Hayaldi; hayal kalsa-III
SABRİ KUŞKONMAZ SABRİ KUŞKONMAZ
Ütopik tasarımlar için genellikle ada/ülkeler seçilir. Ada uzamına uzaklığın ve düşselliğin yanı sıra...
Ütopik tasarımlar için genellikle ada/ülkeler seçilir.  Ada uzamına uzaklığın ve düşselliğin  yanı sıra, yazarının, uzlaşımsal inandırıcılık hedefi de uygun düşer.              

Fidel, Che, Raul, Cienfugeos ile birlikte diğer seksen iki kişi 1956 yılında  “Granma” teknesine bindiklerinde ütopyaya değil, gerçeğe doğru yürüdüklerinden emindiler.

Fidel daha önce 26 Temmuz 1953 yılında Moncada kışlasına baskına giderken de bir gerçeğe yürüdüğünü düşünüyordu. Bu gerçeklerden biri ölümde olsa! Bu gerçeğe yürüme gücüdür ki, Moncada kışlası baskını sonrasında yakalandığında, savunmasında dünyaca ünlü “tarih beni beraat ettirecektir.” sözünü söylemiştir.

Granma teknesine binen seksen iki devrimciden büyük çoğunluğu, hayatı savunmak için çıktıkları yolda, karşılaşmanın zorunlu oldu ölüme merhaba dediler.  Kasım’da 1956’da Meksika’dan yola çıkmışlardı. 2 Aralık’ta Küba’ya vardılar. Sonrasında küçük guruplara ayrılıp Siera Maestra’ya yöneldiler. Aylar sonra 21 kişi sağ kalmıştı.

O devrimciler,  ölümcül bir yolculuğa çıktıklarını biliyorlardı. Zafere ve devrime inançları kadar, ölümü de bekliyorlardı. Bütün kitaplarda yazılanları doğrularcasına ve bütün kitaplarda yazılanları yalanlarcasına destanlar yazarak, diktatörlüğü yeneceklerini biliyorlardı.  Ama, 2011 yılında benim Küba’daki  gördüklerim onların hayal ettiklerinin çok dışındaydı…

Nazım 1961 yılında, Küba’ya gittiğinde,  hayatın her alanında devrim heyecanını  ve devrim ateşini görüp, “Sen mutluluğu resmini yapabilir misin Abidin…” diye yazdı. 1961 yazı ortasındaki Küba’nın resmini gördü usta. Bu mutluluk resminin düşmanının paranın düzeni olduğunu Nazım da elbette biliyordu.

Küba bir hayal ülkesi  iken, şimdi dünya piyasa düzeni üzerine bir heyula gibi çökmekte.
Sokaklarında dünyanın her yerinden gelmiş hüzünlü devrimcilerin, solcuların yanında, yalabık edalarıyla ortalığı dolduran orta sınıf mensupları gördüklerini mülklerine katma iştahını şehvetle yaşamaktalar.

Piyasa ekonomisi hayatın her alanına sızmak için en küçük çatlaklarından, deliklerden girecek, girmekte…

Siera Maestra yolunda can veren gerillalar, paranın egemen olması halinde bir kez daha ve sonsuza kadar ölecekler gibi…

Kübalı şair Nicolas Guillen 1958 yılında yazdığı “Küba Ağıtı” adlı şiirinde,  “Küba: satılık palmiye ormanı/ çizilmiş, parçalara ayrılmış düş,/ şekerin ve yüzüstü bırakılmanın katı haritası…”/ diyerek anlatmış adayı. (Çev. Ali Cengizkan, Kuzey Y.)

Devrim yüzüstü bırakılan adayı insana dönüştürmüşken, şimdi yeniden paranın çamuruna batma tehlikesi ufukta…

Haftanın dizesi; “Giderim karanlıklara işaretler dike dike” (O. Paz, Çev. Adnan Özer, Gendaş Kültür)