Hırslı, güçlü, iddialı
ALİ MURAT HAMARAT ALİ MURAT HAMARAT
Galatasaray, Süper Lig’e fırtına gibi başladı. Oldukça etkili bir oyunun ardından Kayserispor’u 4-1 mağlup eden Cimbom, taraftarına umut aşıladı

Arena’da gala zamanı... Bir tarafta geçen sezonun yaralarını sarmak isteyen Galatasaray, öbür köşede Kayserispor. Renktaşların hedefi aynı, o da lige iyi başlamak. Sahadaki birçok yeni yüz şüphesiz futbolseverleri heyecanlandırıyor. Ev sahibinin yıldızları bir tarafa, Gana ile oynadığı üç Dünya Kupası’nda altı defa fileleri sarsarak Afrika’nın turnuva tarihindeki en golcü oyuncusu olan Asamoah Gyan her zamanki gibi 3 numaralı formasıyla sahada dikkat çekiyor.

Östersunds karşısında varlık gösteremeyip Avrupa’ya erken veda eden Aslan, taraftarını çileden çıkarmıştı. Kesenin ağzını sonuna kadar açan yönetim, indirdiği uçaklarla kadroyu ziyadesiyle zenginleştirmiş durumda. Buna rağmen idareciler durmuyor, santra öncesi yeni transfer Feghouli tribünleri selamlıyor. Kulübedeki teknik adam Igor Tudor’un geleceği için papatya falı bakılırken, talebelerinin göstereceği performans merak ediliyor.

Trabzon’daki hain saldırıda hayatlarını kaybeden Ferhat Gedik ve 15 yaşındaki Eren Bülbül için düzenlenen saygı duruşuyla demir aldı mücadele. Ev sahibinin coşkusu 15’te golü getiriyordu. Rakibinden harika sıyrılan Garry Rodrigues nefis kesmiş, Tolga bitirmişti. 29’daki kornerde bomboş unutulan Levent skoru eşitlemişti. Galatasaray yine bir duran toptan gol yemişti!

35’te Aslan yine öndeydi. Üç yeni transferin kurduğu üçgen adeta şiir yazmıştı! Mariano’nun bulduğu Gomis, Belhanda’ya ‘al da at’ demişti. 37’de fark artık ikiydi. Belhanda tabağı boş göndermediyse de Gomis ekmeğini adeta taştan çıkarmıştı. Klasik duran top zaafiyetini saymazsanız, ilk devredeki görüntü etkileyiciydi. İki yıldır hayal kırıklığı yaratan takım, genlerindeki oynama geleneğini hatırlamış gibiydi. Devamı gelecek miydi...

Her pozisyonda dikine oynayarak Galatasaray’a ayrı bir renk katan Ndiaye’nin sürüklediği akını 51’de Tolga bitirebilse, yine jeneriklik bir gol atılacaktı. Dizginleri elinde tutan Tudor’un öğrencileri bazen frene basıyor, kimi zaman da vitesi yükseltiyordu. Yenilerden Fernando orta sahanın gerisinden adeta bir orkestra şefi edasıyla arkadaşlarını yönetirken, sağ bek Mariano her pozisyonda kalitesini konuşturuyordu.

Tiago Lopes 84’te ikinci sarıdan atılıyor, ev sahibi iyice rahatlıyordu. 88’de Linnes’in nefis pasını alan Gomis harika bir şutla ağları sarsmıştı. Kalan dakikalarda başka gol olmayınca, Aslan üç puanı farklı skorla almıştı.

Galatasaray evinde iyi başladı. Yeni kaliteli kramponların takıma apayrı bir çehre kattığı aşikâr. Bir iki takviyeyle bu takımın daha da yüksek bir seviyeye çıkması olası gözüküyor. Tabii Tudor bu oyuncu topluluğunu yönetebilecek mi, işte kilit soru o gibi duruyor.