Havuzda ikna problemi: Sümeyye Erdoğan olayı niye sahiplenilmiyor
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN

Normalde gazetecilikte “haber atlatma” diye bir kavram var. Meslek dışındakiler için “haberi ilk veren olma”  ayrıcalığı diye kısaca tarifleyebiliriz. Eskiden gazeteciler için bir başarı kriteriydi. AKP’nin kendi medyasını oluşturma süreciyle bu kriter de ortadan kalktı. Haber atlatmayı bırakın, 7-8 gazetenin aynı manşeti atarak “özel haber” yapmasına sık sık şahit oluyoruz. Bu durum artık haber değeri bile taşımıyor. Aksine iktidar medyası, aynı konuyu aynı şehvetle sahiplenmeyince, bir haber değeri taşıyor. Buna son olarak, “Sümeyye Erdoğan’a suikast iddiası”nda şahit olduk. Doğru dürüst bir belge olmadığı gibi, belge diye sunulanların da ağır inandırıcılık sorunu yaşamasıyla olay adeta havada kaldı. 20 Şubat günü, Star, Akşam ve Güneş gazetelerinin manşetlerinden verdiği bu garip iddia, iktidar basınının diğer taraflarında doğru dürüst sahiplenilmedi. Hemen arkasından Süleyman Şah Türbesi’nin mobilizasyon projesi de çıkınca gündemden hızla çekiliverdi.

Sonuçta ortada Cumhurbaşkanı’nın kızını hedef alan bir suikast iddiası var ve böyle önemli bir iddiada havuzun bir kısmının çekimser kalması ilginç. Bu haftaki Köşe Vuruşu’nda bunun olası nedenleri üzerinde durmak isterim:

1-ACEMİ SENARYOYA İTİRAZ

Sümeyye Erdoğan’a suikast iddiasında belge diye sunulan Twitter mesajlaşmaları, üzerine “mizah” yapamayacak kadar acemice. O kadar komik yazılmışlar ki, böyle bir şeyin hicvini yapacak olsanız zaten bu kadar olur. Dolayısıyla inandırıcılık ciddi bir sorun. İşte bu belgeler servis edildiğinde havuz medyasının bir kısmı, buna itiraz etmiş ve yayımlamaktan kaçınmış olabilir. Zira “mağduriyet çıkarma” söz konusu olduğunda sinekten yağ çıkaran kimi köşe yazarları bile şimdilik konuya tamamen kayıtsız. İtiraz etme ve “yayımlamama” gibi bir lüksleri var mı bilinmez, ama başka şeylerle telafi etme kaydıyla bu saçma görünen haberden feragat edilmiş olabilirler. Bu oldukça iyi niyetli bir ihtimal, zira iktidar medyasında hâlâ inisiyatif kullanabilen bireylerin kaldığı ön kabulünü içeriyor.

2-TÜM MECRALARI AYNI ANDA YIPRATMANIN YOLU

İkinci bir ihtimal, bu tarz  üfürmeleri servis ederek bir kamuoyu yaratmaya çalışanların artık daha akıllıca davranmayı öğrenmesi olabilir. Yani ikna açısından sorunlu olan bu haberlerin gazetelerin tümüne servis edilmesindense bir kısmına servis edilerek  “özelleştirilmesi” çabası olabilir. Sonuçta özellikle Gezi sırasında topluca sunulan bir sürü üfürme haberin, (Kabataş vs.) yalan çıkması eldeki tüm mecraları yıpratıyordu. Topluca bir yıpranma yerine, her üfürme iddiada bir iki gazeteyi feda edip, diğerlerini dinlendirmek zekice. İktisattaki “bütün yumurtaları aynı sepete koymama” formülü gibi. Bu kadar zekice hareket edecek bir yapının, o kadar kötü “haber senaryosu” yazması gerçekçi görünmediğinden bu da olası bir ihtimal değil açıkçası.

3-KOMPLO TEORİSİ: PARALELLER HAVUZA SIZDI

Belge diye sunulan Twitter mesajlaşmalarının son derece saçma olmasından türeyen bir başka olasılık da, havuz medyasının kimi kademelerine “paralel örgütün” sızmış olması. Evet, komplo teorisi gibi görünüyor, ama haberin yayımlandığı gün sosyal medyada ciddi ciddi tartışılıyordu. Bu ihtimali savunanlar, bu derece acemice yapılmış bir manipülasyonun ancak söz konusu yayın organlarını yıpratacağını da, bu kadar şeytanice bir şeyi de ancak “paralellerin” düşünebileceği şeklindeydi. “Sümeyye Erdoğan’a suikast iddiasındaki” yazışmalar kadar saçma bir iddia gibi görünüyor. Yine de, o iddiada belge diye sunulanların saçmalığının düşürdüğü boşluğa yorulabilir.

HANGİSİ GERÇEK?

Bana kalırsa bu ihtimallerin sadece ilki  (acemi senaryoya itiraz) gerçeğe biraz yakın, diğerleri uzak ihtimal. Hepsinden öte bu suikast iddiası gibi alelacele yazılmış senaryoları bir paniğin sonucu olarak okuyorum. Muhtemelen kamuoyuna sızdırılmayan araştırmalar, AKP’nin ciddi puan kaybettiğini gösteriyor ve seçime dek alelacele rüzgârı döndürme çalışmaları yapılıyor. Zaten bir medya analizinin, bu kadar komplo teorisini barındırması bile içinde bulunduğumuz durumun tuhaflığına delalet. Algı dünyamızı bu bombardımandan korumak için türbelere çaput bağlayacak haldeyiz. Vatana yürüme mesafesine getirilen türbe, bir de turneye çıkarılırsa iyi olur bak.