Huddersfield Town: Bekledim de gelmedin!
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Geçen sezonun sonunda Premier Lig’e yükselmişti Huddersfield Town; İngiltere’nin kuzeyinde, West Yorkshire bölgesinde Leeds ve Manchester şehirleri arasında yer alan, başkent Londra’ya 310 kilometre uzaklıkta 163 bin nüfusa sahip tarihi kasabanın mavi beyazı. Hayatın siyah beyaz olduğu zamanlarda Ada futbolunun korkulan takımlarındanmış nam-ı diğer “Terriers” (Av köpekleri). 1920’li senelerde arka arkaya üç sezon şampiyon olan ilk İngiliz takımı olarak tarihe geçmişler. Onca sene alt liglerde geçirdikleri zamanlardan sonra geçtiğimiz sezonun sonunda tarihlerinde ilk kez Premier Lig’de boy gösterme fırsatı yakaladılar. Efsaneleri Herbert Chapman’ın ölüm yıldönümüne yaklaştığımız zamanlarda ligin kadro olarak en mütevazı takımının hal ve gidişine, ligde 1972 senesinden beri ilk kez karşılaştıkları Arsenal maçı vesilesiyle naçizane bir bakış…

55 seneden sonra o soğuk kasım akşamında iki takım Emirates Stadında ilk kez karşı karşıya, tıpkı o eski şarkıdaki gibi bekledim de gelmedin! Keşke bizim futbolumuzda da eskinin nam salmış takımları ülke futbolunun en üst ligine dönebilse.

Ankaragücü, Vefa, Altay, Şekerspor, Beykoz, Ankara Demirspor, PTT. Ah PTT, çocukluk yıllarımın sarı siyahı!

Maça dönersek, ev sahibi takım bir maça daha Lacazatte, Sanchez, Özil üçlüsüyle başlıyor. Manchester City karşısında çıktıkları ve öne geçip kaybettikleri maçın ilk 11’inde altı değişiklik yapmış Huddersfield’in hocası Wagner. 5-4-1 düzeninde misafir takım, belli ki öncelik savunma. Kadro olarak ligin en mütevazı takımı, ama yabana atılmasın, bu maça kadar oynadıkları 14 maçın dördünü kazanmışlar, hedef geçen sezon çıktıkları lige tutunma. Gol umutları Steve Mounie 23 yaşında, Montpellier’in alt yapısından yetişmiş…

Maç başlıyor ve henüz 3. dakikada golü buluyor Arsenal. Xhaka, Ramsey ve son vuruşu yapan Lacazette’nin pas trafiği ders olarak gösterilir futbol okullarında. İlk tehlikeli atağını 21. dakikada geliştiriyor misafir takım ama Mounie’ye fırsat vermiyor Cech. Hücumda çoğalamıyor Huddersfield, umutları duran toplarda. 34’te Lacazette’nin vuruşunu çizgiden çıkarıyor savunma. İlk yarıda rakip kaleyi bulan tek topu var misafir takımın…

İkinci yarının başında sakatlanan Lacazette’in yerine Giroud’yu sahaya sürüyor Wenger. 51. dakikada Quaner’ın ceza sahasından vuruşunu müthiş çıkarıyor Cech. Huddersfield Town hücumda daha etkili devrenin başında. Arsenal’de sürekli yer değiştiren, alan yaratan ve 3. bölgede enfes paslar dağıtan Özil takımın en iyisi bu maçta. Bir de bu formunu düzenli olarak yakalasa! 60. dakikada kaleciyi de geçtiği pozisyonda topu direğe nişanlıyor Giroud, kendisi de inanamıyor kaçan fırsata.

Rakibin savunmada az adamla yakalandığı anlarda Sanchez ve Özil ile pozisyonlar yaratıyor Arsenal ve beklediği golü Özil’in asistiyle Giroud’nun ayağından 66’da buluyor. O golden hemen sonra Alexıs Sanchez farkı üçe çıkarıyor. Özil’in yaratıcılığında Arsenal gole doymuyor. 70’te bu kez Özil’in golünü izliyor Emirates Stadını dolduran 59.285 taraftar. Hızlı pas trafiğini yakaladığı anlarda çizgi halindeki savunmayı rahat geçiyor Wenger’ın son haftalarda yükselişe geçmiş takımı. Ve 85. dakikada Giroud yakın mesafeden yaptığı vuruşla takımının 5. golünü atıyor. Arsenal, yüzde 70 topa sahip olma oranıyla oynadığı ve rakibini gole boğduğu maçın sonunda ligde 4. sıraya yükselirken, Wenger yaptığı basın toplantısında Huddersfield Town’un 70.
dakikadan sonra oyundan koptuğunu, bunun da işlerini kolaylaştırdığını dile getiriyor…

Huddersfield Town’a gelince… “Beklemek gövde gösterisi zamanın” der o güzel şiirinde Cemal Süreya. En azından onca seneden sonra futbolun en görkemli sahnesinde boy gösterme fırsatı yakaladı “Terriers” (Av köpekleri). Onca sene bekledikten sonra ligin başat takımları karşısında yer almaları bile takdire şayan. Bu sezon evlerinde oynadıkları maçları kazanmaya devam ederlerse lige tutunmaları mümkün, gönül ister ki paranın egemen olduğu günümüz futbolunda kalıcı olsunlar, tutunsunlar Premier Lig’e…

Yeri gelmişken efsaneleri Herbert Chapman’i da anmadan geçmeyelim, malum gelecek ay ölüm yıldönümü. 1921’de kulübün teknik direktörlüğüne getirilmiş, modern futbolun temel taşlarını kulübe yerleştirirken, stadın ışıklandırılmasından, fizyoterapinin önemine kadar futbolla ilgili her konuda kulübünü ileri taşımış. Hikâyesini anlatan yazılarda, Ada futbolunda forma numaralarının onun fikri olduğu anlatılır. Transferleri ve takım seçimini başkanların ve yöneticilerin yaptığı zamanlarda bu sorumluluğu alan ilk futbol adamı olduğunu hatırlatalım. Huddersfield Town’dan sonra 1925–1934 arasında Arsenal’i çalıştırmış. Ocak 1934’te 55 yaşında aramızdan ayrılmış futbol sevdalısı. Günümüzde her iki takımın stadında heykeli selamlar ziyaretçilerini…

Herbert Chapman o kasım akşamında yukarlardan bir yerlerden izlemişse vakti zamanında çalıştırdığı iki takımın maçını, Mesut Özil’in gösterisini alkışlamıştır muhtemel. Geçtiğimiz günlerde 29 yaşına bastı 11 numara. İki asist ve golle maçın en iyisiydi. Özil, Sanchez ve Lacazette ile başladığı son beş maçın dördünü kazandı Arsenal. İlk dörde girme mücadelesinde rakip Tottenham’ın düşüşe geçtiği zamanlarda onların yükselişi manidar. Gelecek sezon Emirates’te “Av köpekleri”ni izler miyiz bilinmez ama madem Huddersfield Town’la başladık yazıya yine onlarla bitirelim, şairin dizeleri onlara gitsin:

Günler gitgide kısalıyor,
yağmurlar başlamak üzere,
kapım ardına kadar açık bekledi seni
Niye böyle geç kaldın?