HAYIR: Yüzde 62.32!
L. DOĞAN TILIÇ L. DOĞAN TILIÇ

Başbakan; “Evet için kritik bir durum görmüyorum. 50 artı 1 yeterlidir” dedi ya, bence böyle bir Anayasa değişikliğine “+ 1”le de olsa onay alanlar ne kadar sevinse yeridir.

Dünyayı ve yaşadığımız çağı birazcık bilen, az buçuk demokrasiyle tanışmış birilerinin, yalnızca Meclis’in değil, vatandaşın haklarını da büyük ölçüde sınırlayacak bir gelişmeye onay vermesi olacak şey değil!

Yasama, yürütme ve yargının tek elde toplandığı; keyfiliğe kapı aralayan; çalışanların sosyal ve ekonomik haklarını iki dudak arasından çıkacak bir kararnameyle tırpanlayabilecek; sür git olağanüstü hal ile yönetime yol açabilecek bir gelişmeye kim evet diyebilir?

Buna onay almak zor! O yüzden Evet cephesi zorluyor da zorluyor. Tarihin görüp göreceği en adaletsiz, en tek taraflı, en vicdanlara zarar kampanyalarından birini yürütüyorlar; tüm güçlerini Evet’in emrinde cepheye sürerek.

Evetçisi ve Hayırcısı ile halkın tümünün vergilerinden oluşan kamu bütçesi Evet için harcanıyor. Tarafsızlık yasasında yazılı olan TRT’den yalnızca Evet sesi çıkıyor.

İktidarın sesi medya yalnızca Evet’e çalışıyor. Reklam aralarında bile, bakanlıkların “kamu spotu” formunda tanıtım filmleri insanları Evet’e çağırıyor.

Şirketler “Evet” reklamlarıyla iktidara selam çakıyorlar.

“Herkesin cumhurbaşkanı” imajı için girilen “Hayır çadırı”ndan, her fırsatta “Kılıçdaroğlu Alevi” deme fırsatıyla çıkılıyor.
Hangi şehri baştan sona dolaşsanız, Evet afişlerinden, Evet’le dolu billboardlardan geçilmiyor. Ara ki bir HAYIR bulasın!
Bu koşullarda bile, Başbakan’a göre, 50+1’le çıkan sonucu herkesin öpüp başına koyması gerekiyor.

Peki, bu koşullara rağmen, 50+1’le kazanırlarsa sevinecek mi Hayırcılar?

2 Haziran 2014’te, KKTC Parlamentosundaki tüm partilerin oy birliği ile bir Anayasa değişikliği metni kabul edildi. Öyle bizdeki gibi, Meclis’teki 4 partinin 2’sinin desteğiyle değil, tam destekle!

175 bin seçmenin bulunduğu KKTC’de, iktidardaki CTP’nin öncülük ettiği 21 maddelik pakete, 50 sandalyeli Parlamentodaki bütün partiler, 1985’te 12 Eylül Anayasası’ndan esinlenerek yapılan Anayasa’yı 29 yıl sonra değiştirme heyecanıyla evet dediler!

Değişikliğe onay veren iktidar ve muhalefet partileri, Meclis’teki büyük uzlaşmaya halkın da Evet diyeceğinden hiç kuşku duymadan bir kampanya yürüttüler.

Değişiklik halk tarafından da onaylandığında; “İdam cezası kaldırılacak, Memurlara siyaset yasağı kalkacak, Milletvekillerinin dokunulmazlıkları sınırlandırılacak, Milletvekilleri mal beyanında bulunacak, Meclis Başkanı herhangi bir kavga durumunda yayın kesemeyecek, Milletvekillerine kürsüde konuşma sınırı getirilecek” diyerek, değişikliğin ne kadar da reddedilemez olduğunu anlatıp durdular.

HAYIR cephesinde sadece küçük sol partiler ile bir grup sol sivil toplum örgütleri vardı.

Onlar da bu değişikliklerin yetersiz olduğunu; sadece var olan rejime bir makyaj yapıldığını; paketin vatandaşlar tarafından doğru dürüst tartışılmadan Meclis’teki partilerce apar topar hazırlanıp referanduma sunulduğunu; değişikliklerin eğitim ve sağlık alanındaki sorunları, partizanlık ve yolsuzluk gibi temel meseleleri çözmeyeceğini anlatarak HAYIR dediler.

Meclis’teki tüm partilerin uzlaşmış olmasının bile, anayasa gibi halkın ezici çoğunluğu ile uzlaşma gerektiren bir konuda yeterli olmadığını savundular!

Bir de, Türkiye’de 2010 referandumunda “Yetmez Ama Evet” diyenlerin sonradan nasıl pişman olduğunu anımsattılar!
29 Haziran 2014’te, yerel seçimlerle birlikte anayasa referandumu için de sandık başına giden KKTC vatandaşları, sandıkları kimsenin beklemediği bir sürprizle doldurdular.

Referandumda partilerin aldığı oyları alt alta toplayarak yapılacak matematik işleminin geçerli olmadığını kanıtladılar. “Evet” diyenlerin oranı yüzde 27.68’de kalırken, sandığa gidenlerin yüzde 62.32’si HAYIR dedi!

16 Nisan’da oylayacağımız değişiklik, Kıbrıslılarınkiyle kıyaslandığında bin kez daha fazla HAYIR demek gereken bir değişiklik.

Yüzde 50+1 HAYIR derse sevinecek miyiz?