‘Haylaz çocuklar’ ve siyasi tutsak Zere
MUSTAFA DERMANLI MUSTAFA DERMANLI
İnsanların yaşam hakkına saygısı olmayan, oturduğu yerden ahkâm keserek dünyayı kurtaracağını sanan, sözde vatansever ...

İnsanların yaşam hakkına saygısı olmayan, oturduğu yerden ahkâm keserek dünyayı kurtaracağını sanan, sözde vatansever sanal âlem cengaveri!
Cem, birkaç ay önce ‘Çocuklar İçin Adalet Çağırıcıları’ndan bahsetmiş, birkaç tane de haber göndermişti. Daha önce farklı farklı birçok kaynaktan konuyu takip etmeye çalışıyordum. Bu çağırıcıların listesine de katılmak istediğimden [email protected] adresine bir e-posta gönderdim. Bugün 5.200’e yakın çağırıcıdan biri de benim. Bu üyeliğin, konu üzerine toplumsal muhalefete katkısıyla birlikte bana kattığı en önemli şey, tek bir yerden haberlerin ulaşması oldu. Yani ne zaman Adana’da, Şırnak’ta, Antep’te veya onlarca başka ilde bir çocuk ‘terör suçu işlese’ anında bu gruptan bana haberler geliyor. Sağolsunlar bu sayede ‘adi suç’ kapsamına veya ‘çocuk mahkemesi’nde yargılanması gereken bir olaya neden olan çocukların, kısaca TMK denilen ‘Terörle Mücadele Kanunu’ kapsamında tereddütsüz gözaltına alındığını gün geçtikçe artarak öğreniyorum! Haylaz çocuklar! Yani “iyi de, yapmıştır bi’şeyler şimdi, sen de klasik muhalefet yapma” diyeceğine eminim. Hakikaten bu çocukların ‘kabahati’ boylarından büyük!
Şöyle ki Antep’te 16 Ağustos’ta polise taş attıkları gerekçesiyle 2 çocuğun gözaltına alınmasını da, yine Antep’te Şubat ayında yapılan gösterilere katıldıkları gerekçesiyle 8 çocuğun gözaltına alındıktan sonra 11 sene hüküm giyeceği bilgisini de, bu çocukların ‘kabahatini’ de bu gruptan öğrendim. Bu şekilde taş atma, gösteriye katılma, yan bakma, slogan atma gibi ‘eylemler’ sonrasında çocukların ‘örgüt üyesi’ kapsamında değerlendirilmesi de bir başka düşündürücü olay. Amaç çocukların TMK yönünden cezalandırılmasını sağlamak mı konusunu ben değil, sen düşün… Kalkıp Adana’da gözaltına alınan çocuklardan, illerin İnsan Hakları Dernekleri’nin işkence raporlarından, ‘hoşgeldin dayakları’ndan, Şırnak’taki veya İzmir’deki hadiselerden tek tek örnekler verip mektubu uzatmanın âlemi yok. Dilersen gruba üye olur, bu gelişmeleri yakından takip eder, sen de muhalefetin bir parçası olursun.
Diğer bir sinirden diş sıktıran konu da Güler Zere konusu. Bu memleket ‘içeride’ ölenlere alışkın hale getirildi. Öyle ki son 9 yılda 300’ü aşkın insanın öldüğünü düşünürsek, çoğumuz oturduğumuz yerden izliyoruz. Herhalde kanıksamamız isteniyor ve nispeten de ne yazık ki başarılı olunuyor. AKP’nin ‘sol’ cenahtan Zafer Üskül’ü Meclis kapısından içeriye sokması, Üskül’ün yıllar süren beceriksiz girişimlerini ve ‘kendisine uygun partiyi bir türlü bulamayan adam’ yaftasını unutturmuştu bize. Ama bir türlü hazırlanıp halkın görüşüne sunulamayan Anayasa bir kenarda dursun, koltuğu geniş ve rahat TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı titrine sahip Üskül’ün Güler Zere konusunda açıklamaları hayret vericiydi.
Merak edenin kolayca internetten bulacağı bu açıklamaların sonucunda ne olur, ne olmaz göreceğiz. Zira Adli Tıp Kurumu, siyasi tutsak, kanser hastası Güler Zere konusunda 2 gün sonra (Perşembe günü) açıklama yapacak.
Adli Tıp Kurumu adını ve bu durumları düşündükçe midem bulanıyor! Erbakan’ın nasıl da ev hapsi ile cezasını çektiği aklıma geldikçe, Ergenekon Davası sürecinde hastalıkları gerekçesiyle tahliye edilenleri düşündükçe, Hüseyin Üzmez vakasında Adli Tıp Kurumu içerisinde istifa edenleri ve değişik raporları hatırladıkça, yukarıda da belirttiğim çoluk çocuktan ‘terör suçlusu’ lekesi yapıştırıp kendine düşman yaratmada 1 numara olan bir hükümetin başımızda olduğunu bildikçe keyfim kaçıyor, midem bulanmaya devam ediyor, dişlerimi daha bir sıkıyorum.
Son günlerin teoride başarılı olacağı sanılan, fakat pratikte henüz bir gelişme göremediğimiz, buna rağmen umutlu bir şekilde beklediğimiz konusu ‘açılım’. Geçen hafta Baskın Oran’ın bahsettiği gibi ‘açılım’ın çözümlenmesi gereken insan hakları ihlallerinden başlayarak yelken açması daha sağlıklı olmaz mı diye sormadan edemiyor insan. Bu denli artan insan hakları ihlalleri, ‘yaşam hakkı’na darbe vurulan siyasi tutsakların kanser olsa bile bir türlü çıkmayan raporları, GATA’nın anında verdiği raporlarla tahliye olanlar.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız