaldığı düşüncesini güden Chapman, felsefesini de bunun üzerine kurmuştu. Onun futbol tarihinde, dizilişlerin üzerinde yaptığı ilk defansif hamle 90 yıl boyunca devam etti ve son 20 yılda futbol sahaları 5-3-2, 5-4-1 ve 4-6-0 gibi piramiti tamamen ters yüz eden denemeler gördüler. Tabii bu değişiklikler futbol sahasındaki mevkiilerin de önem derecesinin azalıp artmasına sebep oldu.

Beckenbauer ve Ağırlık Merkezinin Geriye Doğru Kayması

Dizilişlerin, hücum hattındaki çeşitliliğe hizmet ettiği yıllarda elbette futbolun en önemli mevkisi forvet hattındaydı. 1974’te Franz Beckenbauer’in patlamasına kadar hücum oyuncuları hep parıldayan isimler oldular. Bunda elbette, o yılardaki futbol anlayışının, sahadaki oyunculara yeteri kadar boş alan bırakmasının ve yetenekli olanların maharetlerini sergilemek için uygun ortam bulmasının payı büyüktü. Beckenbauer ve Total Futbol’un 1974 Dünya Kupası finalindeki karşılaşması bir tesadüf değildir. Hücum anlayışını tüm takımın tek bir vücut gibi hareket ettiği ve savunmaya yönelik oyuncuların dahi, hücuma çok sık destek verebildiği Hollanda ekolü, takımını piramitin en gerisinden yöneten bir adama mağlup oldu ama bu saha içerisindeki ağırlık merkezinin yavaş yavaş geriye doğru yayılmasını sağladı. Bu zincirleme reaksiyon olduğunda futbol topuyla ilk kez buluşan çocuk yaştaki yetenek adayları büyüdüler ve 16 yıl sonra Dünya Kupası tarihinin en sarsıcı turnuvalarından birine imza attılar. FIFA ve UEFA 1990 İtalya’dan sonra o kadar telaşlanmışlardı ki oyunu hızlandıracak ve takımları tekrar kendi kalelerinden çok rakip kaleyi düşündürecek kural değişikliklerine gittiler. Ancak geçiş turnuvaları olan, klasik 10 numaraların azalmaya yüz tuttuğu 1994 ve 1998’den sonra gidiş yönü belli olmuştu. Önlem almak, risk almaktan daha kolaydı ve 1990 sonrası futbol kültürüyle orta çıkan bireysel yetenekten çok görev bilincini ele alan oyuncu tipi de bunu gerektiriyordu. Euro 2004’teki Yunanistan şampiyonluğu eski toprakların tüm ümitlerini toprağa gömdü, zira futbol sahasında takımların arasındaki farkı belirleyen mevki defans ile orta saha arasındaki köprü görevini gören oyunculara odaklanmıştı. Bu, ağırlık merkezinin en geriye kaydığı nokta idi. Öyle ki bazı teknik adamlar o bölgede stoperlerden devşirilmiş oyuncu kullanmaktan çekinmediler (Jose Mourinho-Pepe örneği).
 
Demarke Uzak Forvet

Arjen Robben’in Louis van Gaal yönetimindeki Bayern Munich ile 2009-10 sezonunda yaptıkları ve David Villa’nın İspanya milli takımı-Barcelona hattındaki karakteri bugün futbolun gözde mevkisi olmak için sahanın ağırlık merkezinde bulunmak gerekmediğini kanıtı. Bu 2 oyuncu da çoğu zaman taç çizgisine çıkarak, yüzleri rakip kaleye dönük olarak aldıkları toplarla takımlarına büyük katkı sağladılar. Açık oyuncuları artık ileri uçtaki “striker”dan daha önemli günümüz futbolunda. Zira servis ettikleri oyuncular kadar kontrol edilmiyorlar, saha içerisinde genelde onları oldukları yere bağlayan bir zorunlulukları yok ve daha da önemlisi taktik esneklik içinde sağ ve sol kanata gidip gelebiliyorlar. Bu, klasik 10 numaralardan farklı olarak taç çizgilerine değil, kale çizgisine paralel bir hareket sağlıyor ki bu momentumun en güzel sonuçlarından birisini Miroslav Stoch birkaç haftadır Fenerbahçe formasıyla gösteriyor. Futbol sahasında odaklanılması gereken nokta, kendi sahanızdaki değil, rakip sahadaki tavşan deliği ve bunu aşağı yukarı kat eden oyuncular olabilir mi artık?

Mönchengladbach’lı Marco Reus, ve Borussia Dortmund’lu Mario Götze herhangi bir maçlarına denk geldiğinizde özel bir ilgiyle izlemenizi tavsiye ettiğimiz isimler. Futbol takımlarının geçirdiği değişimi görebilmek için çok net 2 örnek durumundalar.