alpertasbeyoglu

Harçlar ve bankacılık sektörü

IMF toplantısı İstanbul’da düzenlendiği günden beri toplantılarda, sohbetlerde aynı iddiayı sürdürdüm. Hükümet IMF ile anlaşacak. Basında birçok isim Harbiye toplantıları ertesinde böyle bir gelişme olmayınca, özellikle bankacılık sektörünün sağlam duruşu nedeniyle hükümetin bu anlaşmayı yapmamasının anlaşılır olduğunu söylemişti. Oysa yine sonbahar aylarında açıklanan Orta Vadeli Program, programın temel hedefleri derinlemesine incelenince hala IMF ile anlaşma olacağı iddiasını sürdürüyorum. Düşüncemi destekleyen bir gelişme hükümetin bankacılık sektörüne getirdiği yeni harç uygulaması oldu.  Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, bankalardan şube başına 24 ile 48 bin lira arasında yıllık harç alınacağını açıkladı. Bu bağlamda sektöre getirilmesi beklenen yük 350 milyon TL civarında olacak.
IMF ile anlaşmanın dışında beni ilgilendiren, harç yükünün kimi ne kadar etkileyeceği. Bu nedenle harç kesintilerinin nasıl uygulanacağı önem kazanıyor. Eskiden şube başına harç 27 bin TL olarak, şube kurulurken alınırken, bundan sonra her banka sahip olduğu toplam şube adedi için harç ödeyecek. Nüfusu 5 binin altındaki yerleşim birimlerinde yıllık 24 bin lira, 5 ile 25 arası nüfuslu yerleşim birimlerinde 36 bin lira, büyük yerleşim bölgelerinde ise 48 bin lira harç ödenecek. Bu doğrultuda aşağı yukarı 9.000 şubeden müteşekkil bankacılık sektöründe oyunun kuralı ciddi anlamda değişecek. Çünkü 5.600 civarı şube büyük 10 ilde bulunuyor. Yani Türkiye ekonomisinin büyük ağırlığını oluşturan büyük şehirlerde. Yeni uygulamanın kısa ve orta vadede birkaç etkisi olacaktır. Bunlardan birincisi özellikle 10 büyükşehirde daha az işlem gerçekleşen şubelerin konsolidasyonunu göreceğiz. Bu konsolidasyon çabası doğal olarak bankaların açmayı planladığı yeni şube adetlerini revize etmelerini beraberinde getirecek. 3-6 ay arasında hayata geçecek olan bu süreç birçok banka şubesinin boşaltılmasını ve akabinde özellikle bazı semtlerde zaten durgun olan emlak piyasasının daha da dibe vurmasına yol açacak zira bankaların şube kiralamaya ödediği bedeller emlak sektöründe oldukça belirleyici.
Bu trendin istihdam üzerindeki etkisi de olumsuz olacak. Hükümet IMF ile anlaşma arifesinde mali tabloyu düzeltecek ancak zaten yüksek olan işsizlik rakamları finans sektöründeki bu gelişme nedeniyle daha da olumsuz etkilenecek. Sektörel anlamda istihdam daralması, bir yandan maaşları düşürecek bir yandan da  yan faydalarda erozyona yol açacak.
İşin bankalar tarafına döner isek, oradaki tablonun çok ciddi etkileneceğini düşünmüyorum. Özellikle sermaye yeterliliği ve başka rasyolar açısından BDDK’nin sıkı denetimi ve yerli ve yabancı hissedarların kâr payındaki düşüşe tahammülsüzlükleri nedeniyle yakın dönemde kredi maliyetlerinde, masraflarda artış ve daha çok alternatif dağıtım kanalları(internet,telefon bankacılığı)na yönlendirme göreceğiz.
Hükümetin finansal sektörden devlet adına daha çok vergi, harç vs alması olumlu ancak bu uygulamanın dolaylı değil doğrudan uygulamalar ile gerçekleştirilmesi ekonominin bütünü için daha sağlıklı olur diye düşünüyorum.

BİZİ TAKİP EDİN

359,909BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,086,766TakipçiTakip Et
7,819AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL