Haydi hayırlısı…
L. DOĞAN TILIÇ L. DOĞAN TILIÇ

Yarından sonra ne olacak? Türkiye birden bire dünkü Türkiye’den başka bir ülke mi olacak? Yok, hayır. Yarından sonra her şey bıçakla kesilmiş gibi eskisinden farklı olmayacak.

Eminim, evet çıkacak inanç ve umucuyla iktidar çevreleri epeydir alttan alta bir balkon çalışması yapıyorlardı. Tut ki istedikleri oldu yarın, ilk öğreneceğimiz şey yeni balkonun yeri olacak.

Sonuç ne olursa olsun, kısa vadede olacaklar belli. Allah iktidardakilerin gönlüne göre verirse, derhal bir balkona çıkılacak, tüm önceki balkonlarda olduğu gibi herkesi kucaklayan bir konuşma yapılacak, kimi AKP’li belediye başkanlarının “Hayır diyenleri işten atacağım” sözleri falan bir kampanya ateşinde söylenmiş sözler sayılıp unutulacak, Hayırcılar da baş üstüne konulacak, balkondan demokrasi öpücükleri atılacak dört bir yana…

Ha, herkes kucaklanacak derken, o kadar da değil, bundan sonra da kararlılıkla mücadele edilecekler de sayılacak: Teröristler, Bölücüler, FETÖcüler…

Sonra balondan inilecek. Daha önce balkondan inildiğinde ne olduysa aynısı olacak. OHAL’e devamda fayda olduğu söylenecek, KHK’lar peş peşe gelecek. “Parti devleti”ni tahkim edecek düzenlemeler birbirini izleyecek. Referandum öncesi bol keseden verilenler zamlarla geri alınacak. Daha ne kadar kaldıysa, akademide, medyada “istikrar”ı bozanlara yol verilip, kimileri ta Silivri’ye kadar yollanacak…

Türkiye, 1923’den bu yana yaşadığı en büyük değişim ve dönüşümü üst yapıda da anayasal kurumlarıyla tamamlamaya dönük adımları hızla atmaya başlayacak.

Her yere “istikrar” gelecek. Bilhassa medya tam “istikrar”a kavuşacak. Her yer Kılıçdaroğlu karşısında “kükreyen aslan”, Erdoğan karşısında “süt dökmüş” kedi olan gazetecilerle dolacak.

Burayı anlatmaya çok da gerek yok aslında, şimdiye kadar neler olduysa katmerlenerek olacak.

Asıl şenlik HAYIR çıktığında olacak. Önce günlerdir en çok konuşanlar birkaç gün susacak. Derin düşüncelere dalacak. Az kendilerini toplayınca “istişare”nin kerametini yeniden keşfedip, ne oldu, nasıl oldu, neden oldu diye sorup soruşturacak.

Pragmatizm ve U dönüşü yetenekleri öne çıkacak ve “milletin tercihi başımız gözümüz üstüne” denecek. Referandum başka hükümet etmek başka, hem zaten Kılıçdaroğlu da Hayır çıkınca bir şey değişmez demişti, haydi kaldığımız yerden devam denecek.

Bütün bunları demeyi kolaylaştıracak bir Baykal çıkar mı yine diye, aranılacak bir süre. Bir şey olmamış gibi yapılmaya çalışılacak. Lakin zor olacak.

Evet cephesinin iki kanadı için de zor olacak. Zor olacak, çünkü öncelikle içten zorlanacaklar.

MHP’de zaten açıktan açığa zorlayanlar, memleketi HAYIR diye dolaşıp bir türlü toplatamadıkları kongrenin ayak seslerini yükselten muhalifler iyice sıkıştıracaklar Bahçeli’yi. Referandum da bitmiş ve AKP-MHPdayanışması”na artık gerek kalmamış olduğu için, MHP kendi kendisiyle uğraşmaya başlayacak.

Asıl içten zorlanan AKP olacak. Parti politikalarına ve Reis’e açıktan karşı çıkmaya cesaret edemeyen, ancak orada burada alçak sesle itiraz edenler cesaret bulacak. Epeydir sesini duymadığımız Gül, Davutoğlu, Arınç ve daha başkaları konuşmaya başlayacak belki. Pragmatist Erdoğan belki ilk defa kendi partisi içinde yüksek sesle kendini sorgulayanlarla baş edebilmenin pragmatik yollarını arayacak.

Başkanlık tartışmaları falan bir süre unutulacak. Belki, durumu toparlamak için yeniden “erken seçim”e sarılınacak.

Öte yandan, son derece renkli bir HAYIR kampanyası yürüten muhalefet moral bulacak. Baskıcı politikalara direnç artacak.

Hayırcılar sandıktan HAYIR çıkardıkları için kazanmış olacaklar, ama asıl kazanç sandıktan HAYIR çıkartmalarını sağlayan sürecin zengin deneyimleri ile, rengarenklikleri ile, Gezi’nin öğrettikleri ile HAYIR kampanyasının öğrettiklerini harmanlayarak daha nitelikli ve uzun soluklu bir örgütlenmeyi başarmaları olacak.

Bunu yapabildiklerinde, önlerine eskisinden daha güçlenmiş bir şekilde bakabildiklerinde, her ne olursa olsun “hayırlısı” olmuş olacak!