Hukuk ve demokrasi birliği, geniş yelpazeli olmalı...
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

“Cumhur ittifakı” için verilecek oy, konu ve metin bakımından 16 Nisan 2017’de oylanan Anayasa değişikliğinin teyidi anlamına gelecek. Kişi açısından ise, Bahçeli-Erdoğan ikilisini oylayacak. Onların politikalarını demek zor; çünkü, söylem, işlem ve eylemleri, politika nitelemesini güçleştiriyor. Olsa olsa, bir hedeften söz edilebilir: iktidarı sürdürmek.

Daha doğrudan deyişle iktidardan olmamak için her türlü yolu ve aracı meşru görmek.

Hukuk kaygısı hiç yok; söylediklerini biçimsel olarak hukuk kuralına dönüştürmede zorlukla karşılaşmıyor; çünkü, sözlerini ayakta alkışlayan “vekilim” dedikleri kişiler, emirlerine amade.

Demokrasi birliği için
Aşağıdaki “hayır ve evet” şeklinde sıralanan asgari ortak paydalarda buluşabilen partiler, “demokrasi ittifakı” yapmalı.

Hayır üçlüsü
»OHAL’e hayır,

»Yasa sayısı verilen OHAL KHK’lere hayır,

»16 Nisan 2017’de oylanan 6771 sayılı Kanun ile dayatılan Anayasa değişikliğine hayır.

Bu üçlü, tamamen keyfi bir yönetimi ifade ettiğinden, nitelendirme konusunda karşılaştırmalar tuzağına düşmemek gerekir.

Evet için bir düzine neden
Bunlar, anayasal önceliklerdir:
-Hukuk devleti: kanun, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü.

-Haklar toplumu: eşitlik-özgürlük ve haysiyet denklemi.

-Demokrasi: çoğulcu ve çoğunlukçu demokrasi birlikteliği; insan haklarına dayanan siyasal rejim olarak anlaşılması.

-Erkler ayrılığı: kuralı koyan ve onu uygulayan organın birbirinden ayrılması, denetleyen organın ise ilk ikisinden ayrılması.

-Yargı bağımsızlığı: yargının, adil yargı gerekleri doğrultusunda yasama ve yürütmenin güdümü dışında olması.

-Denge ve denetim düzeneği: Anayasanın kurallar, kurumlar ve denge-denetim düzenekleri bütününde örülen temel norm özelliği.

-Hesap verebilirlik: Seçimle veya liyakat usulü ile gelsin, devlet adına hareket eden herkesin, “görev+yetki ve sorumluluk” zincirinde hesap verebilir durumda olması.

-Üstünlük ve bağlayıcılık: hukuk kuralları sıralamasının en üstünde yer alan Anayasanın, başta yasama, yürütme ve yargı gelmek üzere bütün devlet organları için bağlayıcı kılınması.

-Anayasal kazanımlar: Tanzimat-Meşrutiyet ve Cumhuriyet çizgisinde oluşan kurallar, kurumlar ve denge-denetim düzenekleri bağlamındaki kazanımların sahiplenilmesi.

-Uluslararası yükümlülükler: Uluslararası Çalışma Örgütü (1919) ve sonrakiler olmak üzere, yüzyıllık uluslararası kazanımlar ve yükümlülüklerin sahiplenilmesi.

-Ülkesel değerler: Tarihsel, kültürel ve doğal değerlerin sahiplenmek ve ülke yağmasına son verilmesi.

-İktisadi yaşam: sosyal devlet gerekleri ışığında düzenleme, denetleme ve yaptırım üçlüsünü işleterek yağma ekonomisine son verilmesi.

Birlik sacayağı
Sıralanan bu ortak paydalar, aşağıdaki üçlü bileşen tarafından bugüne kadar yapılan ortak çalışmalar ile büyük ölçüde somutlaşmış bulunuyor.


»Uzmanlar,

»Sivil toplum örgütleri,

»Siyasal partiler.

Chp/hdp/iyi parti ve Saadet Partisi
Bu dört parti, birlik için siyasal yelpaze olarak görülebilir; çünkü, birlik için olası anayasal sacayağı konusunda oldukça deneyimli. Cumhur ittifakı dış vbında yer alan ve hukuk devleti için asgari müşterekleri paylaşan diğer partiler de eklenmeli. HDP dışlanmamalı: hukuk devleti yolunda birlikte hareket eden siyasal güçler, bu konuda hukuku ölçüt almalı.

Evet ve hayır, yer değiştirdi
24 Haziran oylamasında, 16 Nisan evetçileri, kendi kazanımlarını korumaya çalışacak; hayırcılar ise, anayasal demokrasi önerecek. Bu bakımdan, roller değişti:

16 Nisan metni, bir “kişi projesi”; bunun nasıl uygulanacağı, özellikle son aylarda gün ışığına çıktı. “Beka sorunu”, “yerli ve milli”, “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” gibi kirletilmiş ve bayatlamış kavramlar eşliğinde statüko savunuculuğu öne çıkacak.

Ancak bu kavramların karşılığının olmadığını anlamış olmalılar ki, “adalet, özgürlük ve domokrasi” vb sözcükleri de telaffuz eder oldular.

Soru: Eğer bunları geçerli kılma iradesi olsa idi, güncel engel ne?

Buna karşılık, bunların olmadığını itiraf etmiş oluyorlar böylece.

Bu konuda gerçekten içten olsalardı, en azından, OHAL’i kaldırırlar; OHAL KHK katliamı ile “yargısız infaz” ettikleri onbinlerce kişiye karşı yargı yolunu kapatmazlardı.

Tek kişi/ohal ve keyfi
24 Haziran’da “cumhur ittifakı”na oy verecek olanlar, kısaca;

»Tek kişi iktidarına oy verecek,

»O kişinin iradesi belli olduğundan, OHAL’in sürmesine oy vermiş olacaklar,

»Aynı kişinin anayasal yetkileri, OHAL ortam koşullarında maksimize olmuş olacak,

»Ama aynı kişi, “yeni anayasal düzenleme”nin geniş ve belirsiz çerçevesine de uymayacak; alışkanlık haline getirdiği üzere, “keyfi yönetimi” sürdürecek…

Ya demokrasi birliği?
Hukuksuz ve sistemsiz nitelemesini hak eden AK Parti iktidarlarına karşı, başta hukuk ve demokrasi vaadi gelmek üzere, toplumsal barış ve birlikte yaşam koşulları hedefini öne çıkarmalı. Hepsi olumlu anlamda; işte başlıcaları:
»Devleti, hukuk kuralları bütünü olarak yeniden tüzel kişiliğine kavuşturmak,

»Kişiler yerine kurul ve kurumları öne çıkarmak,

»Dayatma yerine, danışma ve müzakere yöntemlerini geçerli kılmak,

»İnsan hakları, demokrasi ve hukuk devletinin asgari gereklerini acilen uygulamaya koymak,

»Külliye yerine TBMM’yi merkezi anayasal kurum haline getirmek.