Hayat memat frikiği
ALİ MURAT HAMARAT ALİ MURAT HAMARAT
Dünya Kupası tarihinin sembol isimlerinden Mwepu Ilunga önceki gün 65 yaşında hayatını kaybetti. Karşınızda 1974’te Ilunga’yı sembol yapan ‘o’ olay ve Zaire’nin sıra dışı hikayesi

Ajansta bir haber, Mwepu Ilunga 65 yaşında hayatını kaybetmiş. Birçoğunuzun “O kim ki” dediğini duyar gibiyim. Oysa futbol belgesellerine aşina olanlar, internette komik görüntü kovalayanlar onu tanıyor.

Bazılarınız mutlaka izlemiştir... Hani Brezilya frikik kullanmaya hazırlanırken, barajdan biri fırlayarak topa var gücüyle vurur. İşte o anın kahramanı artık yok.

Afrika takımlarının şampiyona serüveni 1934’te başlamıştı. 1928 Olimpiyat Oyunları’nda milli takımımıza fark atan Mısır kıtanın ilk temsilcisi olmuş, tam kırk yıl sonra da ilk siyah takım turnuvaya katılmıştı: Zaire.

1960’ta Belçika’nın boyunduruğundan kurtulup bağımsızlığını ilan eden bugünün Kongo Cumhuriyeti, vakt-i zamanın Zairesi, 1962’de FIFA’ya, ertesi yıl da Afrika Futbol Konfederasyonu’na üye olmuştu. Gana’yı devirerek 1968’de Afrika Uluslar Kupası’na ulaştığında, Kongo Kinshasa adını taşıyan ülke, 1971’de Zaire adını almıştı.

Altın yıllarını yaşayan takımda Ndaye Mulamba fileleri havalandırıyor, başarılar birbirini kovalıyordu. 1974’te bu sefer Mısır’da kıtanın en büyüğü olmayı başaran Zaire’de Mulamba dokuz gole ulaşıyor ve Afrika Uluslar tarihinin bugün bile kırılamayan rekoruna imza atıyordu. Devlet başkanı Mobutu Sese Seko’nun uçağıyla ülkeye döndüklerinde krallar gibi karşılanan futbolcular, 1974 Dünya Kupası için Almanya’nın yolunu tutacaktı.

Coşmuştu baba gibi gördükleri Mobutu. Büyün oyunculara birer ev, birer de araba hediye eden devlet başkanı, Almanya’da ses getirmek istiyordu. İlk maçlarında İskoçya karşısında başarılı olamamıştı Zaireliler. Hayal edilen puan kazanılamamış, filelerden de iki top çıkarılmıştı.

İşte ne olduysa bu arada oldu. Yugoslavya maçına hazırlanan takıma vaat edilen ücretlerin ödenmeyeceği söylenince, bardak taşmıştı. Sonraki şampiyonalarda hep duyduğumuz ritüel adeta Almanya’da başlamıştı. O 45 bin dolar asla ödenmeyecekti…

Futbolcular sahaya çıkmak istemezken, babalarının nasihatini dinlemek zorunda kalmışlardı. Evet biraz da zorla oynayan Zaire, hezimete uğramıştı. Avrupalılar tam dokuz defa fileleri sarsarak, Afrikalı meslektaşlarının hayatlarını tehlikeye atmıştı.

9-0’lık sonucun ardından oyuncuların kaldığı otele gazeteci alınmamaya başlamıştı. Duruma bizzat el koyan Mobutu, adamlarını göndererek takımın dikkatini çekmiş, pardon tehdit etmişti. Brezilya ile oynanan son karşılaşmada da ağları sarsamayan Zaire, Sambacılardan sadece üç gol yiyerek eve dönmeyi hak etmişti. İşte o meşhur kare de bu maçta yaşanmıştı.

Ilunga hakemin frikiğe izin veren düdüğünü duyduğu anda barajdan fırlamıştı. Birçoklarının Afrika futbolunun saflığı ve kural tanımazlığıyla bir tuttuğu karenin kahramanı ne yaptığının farkında olduğunu açıklayacaktı. Her ne kadar gördüğü sarı karta şaşırmış görünse de üç golden fazlasını yemeleri halinde Zaire’ye dönemeyecekleri hatırlatılan oyunculardan biri, düdükle birlikte fırlamış ve o topa var gücüyle vurmuştu.

O takımın kaptanı deseniz onun öyküsü aslında oldukça trajik.

Yıllar sonra Tunus’ta düzenlenen 1994 Afrika Uluslar Kupası’nda onurlandırılan Mulamba, ülkesine döndüğünde bacağından vurulacaktı. Büyük bir para ödülü kopardığını düşünen askerler neredeyse onun sayısız gole imza attığı bacağını alacaktı.

İlk Kongo Savaşı’nda Mobutu devrilirken, eski forvet bambaşka bir acıyı tatmıştı. Büyük oğlu öldürülmüştü. Güney Afrika’ya iltica etmiş, çok zor koşullarda yaşamıştı.

Burkina Faso’da düzenlenen 1998 Afrika Uluslar Kupası’nda anısına saygı duruşu bile yapılmıştı. Oysa Mulamba, o günlerde alkol şişesinde balık misali takılmaktaydı. Merak buyurmayın, bugün hâlâ hayatta!

Müsaadenizle son olarak çuvaldızı kendime batırayım...

Yalan yok, yıllarca Ilunga’nın ölümsüzleştiği serbest atışı izlemiş ve gülmüştüm. Canından endişe eden bir insanın yaptığıyla dalga geçmişim ya; ne desem boş. Yaşam karşısında, görülmüş bir sarı kartın manası, birçok futbol öyküsündekinden daha çok. Sizce de öyle değil mi...