Havalimanında havasız kalmak
MELİH PEKDEMİR MELİH PEKDEMİR

Onlar için hava atmak amacıyla acilen yetiştirilmesi gereken havalimanı; bizimkiler, işçiler için havasız kaldıkları bir inşaat alanıdır.

Havanız batsın!

Katar’dan yeni aldıkları Uçan Saray oraya konsun diye ölesiye çalıştırılan işçiler, sömürüye karşı direndiler.

Bu kadar basit.

Kitabın ortasından değil defterden yırttıkları bir sayfaya kendi elleriyle yazdılar taleplerini: Tahtakurusu olmasın, karnımız doysun, ücretimiz ödensin! Köle değil emekçi statüsü istiyorlardı. Jandarma biber gazı ile saldırdı, şirket otobüsüyle taşınarak gözaltına alındılar.

Ama uyanmışlardı artık. Oysa hep uyusunlar, akıllı değil itaatkâr olsunlar istiyordu sömürücüler. Ayfon kırsınlar, afyon yutsunlar yeterdi. Zaten Marx’a göre de “din halkın afyonu” değil miydi? Öyleydi. Çünkü sınıf filan yoktu; sınıf, sadece dine aykırı karma eğitimi iptal ettikleri okuldaki ‘derslik’ diye bilinmeliydi. Toplumsal anlamda ‘sınıf’ diyenlere sadece terörist ve komünist denmeliydi.

İnşaat işçileri ise tarihsel bir sınıf dersini tekrarladılar işte.

Ders bir: Kapitalizmde sadece işveren yoktur, sermaye yoktur; kapitalizmde işçi vardır, emek vardır. Bu havalimanı da işçi ve emek sayesinde yapılmaktadır. Sömürü karşısında “açız, paramızı verin” dediklerinde inşaat da böyle durur.
Bu kadar basit.

havalimaninda-havasiz-kalmak-511060-1.



İşte bu basit olanı yaptı inşaat işçileri ve tahtakurularını temizletmek için eylem yapınca bir anda PKK’li oldular, Kürt oldular ve hatta CHP’li bile oldular. Milletin şeyine koyabilen Kolin-Cengiz-Limak şirketi demek ki işçi diye binlerce teröristi (!) işe koyduğunu da kabul etmişti.

Ders iki: Sömürü! “Bu kelimeyi sakın unutmayın, unutturmayın” dedi inşaat işçileri. Osmanlıcası da ‘istismar’. Yani? Bireylerin, toplumsal kesimlerin ya da sınıfların, görece daha güçsüz bireylerin, toplumsal kesimlerin ve sınıfların emeğini ve kaynaklarını kendi çıkarlarına kullanmalarıdır. Şirket de işçilerine aynen böyle bir vahşet uygulamaktadır.
Bu kadar basit.

Ders üç: Sömürüden kurtulmak için, sömürüye karşı mücadele ve örgütlenme şarttır. Yoksa? Aç kalırsınız, ölürsünüz. Öyle ki, işsizlik felaketini bile işçilere karşı kendi çıkarlarına uyguladı bu şirket; baksanıza iş arayanları otobüslere bindirip 2 bin yeni işçi getirdiler şantiyeye.

Bu kadar basit.

Evet, inşaat işçilerinin sınıf dersleri bu kadar basit, bu kadar anlaşılır bir şey.

Solculuk da, sol muhalefet de zaten sömürüye itiraz etmekle başlamaz mı? İnşaat işçileri işte orada ani ve frenlenemez bir güç halinde solcudurlar ve muhaliftirler.

Muhalefet tarzını başka zeminlerde aramaya gerek yoktur.

“İnşaat işçilerine selam! Selam yaratana.”