Hamas’ın ‘değersiz yalnızlığı'
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Suriye krizinin kazananı Rusya ise kaybedeni de hiç kuşku yok ki İslamî Direniş Hareketi. Yani bilinen adıyla Hamas. İhvan hareketinin Gazze’deki bu küçük kardeşi AKP ile birlikte “kaybedenler kulübü”nün başında geliyor. Ortadoğu’nun kaygan zemininde tıpkı AKP gibi emperyalistlere bel bağlamanın ve bütün yumurtaları aynı
sepete koymanın faturasını ödüyor.

Hamas için sonun başlangıcı, Suriye krizindeki tercihiyle başladı. Yıllar yılı kendisine kucak açan Şam’a yüz çeviren
Hamas, büyük ağabeylerin dayatmasıyla Sünni eksene yelken açtı. Ve bir gecede Şam’daki merkezini Doha’ya taşıdı. Hamas’ın bu kararında Katar ve AKP yönetimi etkili oldu. Katar yönetimi siyasi ve mali destek vaatlerinde bulunarak Meşal’in aklını çeldi. Bu taşınma Hamas taraftarlarınca da tepkiyle karşılanmış, örgüt içerisinde büyük huzursuzluğa yol açmış hatta parçalanacağı iddiaları dahi gündeme gelmişti. Bütün beklenti Şam’ın kısa sürede
düşeceği ve Batı ile uyumlu “ılımlı” İhvan ideolojisinin Suriye’de de işbaşına getirileceği üzerineydi. Böylece bütün bir bölge İhvan hareketinin tahakkümü altına girecekti.

• • •

Evdeki, daha doğrusu Okyanus ötesindeki hesaplar Ortadoğu pazarına uymadı. Suriye denkleminde işler sarpa sardı. Sarsıntıyla birlikte İhvan’ın baş finansörü Katar kızağa çekildi, Suudiler inisiyatifi ele aldı. Üstüne Mısır İhvanı ve Tunus Nahdası da tökezleyince Hamas’ın temel dayanakları çökmüş oldu ve kendisini bir anda Ortado-ğu dehlizlerinde yapayalnız buluverdi. İhvan teknesi Ortadoğu sularında her geçen gün daha fazla su alırken Hamas’ın yalnızlığı da derinleşiyor. Sünni cephe dağılmaya yüz tuttu.

Suudi Arabistan ve Katar’ın Selefi-İhvan rekabetinin galibi şimdilik Suudiler oldu. Suudiler kazanınca sadece hamisi Katar değil Hamas da kaybetti. Krizi fırsata çevireyim derken hepten kaybetti. Bu aralar Katar ile de köprüler atılmış durumda. Siyasi Büro şefi Halit Meşal, Doha’da adeta ev hapsinde tutuluyor. İkametgâhına giriş çıkışlara dahi kısıtlamalar getirilmiş. Yurtdışına çıkmaktan men edildiği gibi, artık istedikleriyle de görüşemiyor. Hamas’ın siyasi bürosunun başka bir yere taşınması tartışılıyor. Yeni adres için Beyrut ve Hartum’dan söz ediliyor. Seçenekler arasında Tahran’ı dahi telaffuz edenler var. Lübnan gazetesi Al-Akhbar’a göre Hamas’ın Doha’daki merkezini kısa süre içerisinde taşıması söz konusu.

• • •

‘Büyük abiler’den Hamas’a vurulan darbe bununla da sınırlı değil. Mursi devrilmeden önce İhvan ideolojisi Gazze ile birlikte Mısır, Tunus, Fas ve Türkiye’de iktidardaydı. Gazze’nin İsrail dışındaki tek sınır komşusu Mısır, İhvan iktidarı zamanında küçük kardeş için kılını dahi kıpırdatmadı. Mübarek döneminden de beter yaptırımlara tabi tuttu. Dünyayla bağları koparılmış Gazze için can alıcı önemdeki Refah tünellerini lağım ve betonla doldurdu. Gannuşi’nin Nahdası, Gazze’yi hepten unuttu. Gazze’ye gideceğini söyleyen Erdoğan, ABD’nin kulak çekmesiyle adım atamadı. Katar’da taht el değiştirdi ve İhvan’dan rahatsız olan Suudilerle iyi ilişkiler yürütmek isteyen Tamim
dümene geçti. Ve haliyle Hamas’a verilen sözler unutuldu. Hamas şimdi derinleşen yalnızlığıyla baş başa. Bu yalnızlık yaptığı ittifaklar nedeniyle ‘değerli’ de değil. Ortadoğu dehlizleri Hamas’a ‘değersiz yalnızlığı’nı gidermenin tek yolu olarak dümeni direniş hattına kırmaktan başka çare bırakmıyor. Hamas, emperyalistlerin ve taşeronlarının ipiyle kuyuya inilmeyeceğinin hazin bir örneği.