Hukukun olmadığı yerde ahlaksızlar çoğalır!
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Kendi kendime söz vermiştim. Seviyesiz insanlara cevap vermeyecek, muhatap alarak onlara paye kazandırmayacaktım... Ancak bazılarının seviyesi çukur olduğu için onlara ara sıra ayar vermek gerekiyor…

Yalancılığı tescilli ve de ırz düşmanı olduğu yargıya düşmüş Sabahattin Önkibar yine salya sümük iftiralar atmış...

Neymiş! Bana Türk bank belgelerini FETÖ’cüler vermişmiş. Ben FETÖ’cü değilim diyemiyor muşum. Ergenekon’u desteklemişim. Teğmen Çelebi’ye söz söylemişim.

Bunların hepsi asılsız, her zaman olduğu gibi mesnetsiz iftira!...

Ortaya koyduğu bir şey de yok… Belge diye gösterdiği tutanaklar kendi gibi olan ve bugün kaçak durumda bulunan tescilli birinin yazdıkları.

Bildiği tek şey tetikçilik ve şantaj yapmak… Kime? Bana. Beni hala tanımadın…

Üstelik yıllardır FETÖ ve senin gibi bu ülkenin ahlakını bozan kişilerle mücadele ettim. Teğmen Çelebi’yle CHP Parti Meclisi’nde yıllarca birlikte çalıştım. Şimdi Milletvekilimiz olan Çelebi ile birbirimizi çok sever ve de sayarız.

Beni bilen çok iyi biliyor. Seni de başta meslektaşların çok iyi tanıyor… Hele hele sana çarpılmış siyaset meraklıları daha da iyi tanıyor…

Ey pazarlamacı!..

Seni gazete patronun niye kovdu? Seni yurtdışında tedavi ettiren gazete patronuna nasıl iftira attın? Savunmanın olan kadın avukatını nasıl taciz ettin? Önce ANAP’lı Mesut Yılmaz’ın yakını, sonra MHP’li, daha sonra FETÖ hayranı, şimdi de Ulusalcı nasıl oldun? ANAP’tan milletvekilli sıralamasına girmek için sana gelenlerden ne istiyordun? Benimle karşılıklı niye bir TV de konuşmaktan kaçıyorsun?

Biliyor musun? Pazarlama gücünü arttırmak için Ulusalcı insanların dişlerinden arttırdıkları paralarla yaşatmaya çalıştıkları TV’de ahkâm kesmene yanıyorum.

Şimdi CHP’nin kazanacağını anladın, birilerine yaranmak için yine çamurları savurmaya çalışıyorsun!... Bu kapıda sana ekmek yok…

Seni herkes tanıyor... Attığın çamur bize yapışmaz!!..

•••

Bilindiği gibi Fransa’da Sarı Yelekliler günlerdir meydanlardaydı. Sonunda Fransa Başkanı Macron geri adım attı. Dün de Fransa Başbakanı “Akaryakıt zammı ve konulan yeni vergilerden oluşan paket altı ay askıya alındığını” ilan etti.

Aslında Sarı Yelekliler sadece akaryakıt fiyatları düşerken yapılan zamlara mı isyan etmişlerdi? Hayır.

Ekonomik ve toplumsal talepleri vardı. Yapılan görüşmelerde sarı yelekliler 42 maddeden oluşan taleplerini iktidara sundular. 42 talebi içeren paket eylemlerin askıya alındığı süreçte görüşülecek!..

•••

Fransızlar yoğun talepleri içinde sanat ve sanatçıyı unutmamışlar. Bundan yaklaşık 25 yıl önce biz de tüm kalkınmanın başını sanatın çektiğini dile getirmiş, bu doğrultuda başarılı çalışmalar yapmıştık.

Venezuela’daki basın toplantısında CB RTE bu konuyu dile getirdi. Çocukların verdiği konserden etkilendiğini açıkladı. Bizde de benzeri çalışmanın yapılmasını istedi.

Son derece haklı. Ancak başarmak için kullanılacak yöntem ve oluşturulacak alt yapı gerçekten bu işi bilenlerle yapılmalı. Yandaşlık bu konuda hiç ama hiç yanaşılacak bir anlayış olamaz...

Biz “sanat toplumu” diye bir kavramı geliştirmiştik. Sanat ve sanatçının yetişmesi için “sanatı seven bir toplum yaratılmalı” demiştik. Biliyorduk ki; kültürel gelişme olmadan demokratikleşme ve de ekonomik kalkınma olamaz!...

•••

Ancak Türkiye’nin bugünkü durumuna bakalım: Kitap okuma oranı % 1, sanat etkinliklerine katılım % 1, gazete okuma oranı % 0.3, müze dolaşma oranı % 0.1.
TV izleme oranı ise % 78 ve günde ortalama 6 saat ile dünyada 1. sıradayız. Dizi izleme oranı % 37, belgesel izleme %1, haber izleme % 32, evlilik programlarını izleme oranı % 76.1, kültür sanat haberlerine ilgi % 0.01.

•••

Görülen o ki; yazılı kültüre ulaşmadan görsel kültürün esiri olmuşuz …

Bu durum “bizi gözleri ile düşünen kulaklarıyla karar veren toplum haline” getirir ki demokrasi elden gider, emeğimiz sömürülür farkında olmayız.