Hizbullah sahada!
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Ve beklenen oldu. Suriye krizi her geçen gün daha fazla mezhepsel tona bürünürken, Hizbullah da sahaya indi.

Artık kendisinin de inkâr etmediği gibi bilfiil savaşın taraflarından biri. Müdahilliği sadece sınırdaki Lübnanlı fiiilerin 14 köyü ile
sınırlı değil. Muhalifler için stratejik önemdeki Kusayr’in düşürülmesinde oynadığı rol Hizbullah’ın Suriye denkleminin merkezine doğru yol aldığının göstergesi.

Yıllardır israil’e karşı destansı direnişte bulunan, ‘altı gün savaşı’nda onlarca Arap ülkesini dize getiren Tel Aviv’i 2006’da yenilgiye uğratan Hizbullah’ın sahaya inmesi krizin derinleşerek bölgesel bir boyuta sıçradığının işareti.

Ortadoğu’daki tektonik kaymalar, kırılgan fay hatlarını harekete geçirirken, “Suriye’nin asla sadece Suriye olmadığı” tezi
gün geçtikçe biraz daha tescilleniyor. Bu gerçeklik ilk günden bu yana dillendiriliyordu. Ancak ne yazık ki Osmanlı hinterlandında bölgesel düşlere dalan savaş kışkırtıcısı neo-Osmanlıcılarımız ve onların arkasındaki güçler tarafından görmezden gelindi.

Bu tescil, üç günde Şam’ı alırız diyen tafleron politikaların da iflası demek aslında. Üç yıl geçti aradan ve Antep’ten girer Halep ve Şam’dan çıkarız diyenler bu gerçekliğin farkına geç de olsa vardı.

Evet, Suriye asla sadece Suriye değil. Suriye İran demek, Lübnan demek, Irak demek, az biraz Rusya ve Çin demek.
• • •

Ortadoğu’da saflar keskinleşiyor. Mezhepsel kırılmanıın etkisiyle Hamas onlarca yıldır kendisine kucak açan Şam’a sırtını dönerek Suudi Arabistan-Katar-Türkiye’den mütevellit ‘Sünni Blok’a rücu etti. Ve tam da bu nedenledir ki fiil direniş hattının uslanmaz çocuğu Hizbullah safını Şam’dan yana koydu.

Hizbullah’ın sahaya inmesi Suriye’nin ardından sıranın kendisine geleceğini öngörmesinden. Lübnan’da devlet içinde
devlet olan Hizbullah’ın genç lideri HasanNasrallah İsrail’e karşı 13 yıl önce kazanılan zaferin yıldönümünde bu kaygılarını açıkça deklare etti, sonuna kadar Şam’ın yanında yer alacaklarını ilan etti.
Hizbullah’ın devreye girmesiyle muhalifler ana ikmal yollarını bir bir kaybederken,
Lübnan’dan Ürdün sınırına kadar olan güney batı hattında ordu birlikleri önemli kazanımlar elde ediyor. Rüzgâr Şam’dan yana
esiyor. Rusya’nın silah sevkiyatı, İran’ın lojistik desteği derken Şam hiç olmadığı kadar elini sağlamlaştırmış durumda.
• • •

Sahada bu gelişmeler yaşanırken, masa başında ise Cenevre’ye dönüş hazırlıkları tam gaz sürüyor. Cenevre’ye dönüş itiraf etmeselerde muhalif hattın yenilgisinin resmi ilanıdır. Bir yıl önce, Haziran 2012’de, Cenevre’de imzalanan mutabakata imza attıktan sonra yan çizen muhalif cenahın, istemeden de olsa yeniden Cenevre’ye direksiyon kırması, yenilginin kabülüdür.

Buna karşılık Cenevre konferansı hiç şüphe yok ki Şam’ın ve onun dostlarının zaferidir. On bir ay önce öne sürdükleri koşullarla masaya oturacak olmaları, silahlı çetelerin Batılı güçlerin dayatmasıyla pazarlığı kabul etmeleri savaş koşullarında görmezden gelinemeyecek bir başarıdır. Tüm zorlama ve dayatmalara karşın ikinci Cenevre sürecinden de somut bir sonucun çıkması zor görünüyor. Çıkabilecek zoraki uzlaşmanın ise mevcut kırılgan siyasal yapının basıncıyla çökmesi kuvvetle muhtemel.

Suriye katarı, ayrışmaları ve saflaşmaları körükleyerek ağır aksak yol alıyor.
Emperyal tasavvurlar doğrultusunda etnik, kültürel ve toplumsal ayrışmaya tabi
tutulan bu kadim ülkede, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak