Hem alıcıya hem de satıcıya sorduk... Kriz yok diyenler bir gün pazara çıksın!
28.09.2018 07:27 EKONOMİ
Hükümet kanadından ekonomik krizin olmadığı yönünde açıklamalar gelse de sokaktaki vatandaş krizi en sert haliyle hissediyor Pazarcılar ‘Bu fiyatlarla ürünlerimizi kimseye satamayız’ derken alışveriş yapanlar ‘Torbamız boş eve dönüyoruz Her şeye zam geldi’ diye tepki gösteriyor

HÜSEYİN ŞİMŞEK [email protected] @simsekhuseyinn

Hayat pahalılığı ile baş edebilmek için yurttaşların tercih ettiği pazarlar da krizden nasibini aldı. Yüksek fiyatlar nedeniyle pazarlarda da alışveriş çantaları, pazar arabaları boş kalıyor. Pazar alışverişi yapanlar da pazara tezgah kuranlar da durumdan memnun değil. Kimileri krizin ‘psikolojik’ olduğunu söylese de krizin ne demek olduğunu ülkenin herhangi bir pazarında dolaşan birisi net biçimde görebiliyor. İstanbul ve Ankara…

Birisi ülkenin en büyük kenti diğer ise başkenti. Bu iki kent ülkenin özeti gibi. Krizin etkilerini görmek açısından bu iki kentin pazarlarını dolaştığımızda karşımızda çıkan tablo ekonomik krizin artık ‘hayatın gerçeği’ haline geldiği. Biberin kilosu üç liradan başlıyor ve 8 liraya kadar yükseliyor. Soğanda yılbaşından bu yana yaşanan artış sürüyor. Soğanın tarla fiyatının bir buçuk, iki lira olduğunu ifade eden pazar esnafı, tezgaha gelene kadar fiyatın 7-8 lirayı bulduğunu ifade ediyor.

Ankara’nın Mamak İlçesi’nde bulunan Mutlu Kapalı Pazar Alanı’nda da yurttaşlar fiyatlardaki hızlı artıştan şikayetçi. Fiyatların “el yaktığını” ifade eden kimi yurttaşlar, akşam saatlerinde yapılan elli kuruşluk indirimler için pazara gün içinde uğramadıklarını, daha geç saatleri tercih ettiklerini ifade ediyor.

Alışveriş yanına yaklaşıp durumun nasıl olduğunu sorduğumuz 59 yaşındaki taşeron işçi Çelebi Şahin, 20 gün içerisinde pazar fiyatlarında yüzde 100’ün üzerinde bir artış yaşandığını ifade ediyor. Önceden bir üründen üç kilo alabilen yurttaşların artık bir kiloyu bile güçlükle alabildiğini ifade eden Şahin, “Devlet büyüklerimiz çıkıyor, ‘kriz yok’ diyor ama biz pazardan bile bir şey alamıyoruz. Sadece ben değil, burada 500 kişi varsa 300’ü hiçbir şey alamıyor” diyor.

hem-aliciya-hem-de-saticiya-sorduk-kriz-yok-diyenler-bir-gun-pazara-ciksin-514740-1.
Çelebi Şahin


Alım gücünün yüzde 50’ye yakın düştüğünü dile getiren Şahin, “Üç liralık mal beş lira oldu. Beş liralık mal on lira oldu. İki alıyorsan bir tane, bir tane alıyorsan yarım alıyorsun. Marketler de aynı durumda. Fiyatlar aldı başına gitti. Şu zamanda bir liraya yiyeceğimiz domates on lira. İki liraya, üç liraya yiyeceğimiz üzüm 5-6 lira. Hangi birini anlatayım? Dolar ve Avro aldı başını gitti. Çıkmış, ‘kriz yok’ diyor. Nasıl yok? Her şey bizi etkiledi. Birkaç tuzu kuru olan var ama onlarla bu iş olmuyor. Fakir fukaraya sorsunlar” diye feryat ediyor. Fiyatların “el yaktığını” dile getiren sadece Çelebi Şahin değil.

hem-aliciya-hem-de-saticiya-sorduk-kriz-yok-diyenler-bir-gun-pazara-ciksin-514741-1.
Necmiye Karaaslan

Alışveriş için geldiği pazardan neredeyse eve eli boş döndüğünü belirten Necmiye Karaaslan krizin ardından bazı satıcıların fiyatlarda “orantısız” artışa gittiğinden şikayetçi: “Herkes fırsatını kolluyor, ‘Nasıl olsa ihtiyacı var. çok olmasa da az alacak’ diyor. Ben alacağım şeyleri azalttım. Turşu kuramadım. Gündüz bir dolandım pazarı, bir şey alamadım, akşam geldim. Kışın insanlar ne yiyecek? Para yetmiyor. Oğlum turşuyu çok sever. Mesai saati bitiyor. Birazdan gelecek ama daha bir şey alamadım. Cumhurbaşkanı, ‘kriz yok’ diyor. Nasıl yok? Kriz ona yok. Bizim gibiler ne olacak? Maaşlar yetmiyor. Evde doğalgazım yok” .

Polis emeklisi olduğu için ismini vermek istemediğin ifade eden bir yurttaş ise krizin etkisini ülkenin her köşesinde hissettiklerini anlatıyor. Fiyatların denetimsizlik nedeniyle yüksek oranlara ulaştığını ifade eden emekli polis, “Fiyat dengesi yok. Rastgele fiyat belirliyorlar. Tarladan beş liraya alıyorlar. Buraya geliyorlar 25 liraya satıyorlar. Pazar da olmasa, aç kaldık. Manavların hiç yanına yaklaşılmıyor. Krizin etkisini her yerde görebiliyoruz. Üç gün önce 13 liraya aldığım yumurta, 15 lira olmuş” diyor.

Sadece alışveriş yapanlar değil pazarcılar da krizden etkileniyor. Pazarcıların krizden nasıl etkilendiğini sorduğumuz Can Aydın “durgunluk”tan şikayetçi. Müşterilerin ürünleri pahalı bulduğu için eskisi kadar pazara gelmediğini de söyleyen Aydın, “Müşteri ucuzken iki kilo alıyordu şimdi pahalı ve bir kilo alıyor. Alımlarını yarı yarıya azalttılar. Birkaç haftadır işlerimiz çok durgun. Toplam bir ton satabiliyorken şimdi beş yüz kilo satıyoruz. ‘Kilosu beş lira’ diyoruz, gidiyorlar. Geçmişte 50 kilo alan artık 10 kilo alıyor” diyor.

***

Pazarlarda torbalar boş

hem-aliciya-hem-de-saticiya-sorduk-kriz-yok-diyenler-bir-gun-pazara-ciksin-514742-1.

Meral Danyıldız

İstanbul’da ilk durak İstanbul Ortaköy’deki Çarşamba pazarı oldu. Yükselen fiyatlarla beraber talebin de aynı oranda azalması esnaf tarafından tepkiyle karşılanıyor. Konuştuğumuz kişiler barut fıçısı gibi. Bir dokunduğumuzdan bin ah işitiyoruz. Esnaf malını satamamaktan halk ise evine sebze meyve götürememekten şikayetçi. Kilo yerine tane ile alışveriş yapmaya başlayan halk ise, pazar arabalarına artık ihtiyaç duymadıklarını söylüyor. Ortaköy’de ismini vermek istemeyen bir yurttaş ‘birileri kriz psikolojik diyor ama fiyatlara bakıldığında neyin ne olduğu net biçimde görülüyor’ diyor.
İstanbul’un bir diğer ünlü pazarı Bakırköy Perşembe Pazarı’nda da tablo çok farklı değil. Burada da pazarcılar cep yakan fiyatların sadece alıcıyı etkilemediğini ifade ediyor. Pazarcılık yapan Hüseyin Deniz yaşadıkları sıkıntıyı zamları nasıl izah edeceğimizi bilmiyoruz diye özetliyor. Deniz :‘’Ben domates satıyorum. Bundan bir ay önce 2.5 tl iken şu anda gördüğünüz gibi 6-10 tl arası. Eskiden dört beş kilo alan insanlar artık iki kilo anca alıyor. Biz de müşteriye karşı kendimizi mahcup hissediyoruz. Hemen hemen her şeye zam geldi çünkü.’’ diyor.

***

Açlık sınırı 1893 lira

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) tarafından yapılan ‘açlık ve yoksulluk sınırı’ araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.893.21 TL, yoksulluk sınırı ise 6.166.81 TL oldu. Geçen yıl Eylül ayında açlık sınırı 1,523 lira, yoksulluk sınırı 4,9600 lira; bir önceki ay ise açlık sınırı 1,812 lira, yoksulluk sınırı 5,904 liraydı. Türk-İş hesaplamasına göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı geçtiğimiz aya göre 81 TL, yoksulluk sınırı tutarı ise 231 TL artmıştır. Yılbaşına göre artış tutarı sırasıyla 285 TL ve 929 TL oldu. Son bir yılda mutfağa gelen ek yük 371 TL ve aile bütçesine gelen ek yük 1.207 TL arttı.