-Reklam-
Anasayfa KÜLTÜR SANAT Hayal kurmayı bırakın artık!

Hayal kurmayı bırakın artık!

Hayal gücünüzü çalıştırmadan önce bir değil, bin kez düşünün. Hayallerinizin gerçek dışı olmasından değil, aksine bir kez daha gerçek olmasından korkuyorum. Kurduğunuz hayaller başkalarının kâbusları oluyor çünkü. Hayallerimizi, mitolojik zamanlardan beri yeryüzüne ve bedenlerimize kazınmış eril ve dişil tahakküm yapıları içinde kuruyoruz. Kahraman oluyor, ejderhaları öldürüyor, uyuyan prensesleri öpüp uyandırıyoruz. Ya da saçımızı kuleden sarkıtıp beyaz atlı prensimizi bekliyoruz. Biliyorum, gerçekliğin içine gömüldüğümüz bir dönemde hayal kurmanın giderek güçleştiğini ve cesaret istediğini. Ama zaten mevcut gerçeklik belirlemiyor mu hayallerimizi? Ve verili gerçeklik içinde kurduğumuz hayallerimizin bir kez daha gerçekleştiği günlerdeyiz. Yine eril kahramanların canavarları öldürdüğü, yine dişi kahramanların boyun eğdirildiği karanlık günlerde. Erilliğe ve dişiliğe biçilen rollerin durmadan tekrarlandığı bu kısırdöngüyü kırmazsak hayallerimiz kâbusumuz olmaya devam edecek. Hayal kurmayalım o yüzden. Ya da imkânsız olanı düşleyelim, mevcut gerçeklikten bizi koparacak olanı. Olmadık şeylere inanmak için alıştırma yapalım mesela: “Ben senin yaşındayken günde yarım saat temrin yapardım aksatmadan; bazen, daha kahvaltıdan önce altı tane olmayacak şeye inandığım olurdu” (Aynanın İçinden, Lewis Carroll).


Durmadan eşitsizlik ve tahakküm üreten bir dünyada yaşadığımızın ve hayallerimizin bile bu tahakküm ilişkilerince belirlendiğinin farkındayız. Dolayısıyla Wilhelm Reich’ın saptaması canımızı acıtıyor: “Kitleler kandırılmadı, faşizmi arzuladılar.” Nasıl kazıdılarsa bedenlerimize, tahakkümden kaçmaya çalışıp serüvenlere atılsak da sonunda yine eril tahakküme yakalanıyor ve kendimizi faşizmi arzularken bulabiliyoruz. Başımıza olmadık şeyler geliyor, canavarlar çıkıyor karşımıza, gözümüzü kırpmadan öldürüyoruz. Yeni yerlerle karşılaşıyor, fethediyoruz. Fethettiğimiz yerlerde norm dışı bedenleri yok edip norm dayatıyoruz. Kahraman Theseus’u mu yoksa yarı boğa, yarı insan Minator’u mu seviyorsunuz diye sorsam? Theseus diyenler çoğunluktadır. Labirentin içine yerleştirilmiş ucubeyi öldüren kahraman. İçinde yaşadığımız kent denilen labirentin kıvrımlarını, farklı davranan ve düşünenlerden, yani sizin deyişinizle ucubelerden arındırıp norm bedenleri dayatan anlayış faşizm değil mi? Eril şiddetin mekânlarını yaratan ve bu mekânlarda kâbuslar yaşatan ve yaşayan bizleriz. Kıskıvrak yakalamışlar bizi, tahakküm ilişkilerinden kurtulamıyoruz.

Dünya tarihi, egemenlerin hayal kurması ve diğerlerinin bu hayallerden ölmesidir. Ve bizler birilerinin hayallerindeki hazır-nesne ölüleriz. Ve işin tuhafı, egemenlerin düşlerini düşlüyor ve kendi ölümümüzü arzuluyoruz. Bize biçilen ölme ve öldürme rollerini çeşitlendiriyoruz sadece. Hayal kurduğumuzda egemenlerin hayallerini çoğaltıyoruz. Tahakküm ilişkilerinden canı yananlar, iktidarın hayallerini kendi hayalleri sanıyor. Düşlerimiz yok, düşlerimiz kurumuş. Oysa bizim hayallerimiz, mevcut gerçeklikten bir kopuşu gerektirmeli ve bu kopuşla birlikte bambaşka ilişkileri içeren bir dünya yaratmayı. Mitolojilerin bedenlere kazıdığı basma kalıp düzeni üretmekten başka bir işe yaramıyoruz.

Başa dönelim, mitolojik zamanlara. Erkek kendine öyle bir dünya imgesi yaratmış ki nereye baksak erkek öğenin tahakkümünü ve dişil öğenin boyun eğdirilişini görüyoruz. Ve hayallerimizde mevcut gerçekliği yeniden üretiyoruz. Her şey dünyanın yaratılışına dair mitlerle başladı. Ve biz, mitolojik tahayyülün eril zihniyeti içinde hareket ediyoruz. Ne anlatıyordu Hesiodos Theogonia’sında? Önce kaos vardı. Kaostan ilk olarak Gaia, dişil öğe, toprak ana ortaya çıktı. Sonra Gaia erkeği, gök tanrı Uranus’ü doğurdu. Gök tanrı toprak anayı dölledi ve sonunda bildiğimiz dünyaya ulaştık. Daha dünyanın kuruluşunda tüm pozisyonlar belirlenmiştir. Erkek üstte, kadın alttadır. Bu kutsal misyoner pozisyon toplumsal hiyerarşiye taşındığında eril ve aktif olan ile dişil ve edilgin olanın konumları meşrulaştırıldı. Güya mitolojilere inanmıyoruz ama hâlâ mitolojileri uyguluyoruz. Hayal mı kurmak istiyorsunuz? Olmadık şeyleri düşleyin, pozisyonları sorgulamakla başlayın işe.

- Reklam -

SON HABERLER

350 kişilik işe 7 bin 441 başvuru

Adıyaman’da, Toplum Yararına Programlar (TYP) kapsamında 6 ay süreyle Adıyaman Belediyesi bünyesinde...

MHP’li Yıldırım: CHP’nin asıl hedefi demokrasi getirmek, buna müsaade etmemek gerekir”

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, A Haber'e bağlanarak, "CHP'nin asıl hedefi...

Alkollü yakalanan sürücünün aracı teslim etmek için çağırdığı arkadaşı da alkollü çıktı

Alkollü araç kullanmaktan ceza kesilen şahsın otomobili teslim etmek için çağırdığı arkadaşı...

İpi boğazını sıkıyor diye dayanamayıp satın aldı, gözü gibi bakıyor

Denizli'de, 3 aylık kuzuyu, ipin boğazını sıktığını görünce dayanamayıp, sahibinden satın alan...

New York’ta katedrale benzinle girmeye çalışan kişi gözaltına alındı

ABD’nin New York şehrinde bir kişi, iki bidon benzin ile St.Patrick Katedrali’ne...

“Hak, hukuk, adalet” coşkusu

EKİN AKYAZ – UĞUR ŞAHİNİstanbul’da yeni bir...

Erdoğan’dan ‘sendika’ mesajı: Seni memurluktan mı atacak? Atamaz

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Memur-Sen'in düzenlediği konferansta açıklamalarda...

Hukuk öğrencileri, Zengin Mutfağı’nda buluştu

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Erdem, 17 Nisan Çarşamba...

Avrupa Parlamentosu vize zammını onayladı

Avrupa Parlamentosu, vize başvuru ücretlerinin 80 avroya yükseltilmesini onayladı.

Adana’da ‘kaliforniyum’ operasyonu

Adana'da, dünyanın en pahalı maddelerinden 'kaliforniyum' olduğu öne sürülen kimyasal maddeyi satmaya...

Sonraki haber