Hayvan katledene kayıtsızlık katiller doğuracak: Aramızda zoosadistler var, ciddiye almalıyız
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL
Hayvan katline, zulmüne hoşgörü göstermeyelim, hadi yumuşatayım biraz, kayıtsız kalmayalım. Faillerini “hasta” kabul edip tedavi altına alalım. Katil yetiştiriyoruz, çok açık değil mi? Gelmiş geçmiş en büyük katil Jeffrey Dahmer, çocuk/genç katilleri Mary Bell, Robert Thompson, Ian Brady çocukluklarında hayvan katletmişlerdi

Birkaç gündür Sakarya’nın Sapanca ilçesinde bacakları, kuyruğu kesilmiş halde bulunan, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamayarak ölen yavru köpeğin ölümünü konuşuyoruz. Çok canımızı yaktı gerçekten.

Oysa daha önce de benzeri vahşet örnekleriyle karşılaşmıştık. Benim aklımda Erzincan Orduevi Nizamiyesi’nde bir erin, yakaladığı yavru kediyi önce yumruklayıp yere fırlatması, ardından da tekmelesi ile Çorum’un Osmancık ilçesinde tabanca ile vurularak yaralanan sokak köpeğini yol ortasından kaldırmak için gelen çöpçülerin, acı içerisindeki zavallı hayvanı çöp kamyonunun ‘press makinesi’ kısmına atarak öldürmeleri geldi. Ere sorarsanız nişanlısından ayrılmış, bunalımdaymış, ilaç aldığı için kendinde değilmiş. Osmancık’ta olan ise temizlik görevlilerin kendilerinden başka canlıları “canlı” saymamalarıya ilgili bir vahşet.

Ama şu bacaklarıyla kuyruğu kesilmiş olan yavru köpeğe yapılan bambaşka bir şey. Sanıldığı gibi de bu vahşet, ilk değil. İlk iki olaydan biraz farklı, çünkü dediğim gibi er ilaç almış, çöpçüler dikkatsiz davranmış vs, ama yavru köpeğin dört bacağını, kuyruğunu kesmek ancak bu vahşete eşlik eden zevk duygusuyla açıklanabilir. Bu vahşetin fail ya da failleri de tıpkı Eskişehir’de sahiplendiği kediyi evinde bıçakladıktan sonra kafasını su damacanasıyla ezerek öldüren, görüntüleri de sosyal paylaşım sitesinde yayınlayan o üniversite öğrencisine benziyor. Bunlar birbirine benzer.

Tavşana görülmemiş vahşete sadece 16 hafta ceza
İngiltere’nin Gloucestershire bölgesinden Paul Rogers adlı bir manyak da beslediği tavşanını mikrodalga fırında canlı canlı pişirmişti. 16 hafta hapis cezasına mahkûm ettiler. Bu manyağın gerekçesi de ihtiyaç duyduğu ilaçların kendisine doktoru tarafından verilmemesiydi. Hayvanlara zulüm edenlerde dünya kadar gerekçe var tabii.

Batılı bilim insanları hayvan zalimliğinin iki türü olduğunu belirtiyorlar. İlki dini bir ritüel olarak hayvana eziyet etmek ya da katletmek; ikincisi de hayvanı “sanatsal” bir kurban olarak kullanmak. (Bu ikincisine şu sinema dünyasının en vahşi, en kanlı, en korkunç, Cannibal Holocaust filmi örnek gösterilebilir. Filmde zevk için ezilen, parçalanan hayvanlar bolcadır. Ama bir köyde yerlilerin toptan yakılması gibi sahneler de vardır. Bu filmdeki oyuncuların da gerçekten öldürüldüğü iddia edilince yönetmenini mahkemeye çıkardılar. Adam oyuncuları bulup yaşadıklarını kanıtlayınca zor sıyırdı yakasını ceza yemekten. Yani felaket bir anti sosyal filmdir bu, paraphilic bozukluğa dünya kadar örnek bulursunuz bu filmde).

Davranışsal Bilim, 1970’lerde yeni yeni kabullenildiğinde, ABD’de FBI bünyesinde bu bilimin yöntemlerinden yararlanılan bir birim kurulmuştu. Bu birimin uzmanları katillerin ortak özelliklerini araştırdıklarında hemen hepsinin çocukluklarında hayvanlara işkence etmekten zevk alan, öldüren tipler olduğu anlaşıldı.

Bu manyakların en ünlüsü, benim yaşımda olanlar hatırlar (57 yaşındayım bu arada), Jeffrey Dahmer adlı seri katildi.

hayvan-katledene-kayitsizlik-katiller-doguracak-aramizda-zoosadistler-var-ciddiye-almaliyiz-478607-1.

1978’den 1991’e kadar tam 17 kişiyi öldürdü. Aralarında çocukların da bulunduğu kurbanların hepsi erkekti, çoğu da Asya kökenliydi. Irkçı da olan bu manyak, nekrofili idi aynı zamanda. Kurbanlarına öldürmeden önce işkence etmekle kalmıyor, öldürdükten sonra ölü bedenlerine tecavüz de ediyordu. Biliyorum yazmam şart değil belki ama oldu artık, bunu da ekleyeyim; bazı kurbanlarını da yemiştir. Doğanın büyük yanlışlarından biriydi bu cani. 28 Kasım 1994’te kaldığı cezaevinde birisi kafasına demir çubukla vurup öldürdü bunu. Başkalarına uyguladığı vahşetle karşılaştırılırsa son derece kolay bir ölüm. Hakkında bir dolu kitap vardır, birini almıştım ama yüreğim elvermedi okuyamadım, duruyor öyle.
İşte bu manyağın çocukluğunu araştırdılar. Çocukken işkence etmediği, öldürmediği kedi, köpek kalmamış neredeyse. Delikanlılık zamanında öldürdüğü hayvanların üzerine mastürbasyon yapan biriydi de. Anlayacağınız, “hayvanlara edilen zulümden alınan zevk” olarak tanımlanan Zoosadizm’in de en iğrenç figürlerindendi.

Çocukluğunda güvercinleri, doğanın en güzel canlılarından olan bu güzel hayvanları boğduğu anlaşılan bir çocuk katili var örneğin, adı Mary Bell. Çocukluklarında hayvan düşmanlıkları olduğu da ortaya çıkarılan Robert Thompson ile Ian Brady adlı manyaklar vardır bir de. Bradly yıllarca, sevgilisinin yardımıyla genç kızları/erkekleri kaçırıp, tecavüz ettikten sonra öldürüyordu.

Tanınmış psikiyatrist John Macdonald’ın Homicidal Triad dediği (Cinayet Üçlüsü diye çevirdim, inşallah doğrudur) üç ergen davranışı diye tanımladığı davranış türleri vardır. Altını Islatma, Kundaklama İsteği, üçüncüsü de işte bu Hayvana Eziyet davranışı. İlk ikisi gerçekten katil yapar mı kişiyi bilemem, Macdonald’dan daha iyi bilmeme de imkân yok tabii, ama özellikle sonuncusunun kişinin yetişkin yaşamında cinayet işleme riskini artırdığını söylüyor ki, son derece doğru buluyor, inanıyorum bu belirlemeye. Kaldı ki bunu tek söyleyen de Macdonald değil.

Bu uğursuz Üçlü’nün anne, babadan sevgi görmeme, aile içi şiddetin tanığı ya da kurbanı olma gibi nedenleri varmış. Yapılan araştırmalar özellikle cinsel temalı cinayetlerin faillerinin ergenliklerinde hayvanları cinsel açıdan istismar ettiklerini de ortaya koymuş. Erkekliği ispatlama çabasının zoosadistik bir davranış olma ihtimali çok yüksek tabii ki.

FBI’ın suç profili ile ilgili tuttuğu kayıtlarda yüzlerce belge var bu konuda.

Sonuç olarak; bizde olmaz, yok geleneğimiz izin vermez, yok dinimiz müsaade etmez deyip sorunu geçiştirmeyelim. Son olaylar da gösterdi ki hatırı sayılır miktarda Zoosadistimiz var. Hasta insanlar bunlar. Tamam, kimse hastalığı kendisi seçmez, ama hastalar işte. Şu kadar para cezasının ya da esaslı bir nasihatin işe yaramadığını bilmek zorundayız.
Hayvan katline, zulmüne hoşgörü göstermeyelim, hadi yumuşatayım biraz, kayıtsız kalmayalım. Faillerini “hasta” kabul edip tedavi altına alalım.

Katil yetiştiriyoruz, çok açık değil mi?

Bacakları, kuyruğu kesilmiş o yavru köpeğin vebali boynumuzdadır. Herhalde unutmayız.