Horon tepilmez mi?
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT

Basın yayın organlarındaki “ombudsmanlık” kurumunu önemsiyorum. “Okur temsilciliği” olarak da bilinen bu kurum, ne yazık ki ülkemizde yeteri kadar yaygın ve işlevli değil. Oysa doğru işletildiğinde, “okur temsilciliği”nin taraflar arasında sağlıklı bir diyalog oluşturmada önemli payı olacağını düşünüyorum.

Bir Cumhuriyet okuru, “Okur Temsilcisi”ne mektup yazarak gazetesini eleştirmiş. Diyor ki: “19.04.2015 Pazar günkü gazetenizin ilk sayfasında ‘NÜKLEERE KARŞI HORON TEPTİLER’ diye bir haber yer aldı. Karadeniz yöresinde oynanan oyunlar da diğer halk oyunları gibi oynanır. ‘TEPME’ eylemi dört ayaklı canlılara aittir. Bir Karadenizli ve Cumhuriyet okuru olarak bundan sonra HORON OYNAMA haberlerini bu şekilde yapmanızı rica ederim.”

Haber dili ve yazım yanlışları açısından Cumhuriyet gazetesinin eleştirilecek çok yönü var. Ben de bu köşede zaman zaman değiniyorum bunlara. Ama yukarıdaki satırları yazan okur, ne yazık ki yanılıyor. Keşke böyle iddialı konuşmadan önce, Türkçe Sözlük’e bir göz atabilseydi. Horon, oynandığı gibi “tepilir” de. Bu satırların yazarı da Karadenizlidir ve gençliğinde yayla şenliklerinde çok horon tepmiştir! “Horon tepilmez” diyen Cumhuriyet okuru, hadi beni boş verin de, acaba Bedri Rahmi’den daha mı Karadenizlidir? “Zeybeğini oynamış, Zeynep’ini söylemiş / Horonunu tepmişiz Anadolu’nun” dizeleri onundur.

Gelelim konunun bir başka yanına: Gazeteyle okurlar arasında iletişim köprüsü kurmakla görevli “Okur Temsilcisi”nin, salt okurdan geldi diye, böyle yanlış bir bilgiyi paylaşıp yaygınlaştırması doğru mudur? Hadi paylaştı diyelim, en azından mektubun altına bir not düşerek yanlışı düzeltmesi gerekmez mi? Çünkü “horon tepilmez” yargısı çekincesiz paylaşıldığında, bunun tartışmasız bir doğru olduğu kanısı uyanır okuyucuda.

Okur Temsilcisi”nin, gazeteye gelen mektupları, eleştirileri değerlendirirken, gerçeği araştırmak ve kamuya doğru bilgi vermek gibi bir sorumluluğu da olduğunu düşünüyorum.

ÜNLEMDEN SONRA KAÇ NOKTA?
Başka dillerde de durum böyle midir bilmiyorum ama Türkçedeki noktalama imlerini yanlış kullanma konusunda olağanüstü bir savrukluğumuz var!

Sözgelimi, ünlem ya da soru imlerinden sonra yaygın biçimde “iki nokta” konulduğunu görüyoruz. Bu, yanlış bir uygulamadır. Çünkü daha önce belirtmiştik: Türkçenin yazım imleri arasında yan yana iki nokta yoktur. Ünlem ve soru imlerinin altındaki noktalar, bu simgelerin ayrılmaz parçasıdır. Eğer ünlem ve soru imlerinden sonra sözün bitmediği düşünülüyorsa, bunların altındaki noktalar dikkate alınmadan ayrıca üç nokta kullanmak gerekir. Çeşitli gazetelerdeki belli başlı köşe yazarlarının yanı sıra BirGün ve Cumhuriyet yazarları da bu kuralı göz ardı ediyorlar. Hikmet Çetinkaya bu konuda başı çekiyor. Onun Cumhuriyet’teki yazı başlıklarından birkaç örnek: “Yiye Yiye Doymadınız!..” (22 Nisan 2015), “Bu Acı Hepimizin!..” (25 Nisan 2015), “Annem, Benim Annelerim!..” (10 Mayıs 2015), “Katliam!.. (14 Mayıs 2015)… Bu başlıkların doğru yazım biçimi şöyle olmalıdır: “Yiye Yiye Doymadınız!...”, “Bu Acı Hepimizin!...”, “Annem, Benim Annelerim!...”, “Katliam!...”.

Aynı gazeteden Cüneyt Arcayürek, Ahmet Tan, Ali Sirmen, Erdal Atabek, Aydın Engin, Tayfun Atay ve Bağış Erten’i de “üç nokta kuralına uymayanlar” dizelgesine ekleyebiliriz…

BirGün’den Nazım Alpman’ın 14 Mayıs 2015 günlü “Trabzon’da sol olmak…” başlıklı yazısının bir yerinde de ünlemden sonra iki nokta kullanılmış…

Şükran Ketenci, uyarılarımız sonunda, yan yana iki nokta yerine üç nokta kullanmaya başladı. Şimdi sıra, ünlem ve soru iminden sonraki üç noktada…

KISALTMA VE AÇILIMI
47. SİYAD Sinema Yazarları Derneği ödül gecesi 11 Mart’ta yapılacak.” (Cumhuriyet, 8 Mart 2015).

Hem başlıkta, hem metinde yazım yanlışı var. “Sinema Yazarları Derneği”, zaten SİYAD’ın açılımıdır. İkisinin bir arada yazılabilmesi, ancak birinin ayraç içine alınmasıyla olanaklıdır. Kurumun adı Cumhuriyet’in haberindeki gibi yazılırsa, SİYAD kısaltması, sanki Sinema Yazarları Derneği’nin uzantısıymış gibi algılanır.