Haden başka diyara göçtü
SEVİN OKYAY SEVİN OKYAY
Charlie Haden’ın öldüğünü, herkes duyduktan sonra duydum

Charlie Haden’ın öldüğünü, herkes duyduktan sonra duydum. Benden onun hakkında görüş istedikleri zaman. Birkaç cümleyle anlatmaya çalıştım. Oysa diyecek öyle çok şey var ki. Her şeyden önce, anekdotlar, İstanbul ziyaretleri sırasında O ve eşi Ruth Cameron’la sohbetlerimiz...

Charlie Haden, dünyanın en etkin kontrbasçılarından biriydi. Derinden gelen sıcak, tınılı bir tona sahip yetenekli ve korkusuz bir cazcı, aynı noktada kalmayan bir müzisyen. Uzun meslek hayatı free jazz, Portekiz fadosu ve country (Rambling Boy) dahil pek çok janrı içine alır. Rolling Stones’la birlikte turneye çıkışlarını anlatırken latife ederdi: “İki TIR’la yola çıkarlardı; birinde enstrümanlar ile ses tesisatı, ötekinde uyuşturucu ile içkiler.” Şaşılacak kadar çok sayıda meşhur cazcıyla grup elemanı ya da lider olarak çalıştı.

Shenandoah, Iowa’da 1937’de doğan Charlie Haden müzik dünyasına 22 aylıkken annesiyle babasının country & western radyo programlarında şarkı söyleyerek başladı. Henüz yeniyetmeyken de bası eline aldı, Los Angeles’in yolunu tuttu ve orada Art Pepper, Hampton Hawes, Dexter Gordon ve Paul Bley gibi isimlerle çalıştı.

Ama caz tarihine adını yazışı 1957’de Ornette Coleman’la işbirliğinden sonradır. Trompette Don Cherry ve davulda Billy Higgins’le birlikte, cazda yeni bir çığır açan, devrim yapan Ornette Coleman Quartet’i kurdular. Haden cazda basın armonik kavramına da devrim getirdi. Coleman’ın free-jazz sololarında bazen onu tamamlayacak şekilde eşlik eder, bazen bağımsız davranırdı. Tıpkı Charles Mingus gibi o da bası refakatçi enstrüman rolünden kurtardı.

Bu yılları unutmadı, Coleman’la daha sonra da zaman zaman birlikte çalıştı (Son olarak 2009’da), ondan hep muhabbetle söz etti. İstanbul’a bir konser için geldiklerinde, konser saati yaklaştığı halde Ornette ortalarda görünmeyince bir anekdot nakletmişti. Bir keresinde New York’ta konsere çıktıklarında arkadan çan çun sesler gelince ne kadar şaşırdıklarını anlattı. Döhüp bakmışlar, arkada bir sıra Çinli oturuyor. Meğer Coleman, Çin Mahallesi’nde bir grup bulmuş, çalışlarını çok beğenmiş. Kimseye bir şey söylemeden getirip konsere çıkarmış. “Dolaşıyordur, gelir,” dedi. Gerçekten de beş dakika sonra Ornette elinde bir simitle göründü. Taksim’de gezmeye çıkmış.

1967-76 arasında Keith Jarrett’ın davulda Paul Motian, vurma çalgılarda Guilherme Franco ve tenor saksta Dewey Redman’dan oluşan üçlüsü/dörtlüsü ve beşlisinde çalıştı. 1976’daysa Don Cherry, Dewey Redman ve Ed Blackwell ile ‘Old and New Dreams’ grubunu kurdular, bir anlamda Coleman’ın müziğini devam ettirdiler.

1969’da Haden, Carla Bley’e Liberation Music Orchestra için aranjmanlar sipariş etti. Aralarında, gene Cherry, Gato Barbieri, Roswell Rudd’ın da olduğu grupla, cazda dönüm noktası oluşturan bir kayıt yaptı. Seçkin ödüller kazandı. Deneysel Big Band cazı ile İspanya İç Savaşı’nın halk şarkılarını bir araya getirerek çok güçlü bir müzikal/siyasi eylemcilik ürünü sundu. Haden her zaman dünya ahvali ile ilgilenmiş, protestolarını müziğiyle dile getirmiştir.

Orkestranın kuruluşundan birkaç yıl sonra ise, ömür boyu arkadaşı olacak Pat Metheny ile tanıştı. Onun 80/81 grubunda Dewey Redman, Michael Brecker ve 1986’da eşi ve ortak yapımcısı Ruth Cameron ile bu sefer Quartet West’i kurdu: Saksofonda Ernie Watts, piyanoda Alan Broadbent ve davulda önce Larance Marabl, sonra Rodney Green ile cazda modernizmin başlangıcı... Pek çok cazcı ile albümler yaptı. Ben özellikle Pat Metheny ile ‘Beyond the Missouri Sky’ ve John Scofield ile yaptığı ‘Time On My Hands”i severim. Brezilyalı Egberto Gismonti, Arjantinli Dino Saluzzi ve Portekizli gitarist Carlos Paredes da beraber çaldıkları arasında. 2008’de anne babasıyla başlayıp hepsi müzisyen olan üçüz kızları ve oğluyla süren aile boyu ‘Rambling Boy’u kaydetti. Bir yıl sonra İsviçreli yönetmen Reto Caduff aynı adlı belgeselle albüme eşlik etti.

Astane’de bize bu festivale kimlerin geldiğini sormuştun. Saydık, saydık, “Peki, kim gelmedi?” dedin. Hep bir ağızdan, ‘Sonny Rollins!’ dedik. “Ha, tamam, Leipzig’den de öyle demişlerdi,” dedin. Tatlılardan bir şey seçmeye kalktın, Ruth bırakmadı, Yasakmış. The Marmara’da havayolu şirketlerinin kontrbaslara çıkardığı zorluklardan yakındın. Fazlasıyla hassas kulakların için koydurduğun paravanlar olmazsa konserden vazgeçmeye kalktığını bile bilirim. Sakin ama ciddi bir insandın. Yokluğun derinden hissedilecek.