Hollande ve hükümet işbaşında
DEFNE GÜRSOY DEFNE GÜRSOY
34 bakandan tam yarısını kadınlardan seçerek, dahası bakanlar kurulunda çok “renkli” ...

Fransa’da yeni kabine açıklandıktan sonra herkesin ağzından tek bir cümle çıkıyordu: “Hollande sözünü tuttu”. Zira kampanya boyunca önerdiği siyasette eşitlik (parite) sözünü, 34 bakandan tam yarısını kadınlardan seçerek, dahası bakanlar kurulunda çok “renkli” bir etnik çeşitlilik getirerek de tutmuş oluyordu. Öte yandan, 1. Hollande kabinesinde yer almasını yadırgadığımız dış işleri bakanı Laurent Fabius dışında yepyeni isimleri toplayarak, yaş ortalamasını da ciddi oranda düşürerek söz verdiği Değişim’i önce içeriden gerçekleştirmeyi hedefliyor. Yeni Cumhurbaşkanı daha ilk günlerde kendi maaşını ve bakanlarınkini yüzde otuz indirdi. Aynı zamanda, Fransa’da yıllardır tartışmalara neden olan bakanlık, belediye meclis üyelikleri, belediye başkanları, vb. yerel yönetim görevlerini “biriktirme” (cumul), ve dolayısıyla birden çok maaş alma durumu da yasalaşmasa da, Başbakan Jean-Marc Ayrault’nun başını çektiği tüm kabine üyelerine uygulanmaya başladı.

Her şeyin başında, Sosyalistlerin en saygın isimlerinden Jean-Marc Ayrault’yu Başbakan atamasıyla Sarkozy döneminin sayfasının tamamen kapattığını ilan ediyordu. İşçi bir anne babanın oğlu olan Ayrault, büyüdüğü alçakgönüllü çevrenin özelliklerini taşıyor. Solun soluna daha yakın, ancak uzlaştırıcı özelliği ile parti içindeki resmi eğilimleri de birleştirecektir. Kabinede dikkati çeken eksiklerin başında Parti Birinci Sekreteri ve cumhurbaşkanlığı aday adayı Martine Aubry’nin yokluğu. Rivayet odur ki, kendine Başbakanlığı kestiren Aubry, büyük de olsa bakanlık tekliflerini geri çevirmiş.

Hollande ve hükümeti bekleyen hedefler ve zorluklar oldukça fazla. Öncelikle ulusal planda, 10 Haziran’da ilk turu yapılacak genel seçimlerde sol çoğunluğu elde etmeleri gerekiyor. Oysa hiçbir şey kesin değil. Üstelik Fransızlar bir sola, bir sağa oy verme kapasitesine sahipler. Genel seçimler sonucunda parlamentoda çoğunluk elde edemezlerse, programda öngörülen yasaların büyük çoğunluğu geçemeyecektir. Solun başarısı biraz da seçimlerin beklendiği gibi ”üç ayaklı” olup olmayacağına bağlı. Yani aşırı sağcı Milli Cephe, Sarkozy’nin UMP’sini ikinci turda desteklemez ise solda Sosyalistler, Yeşiller ve Sol Cephe bir blok, UMP ve Milli Cephe de iki ayrı blok olarak üçlü bir denge oluşacak. Ve sağın bölünmesi sola yarayacaktır. Öte yandan, kabinede değişiklikler olacaktır, zira 34 bakandan 24’ü genel seçimlerde aday olacak. Üstelik Başbakan Ayrault, milletvekili seçilemeyen bakanların kabine dışında kalacağını açıkladı bile…

İç politikada Hollande’ı zorlayacak konulardan en önemlisi belki de ekonomik krizin yönetimi olacak. Özellikle farklı sanayide kapanma tehlikesi yaşayan fabrikalarda çalışanların durumu şimdiden aşılması zor ve kamuoyunda olumsuz yankı yapacak bir durum arz ediyor. Üretken Düzelme bakanlığına (evet, ilginç bir bakanlık ismi!) solun solunu temsil eden Arnaud Montebourg’u getirerek, en azından sendikalarla anlaşmazlığı asgariye indirmek niyetinde olduğu düşünülebilir. Eğitimi ve gençliği baş hedef ilan eden Hollande, milli eğitimde 60 000 yeni kadro açacağını açıklamıştı. Devlet kasalarının boş olduğu bir dönemde bu sözünü yerine getirmek için gerekli kaynakları bulmakta zorlanacaktır.

Dış cephede ise Hollande görevi devraldığı ilk günden uluslararası diplomasi turnesine başladı. Önce daha ilk günün akşamı Alman Başbakanı Angela Merkel ile Berlin’de görüştü ve ilk görüş farklılığı açığa çıktı: Merkel daha fazla kemer sıkılmasını ve bütçelerin sıkı takibini talep etmeye devam ediyor, Hollande ise büyüme endeksli bir krizden çıkışta ısrar ediyor. Ardından Camp David zirvesi arifesinde Barack Obama ile görüşmesinde ve Chicago’daki NATO toplantısında, Fransız ordusunun aktif savunma birliklerinin Afganistan’dan 2012 yılı sonuna kadar çekilmesi kararını açıkladı. 2014 sonunda öngörülen toptan geri çekilme tarihinin öne alınması konusunda ise ikna edici olamadı.

Evet, Hollande’ın işi zor ve sosyalistlerin genel seçimden zaferle çıkması şart, yani Sosyalistlerin ve Fransız solunun cumhurbaşkanlığından sonra ikinci raundu da alması gerekiyor. Bunu sağlayacak etkenlerden biri sağın ilk turda aşırı sağla ittifak yapmaması olsa da…