Hiçbiryer’e bakan kamera
UĞUR KUTAY UĞUR KUTAY

Kaliforniya’da bulunan Winchester Evi, inşaat çalışmaları 1884’te başlayıp 1922’ye kadar 38 yıl boyunca devam eden, sürekli genişleyip değişen, adını ünlü silah üreticisi Winchester’dan alan ve bu haliyle muhteşem bir sosyo-psikolojik metafora dönüşen bir mimari ‘ucube’... 160 odalı bu evde 1257 pencere, 950 kapı, 40 merdiven, 5 ya da 6 tane de mutfak var. Mutfak sayısı tam olarak bilinmiyor, çünkü günümüzde turistik geziler düzenlenen evin tuhaf sahibi Sarah Winchester, o 38 yıl içinde bu sembolik rahme çok tuhaf eklemeler yaptırmış: Örneğin tavana kadar yükselen bir merdiven var bu evde... Bir diğer merdiveni dönerek tırmanıyorsunuz, tırmanıyorsunuz ve sadece bir duvarla karşılaşıyorsunuz... Bir kapıyı açıyor ve bir duvara çarpıyorsunuz... Bir diğer kapıyı açıp yürürseniz alt kattaki bir mutfağa düşüyorsunuz! Evin üst katlarındaki bir kapı, başka bir odaya değil doğrudan evin dışına açılıyor ve altında da “Hiçbiryer’e Açılan Kapı” yazıyor... İşte yaşadığımız dünyanın hali…”

On yıl önce bu satırları yazarken (Ucube dünya, BirGün, 23.02.2008) Winchester Evi hakkında bir korku filmi yapılacağını tahmin etmiyordum çünkü bu kadar güçlü metaforlara sahip bir olgudan olsa olsa sağlam bir politik korku filmi çıkması umulur: Evin akıldışı inşa süreci başlı başına bir politik eleştirinin temeli olabilirdi mesela. Winchester silahları üzerinden yapılacak bireysel silahlanma eleştirisi, fallik bir obje olarak tüfeğin beslediği ataerkil kültüre karşı Sarah Winchester’ın anaerkil duruşu gibi olası başlıklar da cabası...

Hollywood’un böyle bir olguyu eleştirel politik bir anlatıya çevirmesini beklemek en az Winchester Evi’nin renovasyonu kadar akıldışı tabii… O yüzden bu hafta gösterime giren Winchester-Gizemli Ev’den çok beklentim yoktu. Ama akıl sağlığını tümüyle maddi dünyanın gerçekleri yüzünden kaybetmiş bir tarihsel figürün bilinç ve bilinçdışında yaşadığı karmaşanın bu kadar basit ve metafizik bir saçmalığa dönüştürüldüğünü görmek de can sıkıyor.

Bu ortalama ‘hayaletli ev’ hikâyesinin şu kadar basit bir temel önermesi var: Winchester sülalesine (ki sadece üç kişiden oluşuyor) yönelik bu doğaüstü dehşetin nedeni ne? Ürettikleri silahlar, bu silahların kurbanlarının hayaletleri… Peki hayaletlerden nasıl kurtulacağız? Yine aynı silahlarla…

Önerme bu haliyle yanlış, ama Winchester Evi gerçek olmasaydı, eve yapılan tuhaf eklemeler Sarah Winchester’in kocasının silahlarla yarattığı dünyadan sembolik çıkış yolları arayışının ürünü olmasaydı bile yanlış olurdu.

Hele filmde bir de 1906 San Fransisco Depremi’nin bu hayalet saldırılarına bağlanması saçmalığı var ki, Winchester’ı yapan -evi değil, filmi yapan- ekibin kafasının çalışma şekli konusunda kaygılanmamak elde değil...