Hayalleri yarım kaldı
12.08.2018 08:29 ÇALIŞMA YAŞAMI
Hayatının baharında iş cinayetine kurban giden genç restoratör Dilek Dayar’ın abisi: Kardeşim göz göre göre ölüme gönderildi. Hayat doluydu, hayallerimiz vardı. Başka Dilek’ler ölmesin

ZEYNEP KURAY [email protected] @zeynokuray

İstanbul’da doğup büyüyen Mardin’li 6 çocuklu bir ailenin 5’inci çocuğu olan Dilek Dayar, Maçka Akif Tunçel Lisesi’nin ardından Işık Üniversitesi Restorasyon Bölümü’nü tam burslu olarak bitirip iki yıl önce mezun olduğunda, hep hayalindeki mesleğini yapma düşleri kurdu. Ailesinin başka mesleklere yöneltmek istemesine rağmen, Dilek okuduğu alanda çalışmak için diretti. Bir yakınının aracılığıyla mezun olduktan yaklaşık bir yıl sonra taşeron firmada iş buldu. İşini severek yapan 23 yaşındaki Dilek Dayar, İstanbul Sirkeci’de tarihî Büyük Postane binasının dış cephe restorasyonunda çalışıyordu.

26 Temmuz günü dış cephenin restorasyonu için kurulan iskele de çalışırken, yağmurun başlamasıyla birlikte içeriye girmek isteyen Dilek, duvar ile iskele arasındaki 1,5 metrelik boşluktan aşağıya düştü. Yaklaşık 30 metre yükseklikten düşen genç restoratör, hayatının baharında gözlerini yaşama yumdu.

Dilek Dayar’ın ölüm haberi sadece ailesi, yakınları ve arkadaşlarını değil bütün herkesi üzüntüye boğdu. Ailesi, dostları ve sendikalar Dilek’in alınmayan iş güvenliği önlemleri nedeniyle göz göre göre ölüme gönderildiğini söyledi.

Çocukları çok severdi
Kardeşi Dilek’i kimsenin kalbini kırmayan, kimseyi incitmeyen, şikayet etmeyen bir insan olarak tarif eden abisi Sedat Dayar, “Hayat doluydu, hayallerimiz vardı, eksik kaldı. Çocukları çok severdi, en çok da yeğenlerini. Onu son gördüğümde eşim ve çocuklarımla anneme gitmiştik. Tüm gece yeğenleriyle ilgilendi” dedi.

Dilek’in ağabeyi Sedat Dayar, kız kardeşinin ölümünde restorasyonu yapan firmanın ihmali bulunduğunu ve sorumluluğu olan kişiler hakkında şikâyetçi olduklarını söyledi. Dayar, “Başka Dilek’lerin ölmemesi için davanın sonuna kadar arkasında olacağız. Herkes hak ettiği cezayı alana kadar da işin peşinde olacağız” ifadelerini kullandı.

Sedat Dayar, iskelenin problemli olduğunun taşeron firmadan mühendislere, çalışanlara kadar herkes tarafından bilindiğine dikkat çekti. İhmal zincirini anlatan Dayar, kardeşinin göz göre göre ölüme gönderildiğini vurguladı. Abi Dayar, “Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir filenin, bir bariyerin konulmasının, iskelenin olması gereken açıklıkta yapılmasının maliyeti bir insan hayatı kadar önemli olmamalı” dedi.

Sedat Dayar, genç yaşında iş cinayetiyle yaşama gözlerini yuman kardeşi Dilek için mücadele ederken aynı zamanda tüm işçilerin iş güvenliğinin sağlanması gerektiğini de gündeme getiriyor.

hayalleri-yarim-kaldi-498564-1.
Halatlar kısaydı. Oysa bir halatın maliyeti 7 TL olarak ifade ediliyor. Bir filenin, bir bariyerin konulmasının, iskelenin olması gereken açıklıkta yapılmasının maliyeti bir insan hayatından daha değerli olmamalı



Kardeşinin işini severek yaptığını ifade eden abi Dayar, inşaat sektöründe çalıştığım için, her sohbetimde çalışanlar için önlem almanın esas olduğunu hep söylerdim. İskeleye çıktığını anlattığında hep halat ile bağlanıp bağlanmadığını sorardım, o da emniyet halatının olduğunu söylerdi diye konuşuyor.

En karanlık gün
Dilek’i hayatını kaybetmeden bir gece önce gören Dayar, kız kardeşinin iş cinayetine kurban gittiği günün hayatlarına en karanlık gün olduğunu söylüyor. Dilek’in düştüğü haberini eniştesinden aldığını aktaran acılı ağabey, yaşananları şöyle anlattı: “Sabah Dilek’in haberini aldığımda, nasıl düştüğünü sormak aklıma gelmedi bile. Kalbimin bir tarafından bir şey eksildi. Sanki o an onun öldüğünü hissettim. Kaldırıldığı Fatih Medikal Park Hastanesi’ne gittiğimizde, 20 metre yükseklikten düştüğünü öğrendik. Doktor bize durumunun çok ciddi olduğunu, omurgasında, kaburgasında, kalça kemiğinde ve ayaklarında kırıklar olduğunu, kalbinin üç defa durduğunu, tekrar çalıştırdıklarını ve yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. Bize doğru bilgi verilip verilmediğini teyit etmek için hemen aile doktorumuzu aradım. O da bize durumun çok ağır olduğunu, Dilek’in en büyük hasarı kafasından aldığını aktardı. Biz hastaneye vardıktan 20 dakika sonra da zaten Dilek hayatını kaybetti.”

Hastanede de yalnız bırakıldıklarına dikkat çeken Dayar, kardeşinin çalıştığı Adım Restorasyon taşeron firma sahiplerinin o gün hastaneye uğramalarına rağmen yanlarına gelmediklerini belirtti. Dayar, “Böylesi bir günde bile yalnız bırakıldık” diye konuştu.

Cinayete giden ihmal zinciri
Dayar, kardeşinin o gün yağmurdan korunacak bir yere sığınmak için iskeleden aşağıya inmek isterken ayağının kaydığını ve çok geniş olan aralıktan boşluğa düştüğünü söylelen abi Dayar, kardeşinin göz göre göre ölüme gönderildiğini vurguladı. Dayar, iş cinayetiyle sonuçlanan ihmal zincirini şöyle sıraladı: “Yağışlı bir havada iskelede olmaması gerekiyordu. Meteorolojiye de gerek yok, telefonla bir saat öncesine kadar yağmur yağıp yağmayacağı bilgisi geliyor. Dolayısıyla bunu kardeşimi ve arkadaşını iskeleye çıkartan firma da biliyordu. İkincisi, emniyet halatları mevcut ancak can halatları kısaymış. Şantiyelerde zaten iki türlü halat kullanılıyor: Birisi çalışırken bağlandığınız emniyet halatı; ikincisi can halatları dediğimiz ve olduğunuz yerden tehlike anında kendinizi kurtarabileceğiniz yere kadar bağlı olduğunuz can halatlarıdır. Bu halatlar maalesef kısaydı. Oysa bir halatın maliyeti 7 TL olarak ifade ediliyor. Bir filenin, bir bariyerin konulmasının, iskelenin olması gereken açıklıkta yapılmasının maliyeti bir insan hayatı kadar önemli olmamalı. İskelenin kurulum şartnameleri der ki, bina ile iskele arasındaki boşluk 30 santim olmak zorunda. Söz konusu restorasyonun yapıldığı iskelede belli aralıklarda 50 santim ve 30 santim iken; Dilek’in düştüğü yerde 1.5 metrelik bir boşluk vardı. Maalesef ki kardeşim tedbirsizlikler, ihmaller yüzünden hayatını kaybetti.”

Dilek’in işvereni olan firmanın diğer çalışanlarıyla da buluşan Dayar, iskelenin problemli olduğunun aslında tüm çalışanlar tarafından fark edildiğine, ancak işini kaybetme korkusuyla kimsenin bunu dile getirmediğine işaret etti. Orada restoratör olarak çalışanların hepsinin üniversiteden yeni mezun olmuş, ayaklarının üzerinde yeni duran ve çalışma arzusu içerisindeki gençler olduğunu belirten Dayar, “Bu gençler öncelikle işten çıkartılmama, kendilerini geliştirebilme arzusunda olan insanlar. Bu nedenle iskelenin problemli olduğunu bilmelerine rağmen iskeleye çıktıklarını dile getirdiler. İncelemelerde bulunurken bize eşlik eden mühendis de iskelenin cepheye uygun olmadığını söyledi. Ben bu konuda onları değil, bunu bilen ve tedbir almayanları suçluyorum” dedi.

hayalleri-yarim-kaldi-498566-1.

İş cinayeti sonrası PTT Genel Merkezi’ndeki inşaatın durdurulduğunu, bilirkişi raporunun beklendiğini aktaran Dayar, en son CİMER’e yazdıklarını ve gelen cevapta dosyanın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na sevk edildiğini öğrendiklerini söyledi.

Takipçisi olacağız
Dilek’in ölümü sonrası iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için “Dilek’in sesi olalım” blokunu oluşturan Sedat Dayar, “Bizim hayatımızdan bir parça gitti. Bizim Dilek’imiz gitti ve bundan sonraki tek amacımız da başka Dilek’lerin, başka işçilerin ölmemesi olacak. Bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız. Gereken önlemleri almayarak kardeşi Dilek’in hayatını kaybetmesine neden olan sorumluların peşini bırakmayacağız dedi.