Her yerde şampiyon da...
ÖZLEM KÜÇÜK ÖZLEM KÜÇÜK

Ve sezon bitti. Futbol aşığı olarak bizler tüm sezon finali bekleriz, hop oturur hop kalkarız, ha oldu ha olacak, puan hesapları yaparız ve gün gelip bitince sudan çıkmış balığa döneriz. Ne diyor bir futbol klişesi: “lig uzun bir maraton” Çevremiz için uzun, bizim için kısa demek daha doğru. Peki lig bitti, takım şampiyon oldu. Ne yapar şampiyon takım taraftarı? Öncelikle ne yapacağını şaşırır. Sanırım burada taraftarlar ikiye ayrılır: İlk grup şampiyonluk maçı sonrasında elinde kumanda kanal kanal takımını takip edenler –ki bu grubun yarım yamalak söylediği marşlarla dans ettiği; rakip takımdan komşularını rahatsız edecek şekilde nara attıkları da sıkça görülür.- İkinci grup ise unutulmaya yüz tutmuş ata sporumuzu icra etmek üzere formayı giyip tura çıkanlar. Tura çıkmanın adabını, ritüellerini bilenler bilir, detaya girmeyeceğim. Yıllar önce şampiyonluk sonrası eş dost aranıp kâh kızdırılır kâh tebrik edilirdi. Şimdi çok şükür hayatımızda sosyal medya var da yerimizden kalkmadan tanıklara bulaşabiliyor, tebrikleri kabul ediyoruz. Hatta şampiyonluk kutlamalarını futbolcuların cep telefonundan yaptıkları canlı yayınla bile izliyoruz artık.

Kendi adıma şampiyonluktan sonra hissettiğim sevinçten çok rahatlamaydı. Zaten sonrasındaki olaylar da şampiyonluk coşkusundan çok kafa karışıklığı getirdi. Zaten milletçe alışık olmadığımız bir duygu mutluluk dolayısıyla sevinmeyi de bilmediğimizi düşünüyorum. Ne olursa olsun şampiyonluk yüzlerce kişinin emeğinin bir araya gelmesinin bir sonucu. Futbolcusu, hocası, yönetimi geçelim; malzemecisi, masörü, şoförü, çaycısı… Galatasaray sona yaklaştığında zaten köklü bir değişim olarak Duygun Yarsuvat’ın koltuğu Dursun Özbek’e bırakmasını yaşadı. Başkanlık döneminde en hızlı kupa kazanan başkan olabilir, şimdiden iki kupa sahibi olarak.

Şampiyonluğun belli olmasıyla önce Rizespor maçının yeri ve zamanı konusunda belirsizlikler başladı. Sonrası malum Pazar günü statta bir kutlama yapılmasına karar verildi. Belki de şimdiye kadar yapılan en görkemli tören hazırlandı. Herkes kürsüdeki yerini aldı. Fakat şampiyonluk yolunda kim ne derse desin büyük emek harcayan Ali Dürüst ve Abdülrahim Albayrak şampiyonluk kürsüsüne çağırılmadı. Hamza Hamzaoğlu’nun söylediğine göre kendi istekleriyle çıkmamışlar ve kürsünün yanında beklemişler sonrasında kimse yanlarına gelmeyince bulundukları yeri terk edip tribüne çıkmışlardı. İlk yılında takımını şampiyon yapmış hoca kupa töreninden sonra iki gün üzüntüden uyuyamadığını söylüyordu. Gazeteler şampiyon takımın kutlama haberi yaparken Albayrak ve yeni başkan arasındaki sıkıntıdan bahsediyordu. Albayrak’ın birkaç ay önce Özbek’ten takıma ödeme yapmak için para istediği ve aldığı; fakat oyunculara parayı kendisi ödemiş gibi gösterdiği söyleniyordu.

Başka bir haber de kürsüye çağırılma sırasıyla ilgili Sabri’nin yarattığı sıkıntı. Takımın en eskisi ve eski kaptanı olarak kendisinin en son çağırılması gerektiğini aksi takdirde sahneye çıkmayacağını söylemiş futbolcu. Ali Dürüst ve Abdülrahim Albayrak kendisini zorla ikna etmiş. Zannedersin futbol takımı değil Maksim Gazinosu! Takım şampiyon olmuş, kutlamalar yapılıyor arka planda uğraşılanlara bakın. Aynı Sabri ile Melo arasında Bursaspor ile oynanan kupa finalinde de gerginlik çıkıyor. Şampiyon olmuş ve ikinci kupa için mücadele eden takımın rakip takıma gerginlik yapması beklenirken kendi aralarında sıkıntı yaşıyorlar. Durumlar böyle oldukça da futbolumuz da üçüncü dünya ülkesi olmaktan nasibini alıyor herkesin gözünde.

Her ne kadar kupa alınmış olsa da Uruguay’ın Guetamala ile yapacağı maç için milli takıma gitmek zorunda olan Muslera konusu var. Şampiyonlar liginde final oynayacak iki takımın yıldız oyuncuları Messi ve Tevez Arjantinli.

Fakat ikisi de milli takıma gitmediler. Elbette Şampiyonlar Ligi finali ve Ziraat Kupası’nı aynı kefeye koymayacağım ama yurtdışında da pek ciddiye alınmadığımız kesin. Muslera kupa finalini söylemesine; yazılı ve sözlü müracaat etmesine rağmen kimse sallamadı ve Uruguaylı kaleci Bursaspor maçında forma giyemedi. Diyeceğim o ki her sezon her takım için yeni bir ümit. Fakat önce zihniyetler değişmeli ki şampiyonluk sonrasında sevincimiz kursağımızda kalmasın.