Hamdolsun!
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR
Zaman zaman düşünüyorum,
 
“Acaba bazı insanlarda utanma duygusu neden gelişmiyor?..”
 
İnsan olmanın nitelikleri biliniyor.
 
Toplum içinde yaşama kuralları belli…
 
Ahlak, gelenek, saygı ve nezaket gibi kavramlar geçerli…
 
Yine de, bazı insanlar “pişkince” toplumsal yaşamın dışına çıkabiliyorlar!..
 
****
 
Acaba onlar toplumun değişmez önderleri mi?..
 
Toplum onlara tapacak kadar her dediklerini yapar konumda mı?..
 
Yoksa; uyguladıkları kuralsızlıklardan usanmış,
 
Edepsizliklerinden gına gelmiş,
 
Korkutulmaktan yılmış,
 
Umudunu yitirmiş bir toplum oluşturdukları için mi bu kadar pervasızlar?...
 
Eğer öyleyse, çok başarılı olmuşlar!..
 
****
 
Bırakın; anayasa ve yasalara uymayı!..
 
Etik kuralların varlığını bilmeyi!
 
Demokrasi, hak ve özgürlükleri tarif etmeyi!..
 
En ufak insani açıdan bakan bir kişi bile bugün, AKP’nin ortaya koyduğu bu anayasa önerilere müthiş tepki gösterir!..
 
Alay edildiğini anlar ve gerekli cevabı gecikmeden verir…
 
Nasıl bir cehaletin ülke yönetiminde olduğunu görerek en azından kendi talihsizliğine üzülür!...
 
Ama maalesef böyle değil…
 
****
 
Aklı başında herkes, çağın yaşam standardına sahip olmanın bir yurttaş hakkı olduğunu bilir.
 
İletişim araçlarının bu kadar gelişkin olduğu dünyada bilginin insanı nasıl yücelttiğinin farkındadır.
 
Özgürlük ve eşitlik kavramlarının genişletilmesiyle rahat ve güvenli bir yaşama ulaşacağını söyler.
 
Bilginin bir erdem değil, dünyanın devamını sağlayan tek enerji olduğunu iddia eder.
 
****
 
Bu nedenle “ bilen insana “ sahiplenir..
 
Cahili öteler…
 
Aydınlığı arar,
 
Karanlıkta kalmaktan korkar!..  
 
Neden Türkiye bu nokta da değil?..
 
Çünkü siyasi muhalefet toplumsal aydınlanmanın önderliğini yapamıyor!..
 
****
 
Demokrasiyi sindiremeyenler, aydınlanmayı yok etmeye çalışırlar..
 
Her lamba ışık vermez…
 
Her ışık da insanı aydınlatmaz…
 
Lambanın da ışığın da her zaman bir kör noktası her zaman bulunur…
 
Önemli olan bu kör noktayı hemen görebilmekte!..
 
****
 
AKP Anayasa Komisyonuna geçen hafta “Başkanlık sistemi” ile ilgili bir öneride bulundu.
 
Bu önerinin “Türk tipi Başkanlık “olduğunu söylediler…
 
Dünyada eşi benzeri olmayan bir öneri…
 
Ne Başkanlık sistemine benziyor..
 
Ne de yarı başkanlık sistemine!..
 
Bugün dünyada 40’ı aşkın ülkenin uygulamadığı, bilinen siyasi kurallardan çok daha farklı bir düzen!..
 
****
 
Gözleri bağlı yandaşlar her zaman olduğu gibi  önce bu öneriyi alkışladılar..
 
Methiyeler dizdiler..
 
İstikrar ve siyasi güçten bahsettiler…
 
Ne menem bir buluş olduğunu dile getirdiler...
 
Bu kadar “yağcılık sonrası” kendini alamayanlarda on yıl içinde Türkiye’nin bu “sistemle” dünyanın 10. Büyük ülkesi olacağı kehanetinde bulundular…
 
****
 
Oysa önerilen, bir sistem değişikliği değil, bir rejim değişimidir!...
 
Öneride;
 
Halk tarafından seçilen başkan, yürütme kurulunu yani hükümeti, meclisin dışından belirliyor.
 
Hükümet böylece sadece başkana karşı sorumlu oluyor.
 
Meclisin Hükümet üzerinde hiçbir yaptırımı bulunmuyor…
 
****
 
Başkan, isterse “kanun gücünde kararnameler” çıkarabiliyor…
 
Yani meclisin yetkisini de kendinde toplayabiliyor…
 
Ayrıca Meclisi isterse yenileyebiliyor…
 
****
 
Başkan, yüksek Yargı Organlarının başkan ve yönetim kurullarını belirliyor…
 
****
 
Kısaca AKP’nin önerdiği başkanlık sisteminde; yürütme, yasama ve yargı tek adamın elinde!..
 
Bu sisteme başkanlık değil, “baş adamlık” hem de başkaca adamın olmadığı “tek adamlık,padişahlık” adı verilmelidir!..
 
Yeni Osmanlıcılık hedefi açıkça ortaya konuluyor!..
 
****
 
Bu teklifi, biraz dünya ile ilişkisi olan biri aklına getiremez…
 
Bu teklifi, birazcık demokrasiyi bilen biri meclise sunamaz…
 
Bu teklifi, halka saygı duyan biri düşünemez!..
 
Bu teklifi, aklı olan bir kişi el aleme açıklayamaz!..
 
****
 
“Arap baharı “ sırasında bu ülkelere örnek olacağız diyenler, şimdi halkın düşürdüğü o diktatörleri kendilerine örnek aldılar!..
 
****
 
Türkiye de her şey RTE’na uygun olarak düzenlenmeye çalışılıyor…
 
Padişahlık ve halifelik öykünmeleri akılsızca ve de arsızca yapılıyor..
 
Cumhuriyetin tüm ilkeleri böyle kısır ve çağ dışı anlayışa peşkeş çekiliyor.
 
İnsan, emek, hak, özgürlük ve eşitlik kavramları yok sayılıyor..
 
Artık, sendikal haklardan bahsetmiyoruz..
 
Artık, sermayenin sömürüsünden bahsetmiyoruz…
 
Artık, düşünce ve ifade özgürlüğünden bahsetmiyoruz…
 
Artık, dünyevi bir çok insana ve topluma ait şeyi unuttuk..
 
Onlar bu dünyayı yerlerken,
 
bize öbür dünyayı öğretiyorlar!..
 
Bu kadarına da hamdolsun!..
 
Muhalefet nasılsa uyumaya devam ediyor…