Gün gelir zorbalar kalmaz gider
28.04.2017 11:23 ÇALIŞMA YAŞAMI

İBRAHİM UTKU NAR

Emeğe yönelik saldırıların günbegün arttığı, neoliberal ekonomi politikaları ile çalışma hayatı üzerindeki kamusal güvencenin bütünüyle ortadan kaldırılmaya çalışıldığı, esnek ve güvencesiz istihdam biçiminin tek geçer akçe haline getirilmek istendiği bir dönemdeyiz.

Kıdem tazminatının fona devri, kiralık işçi bürolarının yaygınlık kazanması, taşerona kadro adı altında taşeronluk sisteminden bile daha geri bir düzenleme olan özel sözleşmeli personel statüsünün resmiyet kazanması gibi, emek cephesini yakından ilgilendiren, iş güvencesini bütünüyle ortadan kaldıracak bu tehlikelere karşı, referandumdan sonra oluşan yılgınlığı bir kenara bırakıp, somut hedefler üzerinden, sınıf paradigması temelinde mücadelemizi sürdürmek zorundayız.

Son açıklanan TÜİK verilerine göre işsizlik oranları yüzde 13’ü bulmuş durumdadır. Gayri resmi işsizlik oranı ise, yüzde 20’nin üzerinde seyretmektedir. Ücretli kesimin alım gücü her geçen gün düşmektedir. Rehin ekonomisi olarak adlandırılan, borcun borçla kapatıldığı, tüketici kredisi ve kredi kartı borçlarının tavan yaptığı bir illüstrasyon ile karşı karşıyayız. Kırılgan ekonominin bütün yükü emekçilerin üzerine yüklenmiş durumda. Hiçbir işi ve güvencesi olmayan insanlar bile, oturdukları yerden Genel Sağlık Sigortası primi ile borçlandırılmaktadır.

Kamusal emeklilik sisteminin ve sosyal güvenliğin özelleştirilmesi ve piyasaya terkedilmesine yönelik atılan adımlardan biri olan Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi ile finansal sermayeye ve özel sigorta şirketlerine kaynak sağlanması amaçlanıyor.

** DİSK-AR’ınTÜİK’in ocak ayına ait “İşgücü İstatistikleri Raporu” üzerinden hazırladığı geniş tanımlı işsizlik verilerine göre;

-İşsizler ordusuna son bir yılda 670 bin kişi daha dâhil oldu,

-Resmi işsiz sayısı 3 milyon 872 bine yükseldi,

-Geniş tanımlı (gerçek) işsiz sayısı 7 milyona yaklaştı,

-Gerçek işsizlik oranı yüzde 21,

-Tarım dışı genç işsizliği yüzde 26,6: Her dört gençten birisi işsiz.

Ek olarak; kurulduğu günden bu yana amacı dışında kullanılan İşsizlik Sigortası Fonu, OHAL kapsamında 9 Şubat 2017’de yayımlanan 687 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile işverene teşvik olarak peşkeş çekilecek. Hükümet tarafından açıklanan istihdam teşvik paketi kapsamında işsizler için, işsizlerin eğitim için kullanılması gereken fon, sermayeye kaynak olarak kullanılacak. Hükümet sıkıştığı yerde, sermayenin önünü açmak için çeşitli adlar altında amacı dışında kullandığı, GAP’a, duble yol projelerine aktardığı İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken para 100 milyar lirayı aştı. Türkiye’nin en büyük finansal varlığından biri olan fondan, şimdiye kadar işsizlere sadece 3,2 milyar liralık bir ödeme yapıldı.

Böyle bir tablo eşliğinde, 2017 1 Mayıs’ını karşılıyoruz. “Milletin a.. koyacağız” diyen Mehmet Cengiz’in 850 trilyonluk vergi borcu silinirken, Varlık Fonu uygulaması ile kamusal kaynaklar sermaye lehine ipotek altına alınırken, işsizler için oluşturulan İşsizlik Sigortası Fonu sermayeye peşkeş çekilirken, işçilerin iş güvencesinin en büyük kırmızı çizgisi olan kıdem tazminatına göz dikilmişken, 16 Nisan’daki haksız yenilgi ile yılgınlığa kapılmamalıyız.

Ortada bir diktatörlüğün olduğu doğru. Ancak bu diktatörlüğün küresel çapta bir sermaye diktatörlüğü olduğunun altını çizmeliyiz. Küresel kapitalizmin içine düştüğü buhran ve bu durumun merkez ve çevre ekonomilere yansıması olarak, bütün dünyada aşırı sağın ve otoriter rejimlerin yükselişte olduğunu görmekteyiz. Böyle bir dönemde sınıf politikalarına daha fazla sarılmaktan başka bir yol yoktur. Bu bilinçle birlik, dayanışma ve mücadele günümüz olan 1 Mayıs’ta, her zamankinden daha yüksek bir motivasyonla alanlara çıkıp emeğe yönelik saldırılara karşı dik duracağımızı göstermek zorundayız.

* DİSK/Genel-İş Sendikası Muratpaşa Belediyesi İşyeri Temsilcisi

**http://disk.org.tr/2017/03/disk-ar-issizlik-ve-istihdam-raporu-mart-2017/