Hapishanevari toplumda var olabilmek için müzik
11.08.2017 09:36 KÜLTÜR SANAT

BURAK ABATAY @abatayburak

Polonya’nın dünya müziğine kazandırdığı en önemli sanatçılardan biri ve belki de en önemlisi piyanist ve besteci Leszek Mozdzer. Ünlü piyanist klasik müzik ile caz esintilerini bir arada tutarak kendine has tarzını bütün dünyaya tanıttı. Dünyanın en prestijli caz müzik ödüllerinden birisi olan Diamond Award’a da sahip olan Mozdzer, Bodrum Müzik Festivali'nde 15 Ağustos saat 19:00’da MekanD-Marin Turgutreis Amfi Tiyatrosu’nda sevenleriyle buluşacak. Mozdzer ile konser öncesinde müziğinin detaylarını ve Türkiye’yi konuştuk.

» Müzik maceranız ne zaman başladı?
Müzikal maceram en başından beri başlamıştı, çünkü ses tüm maddelerin parçası. DNA zinciri bir spiraldir ve bu yüzden rezonansa karşı çok savunmasızdır. İlk stüdyo yankıları bir spiral kullanılarak oluşturuldu. Bu yüzden hepimiz birçok frekans ve bu frekanslarla yankılar üretiyoruz. Her şeyi tamamen kulaklarımızla duymuyoruz, bazı ince yapılar titreşiyor ve sonucunda titreşimler üretiyor. Müziğe, duygusal frekanslara, arzulara ve en nihayetinde de benim hayatıma dönüşen bu frekanslar arasındaki uyumu arıyorum. Vücudun her iç organı kendi titreşim modeline sahiptir, bu yüzden aslında 'organ' olarak adlandırılır. İnsan vücudundaki titreşim merkezi kalptir, kalbin frekansı ile DNA kodunu değiştirebiliriz. Bütün hayatı müzik olarak görüyorum ve bu macera müzik olmadan mümkün olmayacaktı.

» Şahane işlerinizi dinlediğimde ya da canlı performanslarınızı izlediğimde başka bir âlemde dolaştığınız düşüncesine kapılıyorum. Piyano başında müziğinizi icra ederken neler hissediyorsunuz?
Müzik soyut bir dildir; bu yüzden çalarken farklı ruhsal durumlara erişebiliriz. Bazen sahnede ilham, sezgi ve telepatiyi deneyimleriz. Fakat bu üç süreç ancak zihnin koşulsuz kabul, sevgi, coşku ve barışla dolu yüksek titreşimlerinde gerçekleşebilir. Bu yüzden ana akım medya korku ve küçümsemeyle bizi düşürmeye çalışıyor. Düşük frekanslar ilhamımızı, sezgilerimizi ve telepatimizi engelliyor ve bu yüzden de şirketokrasiye karşı olan savaşımızı kaybediyoruz.

» Sizi ilham denizinde en çok etkileyen şey ne?
İlham asla açıklanamayan bir konu. Bir insan yalnızca belli bir zihinsel durum içindeyken yüksek boyutlarla temas edebilir. Yüksek bilgelik, sevgi ve güzellik; anlayabileceğimiz mesajı iletmek için kişisel zihinsel ikonografimizi kullanmalıdır. Fikirlerimiz bazen matematiksel kalıplardan, bazen duygularımızdan bazen de başka farklı biçimlerden ortaya çıkar. Bu yüzden kitap okumaya ve olabildiğince çok öğrenmeye çalışıyorum bu sayede, "Yaratılış’ın Kaynağı" benimle iletişime geçmek ve yaratıcı sürecimi desteklemek için daha fazla araca sahip olacak. Evrim ve Yaratılış bence aynı şey.

» Sizin için Chopin çok önemli bir yerde. Chopin müziğinin en sevdiğiniz yönleri neler?
Chopin’in müziğinin ellerime davranış şeklini seviyorum. Onun besteleri, insan elleri için kusursuz bir şekilde yazılmış, onları çalmak benim tüm kaslarımın farkına varmamı sağladı. Onun müziğini çalmak büyük zevk. Bir yandan el kaslarım için alıştırma yaparken bir yandan da çok güzel müziği icra ediyorum. Bu yüzden hem ellerimi çalıştırmanın verdiği içsel zevki, hem de onun muhteşem harmoni, melodi ve yapısının verdiği harici zevklerle tatmin oluyorum.

» 50’li yaşlarınıza gelirken müziğinizin olgunlaştığını düşünüyor musunuz?
Her gün ruhum üzerine çalışıyorum, umarım her çaldığımda mesajım daha nettir. Müziğin sadece ürettiğimiz sesler olmadığının farkına vardım. Müzik bundan çok daha fazlası. Müziği entelektüel bir biçimde analiz ederseniz, müziğin daha 'gelişmiş' bir şey olduğunu düşünebilirsiniz. Hepimiz bu ilerlemenin karmaşıklığı da getirmesi gerektiğini alışığız fakat bu gelişme bazen sadeliği getirir.

» Çalışmalarınızı dinlediğimde korkutucu bir hüzne sahip oluyorum. Hüzün sizin hayatınızda ne tür bir yer kaplıyor?
Yaşamım boyunca keder ve umutsuzluklarla doluydum, çünkü bir kölelik sisteminde yaşadığımın farkında değildim. İnsanlığın nasıl sistemli bir şekilde köleleştirildiğini anlamam yıllar sürdü. Sadece makro sosyal mühendisliğin bir kölesi olduğumu kabul ettikten sonra, bu zihinsel ve aldatıcı hapishaneyi benimle paylaşan programlanmış toplumda kendi yolumu bulabildim. Sistemi daha net görüyorum ve artık kişisel olarak algılamıyorum. Bugün müziğimin on yıl önceki halinden çok daha mutluluk verici olduğunu düşünüyorum. Burada yaşamanın normal bir durum olmadığını artık anladım. Dünya çok özel bir gezegen.

» Sizin klasik ve caz müzik arasında bir füzyon olduğunuzu düşünüyorum; doğru mu?
Katılıyorum. Klasik müzisyenlerden öğrendiğim sesin saflığını ve güzelliğini müziğime yansıtmaya ve cazda olan yüksek duygusallıkla birleştirmeye çalışıyorum. Konserler sırasında duyguları güçlendirirken tarzımı korumaya çalışıyorum. Zor bir iş, çünkü duygusallığın belirli bir seviyesinden sonra tarzınız etkilenmeye başlar. Buna müzikte de hayatınızda da tanık olabilirsiniz.

» Bodrum’a geliyorsunuz. Bu Türkiye’ye ilk seyahatiniz mi? Neler hissediyorsunuz?
Türkiye'yi seviyorum, burada tekrar çalacak olmaktan çok mutluyum. Özellikle Bodrum çok güzel bir yer.

» Türk müziğini biliyor ya da takip ediyor musunuz?
Benimle çalan Zohar Fresco Türkiye doğumlu, bu yüzden Türk geleneği ve kültürü hakkında çok şey konuşuyoruz. Ancak bunlar oldukça manevi, soyut konuşmalar.

» Bodrum’da müzikseverleri neler bekliyor?
Beklentiniz olmasın lütfen. Sadece orada olun, hepsi bu. Belki bu hapishanevari toplumlarda hayatta kalabilmek için her gün giymek zorunda kaldığımız maskelerin altında sakladığımız gizli dünyamıza girebilmek için küçük bir vaktimiz olur.