Hiçbir şey yokmuş gibi yapmayın
07.11.2017 10:27 KÜLTÜR SANAT
“Umudumuzu yitirmeden sanatın ve müziğin etrafında birleşip nefes almamız gerekiyor”

HÜLYA ÇAM

Alternatif müziğin bugünkü konuğu Ankaralı grup Alarga. Şu sıralar ikinci albümlerinin kayıtlarına devam eden grup; vokal ve gitarda Çağın Kırca, klavyede Cansu Turgut, bas gitarda Ozan Özgül, davulda Can Sürmen ve trompette Hakan Karaaslan’dan oluşuyor. Çoğunlukla Ankara ve İstanbul olmak üzere, aktif olarak konser vermeye devam eden Alarga grubunun vokalisti Çağın Kırca ile albümleri, beste yapma süreçleri ve Ankara’da müzik yapma üzerine konuştuk.

» Ne demek Alarga?

Alarga bir denizcilik terimi. Terim de başka birtakım dillerdeki karşılığı da ‘açık’, ‘açıklık’ anlamına geliyor. Belirli bir tarz altında incelenmektense, dinleyicinin bizi duyduğu anda tanıyabileceği sesleri, herhangi bir tarz altında karşısına çıkartmak fikri, ¨alarga durmak¨ fikri hoşumuza gitmişti. Şu an Alarga’nın ALternatif ARogant GAileler’in kısaltmasından ya da büyük çoğunluğu var olmayan evcil hayvanlarımızın adlarından geldiği düşüncesi bile bizi bir hayli memnun eder.

» Albümde İngilizce ve Türkçe şarkılar bir arada. Biraz albümü anlatır mısınız?

İlk albüm Mono, yağmurun yağmak üzere olduğu sonbahar festivallerinde, seyircinin dansın ya da şarkının peşinden koşmadan sessizlikle eşlik ettiği, sisli, rengarenk sahnelerde izleyebileceğiniz grupların yaptığını yapmaya çalışan bir albümdü. İngilizce ve Türkçe’nin bir araya geldiği başka albümleri sevmemiz bizi motive etti. 10 şarkıyı, gruptan önce tek başıma yaptığım şarkıların, hepimizin ortak zevklerine yontulması ve hep beraber yaptığımız şarkılar olarak ikiye ayırabiliriz. 2018’in ilk çeyreğinde yayınlayacağımız ikinci albümde ise yazın göbeğinde kar yağdırabilen, gündüz gözü gece yürüyüşüne çıkartan, gece gece renklerden büyülendiren müziklerin yaptığını yapmaya çalışan bir albüm olmasının peşindeyiz.

» Besteleri kim yapıyor?

Şarkıları ortaya çıkartıp, basit ev kayıtlarını grupla paylaşıyorum. Bazı şarkılar aklımda bütün düzenlemesiyle beraber şekilleniyor, bazıları ise grubun müdahalesine daha açık halde kalıyor. Sonra provalarda, konserlerde çaldıkça baştakinden çok farklı yerlerde buluyoruz şarkıları.

» Ankara çıkışlı bir grupsunuz, Ankara söylendiği gibi “gri” mi sizce de?

Bu klişeden benim anladığım, başkent olmanın bir araya getirdiği bürokratların, zamanında şehirde yarattığı kent kültürüdür. Şu anki duruma bakarsanız, Ankara artık ne yazık ki ¨gri¨ değil diyebilirim. Betonlardan, binalardan bahsedecek olursak asıl gri olan Türkiye’dir. Ankara da başkent sıfatıyla payına düşürüldüğü kadar griliğini yapmaya çalışıyor.

» Bir mottonuz var mı?

Yıllardır çevremizde olup bitenler, günümüz için de gelecek için de kaygı yaratan durumlar. Umudumuzu herhangi bir şekilde kaybetmemeyi davranış edinmek, korkuya kapılmamak, akıl sağlığımız açısından çok gerekli olsa da bu bakış açısı bizleri köreltiyor ve olan biteni normalleştirmeye daha çok katkı sağlıyor. Umudumuzu elbette yitirmeden, sanatın, müziğin ve diğer mühim şeylerin etrafında birleşip nefes almamız gerekiyor, ama o nefesle neler yapacağımız da nefesi almamız kadar önemli. İşte tam da bu nedenle ‘hiçbir şey yokmuş gibi yapmayın.’