Hagi’yi çok sevmek Hagi’yi hiç sevmemek
ERAY ÖZER ERAY ÖZER
Onun ne kadar büyük bir futbolcu olduğunu hangimiz inkar edebilir ki...
Onun ne kadar büyük bir futbolcu olduğunu hangimiz inkar edebilir ki... Sadece Galatasaray’da yaptıkları bile bir takımın bir büyük futbolcunun etrafında nasıl kenetlenebileceğinin en güzel örneği değil miydi?

Evet, asabiydi. Her büyük futbolcuda bulunan kibir onda da ziyadesiyle vardı. Öfkesini kontrol etme ihtiyacı duyduğu anlar sayılıydı. Ama zaten sahada onu herkesten farklılaştıran o gücü öfkesinden aldığı da her halinden belli olurdu. Ondan sakin bir futbolcu yaratamazdınız.

Bunu yaparsa Hagi Hagi olamazdı  çünkü. Karpatların Maradonası olması için yaptığı işi şehvetle, heyecanla, tutkuyla yapması gerekiyordu.

Namına yakışır bir kariyer sürdü ve Türk futbol tarihinde nadiren ismini bir kulüple özdeşleştirebilmiş bir yabancı olarak emekliye ayrıldı.

Ama teknik direktörlük olmuyor Hagi’ye. Hayır, ayrımcı bir bakış açısıyla söylemiyorum bunu. İsteyen her işi yapar tabii ama bu meslek Hagi’de ucuz duruyor. Daha doğrusu sanki Hagi bu işin hakkıni veremiyor.

Galatasaray’a geldiği günden bu yana olup bitenleri bir getirin gözünüzün önüne... Misimovic meselesi...

Diğer takımlar Avrupa’nın kalburüstü ekiplerinden transfer kovalarken Hagi’nin bütün transferleri Romanya’dan yapmak istemesi...

Böyle yaparak “komisyon alıyor”  dedikodularına mahal vermesi...

En son doğumgünümü niye kutlamadınız yaygarası...

Ve önceki gün “Bu takımı bu hale ben getirmedim” yollu, topu yönetime atan açıklamaları...

Ben bu memlekette yabancı  teknik adama ince ince “ulan geliyorsunuz buralara paraları cukkalayıp dönüyorsunuz Avrupa’ya” gözüyle bakılmasından sahiden nefret ediyorum. Üç maç sonra Schuster gitsin, Tigana gitsin, Gerets gitsin muhabbetlerinden de...

Ama Hagi’yle durum başka sanki.

Onun gitmesi gerekliliğinin birebir futbolla bir ilişkisi yok. Futbolcu Hagi ile Galatasaray nasıl bir zamanlar adeta tek bir gövdenin birleşik iki parçasi haline gelmişse, teknik direktör Hagi ile kulüp arasında, hatta Türk futbolu arasında sonu gelmeyen bir doku uyuşmazlığı var gibi geliyor bana.

Ve bu ne yazık ki Hagi’den, Hagi’nin bir teknik direktör olarak bir türlü “olmamasından” kaynaklanıyor.

Hagi’nin dili, tavrı, yaklaşımı, vatandaşı Lucescu’nun çizdiği portrenin yakınından bile geçmiyor ne yazık ki... Hagi’nin elinde muhteşem bir futbol kariyeri var ama maalesef bu futbolcular arasında saygın bir konum elde etmeye yetmiyor.

Bir önceki gelişinde UEFA Kupası’nın gölgesi çok daha sert vuruyordu kulübün üstüne. Belki o jenerasyonda saygınlık görmek bu gölge nedeniyle daha kolaydı. Ama şimdi işler değişti. Şimdi top teknik direktör Hagi’de.

Ve ne yazık ki, Hagi bir teknik direktör olarak futbolculardan o saygıyı görüyormuş  gibi durmuyor.

Sözün özü, Hagi iyidir, hoştur, bir Galatasaray efsanesidir. Bunlara kimsenin itirazı olamaz. Lakin gelinen noktada olgun, ne istediğini bilen, saygın bir teknik adam portresi çizemiyor.

Aksine sahip olduğu devasa krediyi günbegün tüketiyor.

Bir meslek sahibine bunu söylemekten hiç hoşlanmıyorum ama sanki yol yakınken dönmek, kariyer rotasını başka mecralara (mesela belki menajerlik) kırmak Hagi için en sağlıklı seçim olacak sanırım.

Acı ama en doğrusu bu sanki...