Hava kötülük topluyor
KAAN SEZYUM KAAN SEZYUM

Sanki çevremizde bir kötülük imparatorluğu var. Yüzüklerin Efendisi’ndeki gibi bir ortam sanki… Bir yanda her şeyde kötülük, her noktada kötülük var ve bu kötülük giderek belli yerlerde toplanmaya yoğunlaşmaya başlıyor.

Kötülük nedir? Kime kötü denir? TDK’ye bakmak istiyorum ama TDK’ye bile güvenim kalmadı. Gün gelir ‘kötülük’ için bile farklı bir tanım bulabilecek bir düzeneğin bir parçası gibi oldu TDK bile. Kelimelerin anlamlarını yazan kurumuna bile güvenemiyorsunuz. Bir gün geliyor, orada bile kelimelerin anlamları değişiyor, eski kelimelere yeni yeni anlamlar geliyor. Neyse salla TDK’yi, arada hazır bi şeyler sallıyorken Tübitak’ı da sallayalım. En son başına hayvanat bahçesi müdürlüğü geçmişli birisi atanınca takibi bırakmıştım. Oysa çocukken Bilim ve Teknik okurdum. Evren nasıl oluşmuş, maddeler nasıl oluyor da oluyor, elementler, moleküller, gezegenler, yıldızlar, falanlar malanlar... Nasıl oldu da o günlerden ‘Bilemediğim şeye lazer derim’ seviyesine düştük başlı başına bambaşka bir konu...

Şimdi ise neredeyse ülkede her şey ucu ucuna ‘Abi olduğu kadar yeaa’ yaklaşımında, uzmanlıktan ve bilimsellikten uzak yapıldığı için her konuda mantarlıyoruz. Yani bunun başka bir açıklaması yok. İki gün yağmur yağdı mı otobanın ortasında araç içinde boğulmadan, güvenliksiz, denetimsiz madenlerde insanlarımızın cesetlerinin üzerine beton dökmemize kadar. Tabii ki bu kötülük çöküşü her alanda yayılıyor, yaygınlaşıyor.

Geçtiğimiz haftaya kadar bir üniversiteden herhangi bir öğretim görevlisinin ‘Cehalet süper bi şey muaakiii’ dediğini duysak şaşırırdık. Neyse ki artık hazır denmişi var. Çocuk ve ailelerden sorumlu bakan hanım çıkıp tecavüzü ‘Bi kereden bi şey olmaz’ diye özetleyebiliyorsa yine bundan... Ya da şu sıralar çok konuşulan ve ısrarla üzeri örtülmeye çalışılan vekillerin ‘İnadına’ destekledikleri, çocuk tacizi konusunda insanların bu kadar rahat olması da bundan. Az önce iki çocuğa cinsel istismardan tutuklu Kızılay Şube Başkanın Ensar Vakfı’nda Başkanlık yaptığının ortaya çıkmasıyla ilgili bir haberi tivitledim mesela. Hemen bir arkadaşımız tivite ‘Mevzu bunlara gösterdiğiniz haklı tepki değil, riyakar olmanız. Bu vakıf ak parti’ye yakın olmasa bu ses çıkar mı?’ yorumunda da kendini belli ediyor. Ortada tuhaf bir durum var. E tamam da nedense tüm kötü haberler de hep aynı adreslere ya da benzeri yerlere çıkıyor. Bu haberleri görmemizin sebebi bu mevzulara iktidarın yakınlığı mıdır? Çocuk tacizi haberlerinin üzerine ‘İnatla desteklemeye devam edeceğiz’ diyen de ben miyim? Ben sadece gösteriyorum, kötülük nerede olursa olun bulunuz... A Türkiye’de mi yaşıyorsunuz? Burada bulmanıza gerek yok, kötülük gelip sizi, kız kardeşinizi, öğretmen annenizi, emekli babanızı da bulabilir. Siz yeter ki yaşamak isteyin.

Şu sıralar havalar bir acayip. Kötülük topluyor adeta. Gazetecilerin hapse atıldığı, Işİd’le bağlantılı ekiplerin komple salındığı, akademisyenlerin ‘Barış istiyoruz’ dediği için içeri alındığı bir yerdeyiz. Üzerimize biraz daha kötülük yığılırsa ne olacak bilmiyoruz? Kötü çevre tasarımı, kötü yönetimler, zevksiz giyinen politikacılar, ağzı bozuk bakanlar, insan haklarından nasibini almamış anayasa profesörleri ile ne kadar gidilebilecek hep birlikte göreceğiz.

Kötülükle yaşamaya da alışmamız gerekebilir.