Hayali ya da değil her türlü hile var

Şimdiden seçime gölge düşüren şaibe haberleri bitmiyor. Çizdikleri vahim tabloyla durumu gözler önüne seren muhalefet partileri ne yapacak? Sadece durum tespiti mi yapacak ya da baştan adil olmayan bir seçimin yapılmasını engellemek üzere harekete mi geçecek?

Seçim tarihi yaklaştıkça şaibeler de artmaya başladı. Dört bir taraftan gelen hayali seçmen haberlerinin ardı arkası kesilmiyor. Hayali seçmen listelerinde 150 yaşında ilk kez kullanacaklar da var, bir apartman dairesinde ikamet eden 100 kişi de. Şimdi itirazlar ilçe seçim kurullarında. Daha sonra il ve son olarak da YSK’ye gidecek itirazlar. Sonuçlarını bir iki hafta içerisinde göreceğiz.

İtirazlar sonrası bir başka gerçeği de görmüş olacağız. O da yaklaşık 10 ay önce yapılan seçimle bugün arasındaki hangi illerde nasıl bir fark oluşmuş ve bu fark kimin lehine sonuçlar üretecek. Muhalefet partilerinin çizdiği tablo vahim. Bu durum daha seçim başlamadan şaibe oluşturmaya yeter nitelikte.

MUHALEFET DE BAKACAK MI?

Tam da bu noktada muhalefete büyük görev düşüyor. CHP, İYİ Parti ve HDP’den peş peşe gelen şaibeli seçmen açıklamaları teyakkuzda olduklarını gösteriyor. Peki itirazlar sonuç vermezse ne olacak?

Muhalefet partileri son iki seçime kadar esas olarak sandığa oyların atılmasından sonrasına dair çalışmalar yaptılar. Oy sayılma ve birleştirmeler anında yapılan usulsüzlükler temel ilgi alanları oldu. Partilerini de bu duruma göre örgütlediler. Ama birkaç seçimdir başka bir gündemimiz daha oldu. Mühürsüz oyların sayıldığı 16 Nisan referandumu ile birlikte ‘hayali seçmen’ kavramıyla da tanışmış olduk. YSK bu konuda çok net açıklamada bulundu. YSK Başkanının imzası ile gelen açıklamada, ‘Kimlik numarası olmayan hiçbir seçmenimiz yok’ denildi.

Akla hemen şu sorular geliyor: İçinde bulunduğumuz dijital çağda yeni kimlik numaraları, bu kimlik numaralarına adres ve ardından seçmen kağıdı oluşturmak mümkün müdür? Hele devletin olanakları elinizdeyse böyle bir gelişmenin kontrol edilmesi mümkün olur mu? Kuşkusuz bu durumun yanıtını da YSK’da üyeleri olan, her türlü hazırlığı yaptıklarını söyleyen muhalefet partileri verecektir.

Anladığımız kadarıyla 31 Mart yerel seçimlerinde de son iki seçimde olduğu gibi esas olarak tartışma sandıktan çıkan oylar üzerinde değil, sandığa giren oylar için yapılacak. Tüm partiler ve Türkiye seçimlerde gerçek seçmenlerle ve o seçmenlerin de sadece bir kere oy verdiğinden emin olmak isteyecektir.

Yerel seçimlerde 1 milyon 2 bin 392 kişi ilk kez oy kullanacak. Eğer yeni oy kullanacaklar ortak karar alıp aynı şehirlere, aynı mahallelere hatta aynı evlere taşınmamışlarsa bugünlerde konuşulan hayali seçmenler 24 Haziran’da da vardı. O zaman iki sonuç var. Ya bugün bu tespitleri yapan muhalefet partileri 24 Haziran’da konu ile hiç ilgilenmediler ya da akıllara durgunluk veren bir seçmen göçü ile karşı karşıyayız. Birinci durum 24 Haziran seçimlerini de şaibeli hale getirirken ikincisi 31 Mart yerel seçimlerinde hilenin daha oyun başlamadan yapıldığını gösterir.

Biz bir an olsun hayali seçmenin olmadığını varsayalım. Bu koşullar altında da seçimlerin meşru ve adil olduğunu söylemek mümkün değil. Yıldırım’ın anayasaya rağmen adaylığı ya da haksız biçimde seçim dışı bırakılan partilerin durumunu dahi bir kenara bırakırsak bile büyük bir soru işareti ile karşı karşıyayız. Sayıları yüz binlerle ifade edilen seçmen kitlesinin bir sene olmadan il, ilçe hatta bölge değiştirmesinin hiç bir mantıklı izahi yok. Çok ciddi bir oy taşıma-kaydırma durumu ile karşı karşıyayız. Bu durum Cumhur İttifakı’nın seçimlerde kendine belirlediği hedeften de bağımsız düşünülmeli.

Erdoğan, aday açıklama törenlerinde seçmenine çok umutlu rakamlar veriyor. Ama kamuoyu yoklamalarına bakınca durumun hiç de öyle olmadığını bizim kadar net görüyordur. Ankara’da kiminle konuşsak Erdoğan-Bahçeli ittifakının temel hedefinin yüzde 50’lere yaklaşan bir oy olduğunu hatta onun bir iki puan altına bile razı olduklarını söylüyor.

İLÇE İLÇE HESAP VAR

Cumhur İttifakı 24 Haziran’dan bu yana gerçekleşen 3-4 puanlık düşüşle bile yerel seçimleri kazanabileceğinin farkında. En azından durumu muhafaza edebilir. Bunun için tek yapılması gereken az oyla kazandığı ya da kaybettiği ilçelere çok güçlü olduğu bölgelerden oy kaydırmak. Bugün bazı bölgelerde yaşanan yüzde 250’lere varan seçmen artışının başka bir açıklaması da yok.

O zaman soru şu: Önümüzdeki hafta tablo netleştiğinde ve örneğin Sincan’da seçmen sayısı düşerken Etimesgut’da anormal artışlar tespit edilirse muhalefet ne yapacak? Sadece durum tespiti mi yapacak, seçmenleri sonucu belli bir seçime mi sürükleyecek ya da baştan adil olmayan bir seçimin yapılmasını engellemek üzere harekete mi geçecek? Bu sorunun yanıtı aynı zamanda seçimlere güveni kalmamış milyonların da tutumunu etkileyecektir.

BİZİ TAKİP EDİN

360,157BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,088,247TakipçiTakip Et
7,974AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL