Hesaplaşma: Muhasebeci Batman
TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ
Tuhaf ama aynı zamanda dahi olan ana kahramanın karakter ve insan ilişkilerine daha çok yer verilseymiş çok daha akılda kalıcı film olabilirmiş. Yani biraz daha az John Wick biraz daha fazla Good Will Hunting olmalıymış

Hesaplaşma (The Accountant) güçlü karakter ve hikâye anlatımı ile hatırladığımız eli yüzü düzgün Yargıç (The Judge – 2011) filminin senaristi Bill Dubuque tarafından kaleme alınmış. Çocuk yaşta sıra dışı zekâsı ve değişik davranışları ile otistik teşhisi konulan Christian asker olan babasının kendisini özel yetiştirmesi sayesinde süper zeki, çok iyi dövüşen, tehlikeli dünyalarda muhasebecilik yapan birisine dönüşüyor. Dışarıdan bakıldığında sıradan gözüken hayatı FBI tarafından deşildikçe, kendisinin son derece tehlikeli suç örgütleri ile ilişkisi ortaya çıkıyor.

Otistik kahraman
John Nash (A Beautiful Mind) seviyesinde üstün zekâsı olan, silah uzmanı, tüm dövüş sanatlarına hâkim, kendi sağlığı ve bakımı ile tam kontrollü şekilde ilgilenebilen, iş hayatında başarılı, son derece zengin, kendi güçlü istihbarat ağına sahip olan birisi nasıl otistik olabilir? Bu filmde oluyor. Christian Wolff rolünde Ben Affleck otistik kişi algılarımızı zorlayacak kadar başarılı, seksi ve kaslı bir tipleme ortaya koyuyor. Zaten filmin en çok eleştiri alabilecek alanı da burası. Filmin otistikleri ele alışının yanlış olacağını söyleyen çok olacaktır, haklıdırlar da ancak otistiklerin olduklarından daha görkemli gösterilmesi ve övülmesinin bir sakıncası olduğunu düşünmüyorum. Otistik insanların farklı oldukları için, bu farklılığı anlayamayan normal insanları korkuttuğunu söyleyen film çok da doğru söylüyor. Bu çerçevede Christian’ın dış dünya ile kurduğu farklı ilişki aslında filmin en çekici yanını oluşturuyor. Bir Will (Good Will Hunting) veya Raymond (Rain Man) karakteri izler gibi ilgiyle Christian’ı takip etmeye başlıyorsunuz.

Bir anne vardı ne oldu?
Ne yazık ki bu keyif verici, normal olan ve değişik olanın ilişkisi, kısa sürede tükeniyor. Bu tükenişin ardından bir nevi John Wick becerisi ve koreografisi eşliğinde ilerleyen dövüş sahneleri ağırlık kazanıyor. Tuhaf ama aynı zamanda dahi olan ana kahramanın karakter ve insan ilişkilerine daha çok yer verilseymiş çok daha akılda kalıcı film olabilirmiş. Yani biraz daha az John Wick biraz daha fazla Good Will Hunting olmalıymış. Filmde en zor anlaşılan karakter Christian’ın annesi. Otistik çocuk yetiştiremeyeceğini anlayıp ailesini yüzüstü bırakarak terk etmesi, üstelik ailesi ile tüm ilişkisini keserek başka yeni bir aile kurmuş olması, kadın ve anne algısı için pek bilindik bir davranış modeli değil. Öte yandan anne ile oğlunun arasındaki ilişkinin sebep ve sonuçlarına dair ipuçlarını göremememiz senaryonun bir zafiyetidir.

Jackson Pollock takıntısı
Ex Machina (2015) filminde son derece önemli bir rol oynayan ünlü ressam Jackson Pollock ile ilgili aforizmalardan sonra Pollock bu filmde de karşımızda. Bir dürtü ile düşünmeden sanat yapan Pollock’ın eserlerinin otistik bireyler tarafından nasıl görüldüğünü ve algılandığını merak ediyorum. Christian’ın bir yapboz oyununu normal insanlardan ne derece farklı algıladığına dair görsel bir referans veren filmin benzer referansı Christian’ın Pollock’ın tablosunu ne gözle gördüğünü göstererek yapmasını çok isterdim. Aksi halde film Pollock’ı sadece vergi aklamak adına değiş tokuş olarak kullanılan pahalı bir tablonun sanatçısı olarak kullanmış oluyor. Bu arada filmde kullanılan Pollock tablosunun ismi Free Form (1946). Gerilim, macera filmleri eğlenceli ve aynı zamanda zeki olmalı. Güzel aksiyon sahneleri, zeki ve komik diyaloglarla dolu bir film olan The Accountant gayet keyifle izlenebilecek bir yapım.