Her şeyi ABD’den mi biliyoruz?
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Mısır iç savaşa doğru yelken alıyor. Suriye halihazırda savaşın içinde. Tunus saatli bomba. Lübnan patlamak üzere.
Irak’ın güne bombalarla uyanmadığı gün yok. Bahreyn kaynayan kazan. Yemen hem iç hem de dış saldırıların odağında. Ürdün sallantıda. Kısacası Kuzey Afrika'dan Ortadoğu'ya kadar bütün bir Arap coğrafyası için için kaynıyor. Bu kaynama hem içsel hem de dışsal etkenlerin eseri. Dışsal etkenlerden kasıt küresel güç odakları. Mısır'daki darbe ve katliamın ardından dünya jandarmalığına soyunan ABD'nin ve “kolektif emperyalizm”in yaşananlardaki payı bir kez daha sorgulanır oldu.

Liberalinden sağcısına, İslamcısından ulusalcısına kadar herkes bu soruya kendi meşrebince yanıtlar veriyor. Elbette ki solsosyalist güçler de. Ama her ne hikmetse solcular “Her taşın altında ABD’yi” bulmakla eleştiriliyor, hatta suçlanıyor.

Solun emperyalizmle imtihanı başlı başına bir tartışma ve yazı konusu. Genişçe ele alınmayı hak ediyor . Daha sonra döneriz bu konuya. Ancak solun bu konuda yanıldığını söylemek mümkün değil. En azından şimdilik. İnanmayan son on yıldaki işgal, saldırı ve müdahalelere baksın! Irak'tan Afganistan'a, Somali'den Libya'ya, Mali'den Kosova'ya...

• • •

Tüm müdahale ve saldırılar göz önündeyken, gerçekten de solcular her şeyi emperyalistlerden mi biliyor? Liberallerin, onların yedeğindeki solcuların ve bilumum sağcının dediklerine bakarsanız evet; solcular müdahil olamadıkları tüm gelişmelerin arkasında emperyalist bir parmak arıyor! Bir şehir efsanesi şeklinde gelişen bu yaygın kanı zamanla sola dair en büyük suçlamalarından birisine dönüş durumda. Ne hazin!

Yaşadığımız coğrafya başta olmak üzere dünyada meydana gelen hemen her gelişmeyi “ABD ve emperyalist irade”yle açıklamaya yönelik komplo teorilerinin bir hayli yaygınlık kazandığı şüphe götürmez. Paranoyak bir ruh halini yansıtan bu durumun yaygınlık kazandığı da bir gerçek.

İslamcıların her kötülüğün arkasında Siyonizmi araması gibi kendilerini solda tanımlayan bir kısım çevrelerde de her gelişmenin arkasında ABD’yi aramak gibi bir hastalığın nüksettiği inkâr edilemez.

Kaynayan bir cadı kazanını andıran Ortadoğu'da ardı sıra cereyan eden toplumsal ve siyasal olayların ardından bu soru yeniden tedavüle koyuldu. Yaşananlara eleştirel yaklaşanlar her şeyi emperyalist argümanlarla açıklamaya çalışan dünyayı algılamayan arkaik solcular olarak damgalanıyor .

• • •

Solcular, sosyalistler emperyalizmin rolüne işaret ettiğinde "emperyal" rolü abarttığı söyleniyor . Bir de “halkı küçümsediği” dillendiriliyor. Emperyalizmi abartmayanları Irak'ta on yıl önce gördük.

“Klasik emperyalist işgallerin sona erdiği yeni bir döneme geçildiği” safsatalarının bolca piyasaya sürüldüğü bir dönemde ardı ardına üç işgal gerçekleşti. Irak’tan Afganistan'a, Libya’ dan Somali’ye kadar bir dolu ülke ABD ve şürekasının çizmeleriyle kirletildi.

Emperyalist müdahaleciliği görmeyen, görenleri de “her baktığımız yerde emperyalizmi görmek”le, itham edenler alanlar , bugün Mısır'da yaşananların ardından ABD ve küresel güçleri suçluyor . Buna Libya'da silah patlyınca devrimin radikalleştiği fikrine kapılanlar da dahil. Suriye'ye emperyalist müdahale isteyenler de...

Yeniden Mısır'a dönersek. ABD, Mısır'ın neresinde? Kenarında kıyısında değil, tam da merkezinde. Mübarek saf dışı bırakılıp Müslüman Kardeşler'e iktidar teslim edilirken de, Mursi alaşağı edilip katliam yapılırken de...