Anasayfa ARŞİV Gündelik hayat

Gündelik hayat

Reel sosyalizmlerin çökmesi ve 1989 sonrasında tarihsel sosyalizmlere dönüşmesi dünyayı radikal biçimde dönüştürme iradesini hâlâ taşıyanların önüne yeni özgürleşme siyasetleri oluşturma görevini koydu. Bu çaba geçmişte resmi çizgilerle, Ortodoks eğilimlerle çatışmış kimi düşünürleri de yeniden gündeme getirdi, onların düşüncelerini yeniden ele almayı, değerlendirmeyi gerekli kıldı. Komünist Parti ile yol arkadaşlığını sona erdikten sonra Durumcular ve diğer avangardist akımlarla dostluk bağları kurmuş olan Henri Lefebvre sözünü ettiğim düşünürlerden biri. BirGün’de Lefebvre’in düşünce serüvenine dair birkaç yazı yazmıştım. Gündelik Hayatın Eleştirisi (Cilt I)’nin Türkçeye çevrilip yayımlanması nedeniyle Lefebvre’ye bir kez daha dönüyorum. (1)

Marx’ın projesi çok kapsamlıydı. Kapitalist toplumun bütün düzeylerini, bütün kurum ve ilişkilerini analiz etmeyi, gündelik hayatın olaylarını ve ayrıntılarını gözler önüne sermeyi amaçlamıştı. Bunu gerçekleştirebilmek için elinde anahtar bir kavram vardı: Yabancılaşma.

Henri Lefebvre çok yerinde olarak yabancılaşma kavramının Marx’ın projesini geliştirecek olanlar açısından da büyük önem taşıdığını vurguluyor ve gündelik hayat eleştirisine bu kavram temelinde girişiyor.

Yabancılaşma kavramının Marx’ın henüz Hegel etkisinden bütünüyle kopmadığı gençlik dönemine ait olduğu, Hegel etkisinden koptuğunda bu kavramı da terk ettiği ileri sürülmüştür. Lefebvre öncelikle Marx’ın gençlik ve olgunluk dönemleri şeklinde bir ayrım yapılamayacağını, böyle bir ayrımın basitleştirici Stalinist yorumun başlangıç noktası olduğunu, Marx’ın düşüncesinin bir bütün oluşturduğunu, yabancılaşma kavram ve nosyonunun bu bütünlük içinde yer aldığını belirtiyor. Gerçekten, Marx yabancılaşma kavramını Hegel ve Feuerbach’dan almış, 1844 Elyazmaları’nda dönüştürmüş, yabancılaşma nosyonunu Kapital’de de meta fetişizmi kavramıyla işlemeyi, geliştirmeyi sürdürmüştü. Bir diğer deyişle, yabancılaşmayı önce felsefe ve sosyolojide, daha sonra politik iktisatta işledi, politik ekonomiye katkı. Lefebvre bu nedenle, Kapital’de politik ekonomiden başka şeyler de olduğunu, sosyoloji üzerine derin bilgiler içerdiğini, Marx’ın “sosyo-ekonomoki yapı” kavramı somut yaşamı inceleme ve açıklama isteğini yansıttığını belirtiyor. var kapital’de. (2)
 
Kapitalist toplumda paranın mutlak iktidar iktisadi yabancılaşma yaratır. Fetiş-para kendi kendine işlev görür. İşçi ne kadar çok üretirse kendisi o kadar yoksullaşır, ne kadar çok meta yaratırsa kendi emeği o denli değersizleşir. Emeğinin ürünü olan nesne onun karşısına yabancı bir şey, üretenden bağımsız bir güç olarak çıkar. Emek nesneye aktarılmış, nesneleşmiştir. Burada söz konusu olan iktisadi yabancılaşma politik ekonominin konusudur. Aynı zamanda, bütünsel yabancılaşmanın ayrılmaz parçasıdır.

Yabancılaşma ürünün bir kısmına ürerim araçlarının özel mülkiyetine sahip olanlarca el konulmasından, emek nesne haline gelmesinden, yani iktisadi yabancılaşmadan ibaret değil. Yabancılaşma çok yönlü. İnsanın doğayla ilişkisinde, kendi doğasıyla ilişkisinde,toplumsal ilişkilerde, toplum ve toplumun üzerindeki gayriinsani güç olarak beliren devlet arasında (siyasal yabancılaşma), toplumun bütün düzeylerinde, gündelik hayatın içinde ve ayrıntılarında mevcut.

Gündelik hayat kavramı müphem. Çalışmanın ve boş vaktin, özel ve kamusal hayatın birliği. Çalışma ve boş vakit gündelik hayatın iki yüzü. Gündelik hayat bunların birliğinden oluşuyor. Modern kapitalist toplum, bu toplumdaki çalışma düzeni ve disiplini boş vakit ihtiyacını doğurur.Bu ihtiyacı karşılamak için de farklı yaşlara, farklı cinsiyetlere göre boş vakit teknolojileri, boş vakit nesneleri yaratır. Şu halde çalışma ve boş vakit arasında diyalektik bir ilişki var. Birlik ve çelişki. Boş vakit çalışmadan ayrı düşünülemez. Dolayısıyla bir bütünlük, tümlük olarak ele alınmaları, incelenmeleri gerekiyor. Böyle bir inceleme sosyolojinin konusu. Bir diğer deyişle, gündelik hayat eleştirisi esas olarak toplumsal ilişkilerdeki yabancılaşmanın analizi; bu da sosyolojinin konusu, sosyolojik bir girişim.

Kapitalist toplumda çalışma işçi açısından yabancılaştırıcı. Zorunlu ve Gerilimli. İşçinin dışında, onun özsel varlığına ait değil. İşçi çalışırken benliğini yitiriyor, kendini inkar eder. Beri yandan, çalışma dışındaki zaman, boş vakit onu kölelikten, zorunluluktan kurtarmıyor; çünkü, kapitalist toplumda boş vakit eğlenceyle, oyalanmayla dolduruluyor.
 
Kendini yeniden yapılandıran kapitalist toplumda gündelik hayatta başkalaştı, yeni ilişki biçimleri ortaya çıktı, yeni boş vakit teknolojileri gelişti. Yabancılaşma kavramı bu değişen ilişkileri anlama açısından da anahtar olma özelliğini koruyor.

Bu kavram salt kapitalist toplumdaki gündelik hayatın değil, sosyalist toplumdakinin analizi açısından da geçerli; çünkü, Lefebvre’nin de belirttiği gibi, üretim araçlarının devlet mülkiyetine geçtiği sosyalist toplumlarda da yabancılaşma mevcuttu. Daha doğrusu, ekonomik ve politik yabancılaşmanın farklı biçimlerti ortaya çıkmıştı. Bu yeni yabancılaşma biçimlerini de sosyolojinin konusuydu. Gelgelelim, sosyalist devlet bu toplumlarda yabancılaşmanın her türlüsünün ortadan kalktığı iddiasındaydı. Bu inkar bir başka inkarı da beraberinde getirdi. Sosyolojinin bir disiplin olarak inkârını.

Kapitalist mülkiyet ilişkilerinin, sınıf antagonizmalarının yok edildiği, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyete son verildiği sosyalist toplumda yabancılaşmanın da ortadan kalktığı iddia edilmiştir. Sosyalist toplumun “yeni insan”ının bir plan içinde çalışmaktan, üretmekten hiç yakınmadığı, bütün çelişkilerden, içsel çatışmalardan kurtulduğu ileri sürülmüştür. Oysa, Lefebvre’nin çok yerinde vurgulamasıyla sosyalizmi sadece üretici güçlerin gelişmesiyle tanımlamak ve tonlarca çelik üretmenin insanları mutlu etmeye yeteceğini söylemek çok sorunludur. Bir geçiş dönemine özgü olan sosyalist devletin çatışı altında komünist toplumun bütüncül insan doğmamıştı.

Lefebvre’ye göre Marksist bir sosyoloji oluşum halindeki sosyalist toplumu, bu toplumdaki insan ilişkilerini, gündelik hayatı ve yabancılaşmanın aldığı yeni biçimleri analiz edebilirdi. Ne ki, dogmatik, basitleştirici, şematikleştirici Stalinist yorum böylesi bir sosyolojik araştırmaya imkan tanımamıştır.

Dipnotlar
(1) – H.Lefebvre, Gündelik Hayatın Eleştirisi, Cilt I, çev. I. Ergüden, Sel Yayıncılık, 2012
(2)- H.Lefebvre, a.g.e., s. 86
(3)-H.Lefebvre, a.g.e. s. 53-54

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

9,950AbonelerAbone
- Reklam -

SON HABERLER

İngiltere’de Brexit oylaması ertelendi

İngiltere hükümeti, Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılma (Brexit) anlaşmasına ilişkin yeni yasa tasarısının oylamanın...

“Balıklarımızı zehirlediniz, sıra çocuklarımızda mı?”

Kırklareli'nin Şeytan Deresi'nde yaşanan balık ölümlerine Babaeski ilçesindeki sivil toplum örgütleri bir...

Görkem Yeltan’ın yeni filmi ‘Bağcık’ 7 Haziran’da vizyona giriyor

Oyuncu, yazar, yönetmen Görkem Yeltan’ın yeni filmi “Bağcık” 7 Haziran tarihinde vizyona...

Meclis’te ‘gerekçeli karar’ tartışması

TBMM Genel Kurulu'nda, Yüksek Seçim Kurulu'nca (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesine ilişkin...

Binali Yıldırım: 250 sayfayı okumadım, o sayfaların büyük bir bölümü bizim dilekçelerimiz

31 Mart'ta gerçekleştirilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini Ekrem İmamoğlu'na kaybeden Binali...

Pompeo: Çin, ABD ulusal güvenliğine tehdit oluşturuyor

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin’in ABD ulusal güvenliğine bir tehdit oluşturduğunu...

Komünist Başkan Maçoğlu’ndan ‘Dersim tabelası’ açıklaması

Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, belediye meclisi kararıyla belediye girişinde bulunan...

Olympiakos Başkanı’ndan ‘Valbuena’ açıklaması: Yakında duyuracağız

Yunanistan kulübü Olympiakos, Fenerbahçe ile sözleşmesi biten Mathieu Valbuena’yı kadrosuna katabilir.

Meteoroloji’den İstanbul için sağanak yağış uyarısı

Meteoroloji, İstanbul'da gök gürültülü sağanak yağış beklendiğini açıkladı.

Öğretmenini 2 yıldır sistematik olarak taciz eden Emir Öztürk’e ev hapsi

MERAL DANYILDIZEdebiyat öğretmeni Bengi Ekin Sarı’yı sistematik olarak...

Sonraki haber