Hayat dili dil hayatı kirletiyor
SELÇUK CANDANSAYAR SELÇUK CANDANSAYAR
Bir gazetede, güvendikleri çalışanlarınca öldürülen iki yaşlı insanla ilgili habere, kurdukları şirketin adı ‘Ören Bayan’ olduğundan ‘Ölen Bayan’ diye başlık atılabilmesi için ne denli bayağılaşmış olmak gerekir?

Bir gazetede, güvendikleri çalışanlarınca öldürülen iki yaşlı insanla ilgili habere, kurdukları şirketin adı ‘Ören Bayan’ olduğundan ‘Ölen Bayan’ diye başlık atılabilmesi için ne denli bayağılaşmış olmak gerekir? Aynı acı olayla ilgili takip haberini bir diğerinin ‘katil uşak’ olarak duyurabilmesi nasıl bir ‘mizah’ anlayışının göstergesi?
Dillerindeki kir hayatlarından sızan irin…
Peki bayağılığın kaynağı?

Aynı ‘ekibin’, havuz medyasının, bir başka televizyon kanalında bir program aydınlatıcı bir ipucu barındırıyor. ‘Cemaat’ kanallarından Samanyolu’nda yayınlanan dizilerin eski oyuncularından biri ‘ihbar- itiraf’ seansına katılıyor. İddiası, dini bütün kanalın başındaki kişilerin diziler çekilirken ‘Şile’de sette içkili uyuşturuculu seks partilerine katıldıkları’! Ayrıca kanalın yapımcısının aynı zamanda TRT’de kamu görevlisi olarak da çalıştığını da ekliyor itiraflarına… Bu açıklamaların görünür nedeni de parasını alamamış olması gibi.

AKP medyası sosyal medyadaki trolleriyle birlikte Cemaat ve medyasını suçluyor; hem devletin olanaklarını kendi çıkarlarına kullanıyorlar hem de alkol- uyuşturucu- seks alemlerindeler!

Bir topluma ne zaman muktedirce biçilmiş muhafazakârlık gömleği zorla giydirilirse o zaman cinsellik bizatihi ‘sapkın’ bir eyleme dönüştürülür ve cinsel suçlar da aynı oranda artar. Cinsellikten anlaşılan taciz, tecavüz, grup seks, aldatma etiketleri ile sınırlanır. Sadece üremek için yapıldığında kabul edilebilir, hoş görülebilir bir eylem olarak kodlanır. Üreme dışındaki cinsellik/ler artık insan hayatının bileşeni değil suç, suçluluk ve cezalandırma aracı haline getirilir. Yakın zamanda sadece eleştirdikleri için Amberin Zaman ve Ceyda Karan’a ‘bir cezalandırma aracı’ olarak yöneltileceği tehdidinin de cinsellik üzerinden yapılması bu hal ile ilişkili.

Bu zihniyetin doğrudan hedefi kadınlar, cinsel yönelimi heteroseksüel olmayanlar ve çocuklar. Hele bir de Sünni Müslüman ve Türk değillerse; tıpkı Ören Bayan’ın sahipleri gibi. Özellikle bu üç grup, muhafazakâr tahakküm altında denetlenmeye çalışılır. Başı bağlı olmayan (hem somut olarak türban hem de bir erkeğin karısı olarak) her kadın hedeftedir. Ancak göz önüne çıkmayarak, itiraz etmeyerek, boyun eğerek saldırıdan kurtarabilirler kendilerini. Hayatta kalmalarına hayatın içine girmedikleri sürece izin verilir. Artan kadın cinayetlerinde bu dilin kıskacında ‘errkek’ olma baskısı altında zavallılaşmanın da etkisi var.

Peki dilden irini akan hayatın kiri nasıl birikiyor?

Cumhuriyet gazetesinde Miyase İlknur’un şu İstanbul siluetini bozan 16:9 kulelerinin yapım sürecini anlattığı haberinde olduğu gibi. Yapım sürecinin her aşamasında hukuku çiğneyerek izinleri çıkaran kim varsa kulelerden pay kapmış. Doğruysa İstanbul eski Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah dahil. Hani şu öğrencileri linç etmeye kalkan vatandaşlar için ‘güzel bir tepki vermişler’ diyerek linç kışkırtıcılığı yapan kişi.

Bütün bu muhafazakâr tahakkümün arkasında yatanın ‘yağma ve talan’ sistemi olduğu, oyuncularının da muhalifini karalamak istediğinde ancak kendi bayağı hayatlarının dilinin sınırları içinde konuşabildiği ortaya çıkıyor.

Havsalaları o kadar kısır ki cukkanın ancak yağmayla doldurulabileceği ve zenginleşmenin de içki, uyuşturucu ve seksi istediğince yapabilmek olduğuna inanıyorlar. Bir tür ırmaklarından şarap akması ve her gün bin bakire huri ikramı fantezisi. Bu arada Erdoğan’ın kuleler için yaptığı tek icraatın arkadaşı olan müteahhitle küsüşmek olması da tuzu biberi tabi. Son on yıldır elbirliğiyle bu ülkeye ne yaptıkları aralarındaki kavga büyüdükçe daha bir belirginleşiyor.
Bu kirli hayatın irinli diliyle mücadele etmenin yolu, kendi hayat talebimizin diliyle konuşmak.