Hawking Amca
18.03.2018 11:32 BİRGÜN PAZAR
Bugün buraya Türkiye’de yetişmiş, bilime meraklı, iki çocuk sahibi bir babanın gözünden Hawking’i anmaya geldim

İlker Birbil - Akademisyen

Stephen Hawking son yıllarda yapay zekâ konusunda bayağı endişeliydi. Önlem alınması gerektiğini, çok yakında insanlığın tehlikede olacağını söylüyordu. Bense onun bu endişelerini sağda solda okuyup bir sürü laf ettim. Hatta sadece laf da etmedim; kendi aklımca dalga geçtim. Küçük aklımca. Hawking kim, ben kim?

Artık Stephen Hawking yok. Şimdi kalkıp Hawking’in nasıl önemli bir bilim insanı olduğunu, ya da insanlığa kat ettirdiği uzun mesafeleri anlatacak değilim. Tüm o kudretli işleri, benden çok daha ehil insanlar yazdılar zaten. Lütfen okuyun o yazıları. Bir ömre ne çok fikrin sığdığını göreceksiniz. Eminim bir de benden dinlemenize ihtiyaç yok. Bugün buraya Türkiye’de yetişmiş, bilime meraklı, iki çocuk sahibi bir babanın gözünden Hawking’i anmaya geldim.

Hawking sadece üst seviyede bilim yapmakla kalmadı. Kendisinin ve başkalarının evrenle ilgili fikirlerini insanlara anlatmak için popüler bilim kitapları yazdı, konuşmalar verdi, televizyon programlarına çıktı. Hawking külliyatı pek çok eve bir şekilde uğradı. Benim neslimin gençleri “Zamanın Kısa Tarihi” ile hülyalara daldı. Semti biliyorduk; şehirden haberdardık; ülke büyük, Dünya ise koskocamandı. Meğer bize kocaman gelen o Dünya, okyanustaki bir kum tanesi bile değilmiş. Hoş okyanus demiyordum artık. Öğrenmiştim. Kozmos! Bugün de şu sayıları okuyup başı dönmeyecek bir çocuk gösteremezsiniz bana: Gözlemlenebilen uzayda kabaca iki trilyon galaksi, ortalama bir galakside birkaç yüz milyar yıldız var. Sadece bizim galaksimiz Samanyolu’nda trilyonlarca gezegen olduğu tahmin ediliyor. Milyarlar, trilyonlar... Çarpmaları artık siz yaparsınız.

Sonra büyüdüm. Çocuklarım oldu. Bilim konusunda ufuklarının açık olacağından emindim. Nasıl olsa internet sayesinde etrafları bir sürü kaynak ile doluydu. Şanslıydılar... Uçuyormuşum tabii. Sonra ayaklarım yere basmaya başladı. Çocuklarıma asıl öğretmem gerekenin, tonla kaynağın arasından doğru bilgiye ulaşmak olduğunu anladım. Ve aynı dönemlerde Stephen Hawking’in kızı Lucy ile birlikte çocuklar için yazdıkları popüler bilim kitapları serisine rastladım: George ve arkadaşı Annie’nin heyecanlı maceraları. İkili bir yandan kara deliklerden geçip gezegenleri turluyorlar, bir yandan da türlü sorularına cevaplar arıyorlardı: Evren nasıl oluştu? Güneş söner mi? Peki ya zaman tam olarak ne demek?

Hepsi de zorlu sorular. Çocukların seviyesine uygun olmaz diye mi düşündünüz? Sakın! Her konu çocuklara anlatılabilir. Zaten çocuklara anlatamıyorsak ya biz konuyu anlamamışızdır, ya da anlattığımız doğru değildir. Evrimsel biyolojiden tutun da, kuantum mekaniğine kadar her konuyla çocukların tanıştırılabileceğine yürekten inanıyorum. Kaldı ki iklim değişikliği, ayrımcılık, yoksulluk gibi Dünya’yı içten içe çürüten her şeyle asıl onların baş etmesi gerekeceğini unutmayın. Bunların hepsi için çözüm öneren de sadece bilim var elimizde. Sadece bilim. Eğer cesur çocuklarımız olsun istiyorsak, onların bilim konusunda donanımlı olmalarını sağlamaktan başka çaremiz yok. Bunun da yolu merak etmelerini sağlamaktan geçiyor. Ve ebeveynlere gerçekten çok iş düşüyor. Çünkü memleketin cehaleti kutsayan bu halinde, aklı başında bilim programlarıyla, eğlenceli bilim yayınlarıyla ya da gerçek bilim insanlarımızla çocuklarımızın buluşması oldukça güç duruyor.

Çocuklardan bahsedip durdum ama büyükleri de unutmayayım. Malum gündem fena. Zehirli mi zehirli. Ne idiği belirsiz bir ahlâkı temsil ettiğini iddia eden ucubeler, türlü yalanlarla göz boyayanlar, sahtekârlığı hak görenler meydanı boş bulmuş cirit atıyorlar. Tüm bunlardan biraz uzaklaşmanın yolu da pekâlâ bilim olabilir. Zihni açmak ve cehaletle mücadele etmek için cin fikirlerin arasında kaybolup gitmek... Deneyin lütfen; inanın iyi gelecek.

Oğlum dokuz yaşındayken Hawkinglerin “George ve Büyük Patlama” kitabını okudu. Kitabı bitirdiğini duyunca ne düşündüğünü sordum. Onun ağzından yazıyorum:

“İlk başta bir sürü yeni şeyden bahsediyordu Hawking Amca. Gezegenler, deneyler, kozmos. Bayağı kafam karıştı. Fakat kitabın en sonuna gelince her parça yerine oturdu. Anladım. Anlayınca sevindim.”

Ben daha çok sevindim. Anlamak için emek vermekten başka çare olmadığını ilk elden gördü oğlum. Sırf bunun için Birbil ailesinden, Hawking Amca’ya sonsuz teşekkürler.