Habercilik kişisel risk kapsamında
EVRİM COŞAR BİLGİN EVRİM COŞAR BİLGİN

Bağımsız bir basın özgürlüğü organizasyonu olan, Gazetecileri Koruma Komitesi CPJ’nin geçtiğimiz hafta çarşamba günü yayınlanan uluslararası raporu, İsveç basınında ilgi gördü. Svenska Dagbladet gazetesi raporu, internet sitesinden aynı gün “Tüm dünyada rekor sayıda gazeteci hapiste” başlığıyla duyurdu. Rapora göre, yayımlanan haberlerden dolayı hapse atılan gazetecilerin sayısındaki artış, iki senedir peş peşe tüm rekorları kırıyor.

Tomas Lundin’in toparladığı haberde, “en kötüler” listesi Türkiye, Çin ve Mısır olarak duyuruluyor, fakat CPJ’ye göre “Basın özgürlüğü global krizine, tüm dünya gözünü yumuyor.”

Haberde “Bağımsız habercilik, dünyanın büyük bölümünde ‘kişisel risk’ bağlamında” deniyor. Svenska Dagbladet gazetesi, CPJ’nin raporunun yayımlandığı hafta, dünyadan iki örnekle konuyu vurgularken hafta başında Türk-Alman gazeteci Deniz Yücel için yapılan ortak çağrıyı da hatırlattı. Salı günü Reuters Haber Ajansı’ndan iki muhabir, Burma’da, Rohingya halkına yapılan saldırıları haber yaparken tutuklandı. Birkaç önce, Almanya’dan sığınma talep etmiş Türkiye kökenli bir kadın gazetecinin, planlanan sınır dışı edilmesi, Berlin’de bazı kurumlar tarafından durduruldu. Gerekçe ise Türkiye’nin artık gazeteciler için güvenli bir ülke olmadığı yönündeydi.

Türk-Alman gazeteci Deniz Yücel’in herhangi bir suçlama yöneltilmeden Türkiye’de 300 gündür devam eden tutukluluğunun sonlandırılması için yapılan çağrıya 200 entelektüelden destek geldi. Çağrıyı destek verenlerin arasında Nobel ödüllü Orhan Pamuk, Svetlana Aleksijevitj ve Elfriede Jelinik’in yanı sıra pop sanatçıları Bono ve Sting İsveç basınında ön planda anıldı.
Gazetecileri Koruma Komitesi-CPJ’nin senelik raporuna göre, Türkiye, en fazla gazeteci hapiste tutan ülkeler arasında ilk sırada. CPJ, 73 gazetecinin Türkiye’de parmaklıklar arkasında olduğunu duyuruyor. Svenska Dagbladet gazetesi, başka kurumlar tarafından bu sayının iki katı olarak duyurulduğunu da belirtti. Kasım ayı sonunda Brüksel’de, Avrupa Gazeteciler Federasyonu’nun bir çalışmasında, Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan Mustafa Kuleli, 150’den fazla gazetecinin hapiste olduğunu açıklamıştı. İsveç basını, Türkiye’de hapiste olan gazetecilerin birçoğunun devlete karşı iş çevirmekle suçlandığını, çoğu davada ayrıca terör organizasyonlarını desteklemek suçlamasıyla sürdüğünün notunu düştü.

Çin, Gazetecileri Koruma Komitesi’nin listesinde ikinci sırada kaldı hapisteki 41 gazeteciyle. Komite, Çin’i özellikle hapishanelerdeki sağlık hizmetleri ve ilaç yardımı yoksunluğuyla eleştiriyor. Nobel ödüllü Liu Xiaboo’nun geçtiğimiz temmuz ayında hapishanede tutulduğu süre boyunca bakımsızlıktan dolayı hastanede ölmesi Çin hükümetinin sorumsuzluğu olarak adres ediliyor. Bu noktada eleştiriler ayrıca Donald Trump’a da yöneliyor. Trump’ın, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’den Kuzey Kore’ye karşı destek alma uğrana insan hakları ve basın özgürlüğü konularını ele alamadığı söyleniyor.

Rapora göre Mısır’da 20 gazeteci hapiste ve yarısından fazlası hapishane koşularında çeşitli hastalıklarla boğuşuyor. Güvenlik kollarının aşırı şiddetini belgelerken tutuklanan Fotoğrafçı Shawskan’ın rahatsızlığından dolayı ihtiyacı olduğu kan kendisine verilmiyor ve hastaneye de geçişi engelleniyor.

Toplamda hapishanedeki gazetecilerin sayısı geçen yıl 259’dan bu yıl 262’ye yükseldi. Bunların yarısından çoğu da Türkiye, Çin ve Mısır’da. Hapisteki gazetecilerin yaklaşık dörtte üçü, devlet düşmanlığıyla suçlanıyor. Gazetecileri Koruma Komitesi’ne göre sayılar uluslararası toplulukların üzücü başarısızlığı. Bu başarısızlık ne kadar uluslararası olsa da bize düşen pay azalmıyor. Tekrara girip rekorlar kırıp tarih yazıyoruz.