Hürriyet ve Fenerbahçe’nin ortak dertleri
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN
Tesadüf o ki, Hürriyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmensiz kalmasıyla, Fenerbahçe’nin Teknik Direktörsüz kalması aynı döneme denk düştü
Tesadüf o ki, Hürriyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmensiz kalmasıyla, Fenerbahçe’nin Teknik Direktörsüz kalması aynı döneme denk düştü. İkisinin de seçim arefesinde gerçekleşmesi, gündemi bir nebze kendilerinden uzaklaştırdı ama her iki tarafta da kazanlar kaynıyor şimdi. “Fenerbahçe’nin yeni teknik direktörü yabancı mı, Türk mü olmalı?” sorusuyla “Hürriyet’in yeni GYY’si yandaş mı, yoksa gelenekdaş mı?” olmalı sorusu başat gidiyor. Tıpkı spor basınındaki fantastik transfer haberleri gibi Hürriyet için de fantastik dedikodular dolaşıyor. Bu haftaki Köşe Vuruşu’nda seçim lakırdılarından sıkılanlar için Hürriyet ve Fenerbahçe’nin ortak dertlerine bir bakalım istedim:
 
HÜRRİYET ESKİDEN OYUN KURUCUYDU
Hürriyet, eski Türkiye’nin en önemli oyun kurucusuydu. Gerektiğinde hükümetleri köşeye sıkıştırıyor, 28 Şubat ve 2002’de Ecevit’e erken seçim kararı aldırma gibi nice örneklerini gördüğümüz operasyonlarda medya desteğini eksik etmiyor, siyasete şekil verebiliyordu. Bu ayrıcalıklı duruma kibarca “merkez medya” dediler. (O zamanlar sosyal medya olmadığı için merkez o kadar kolay belirlenebiliyordu.) Bu güçle, AKP iktidarında da devam edeceklerini sandılar, ama medya dışı işlerle iktidara göbekten bağlı oldukları için köşeye sıkıştılar. İki vergi cezası sersemletti, verilmeyen ihaleler küçülttü.
 
AZİZ YILDIRIM HEP OYUN KURUCU
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım da Fenerbahçe’de tek oyun kurucusu olmak istiyor. Tıpkı “merkez medya”nın zamanında Türkiye’de yaptığı gibi. Gerektiğinde şampiyon olan teknik direktörü de kovuyor, haddinden fazla yıldızlaşan Alex gibi oyuncunun biletini de kesiyor. Aziz Yıldırım, tek adamlığına halel getirecek, otoritesini küçültecek en ufak tehditte ortaya çıkıyor. Hal böyle olunca çok büyük bir kurum olan Fenerbahçe asla kurumsallaşamıyor.
 
HÜRRİYET MERKEZİ PAYLAŞMAK İSTEMEDİ
Aziz Yıldırım’ın otoritesini paylaşmak istememesi gibi, Hürriyet de merkez medyayı paylaşmak istemedi. Erdoğan iktidarı ilk hedef olarak gördüğü Uzan’ların saltanatını bitirirken, (öyle ki Cem Uzan seçime girip yüzde 7 oy almıştı) yayınlarıyla en büyük destekçisi, Doğan Grubu idi. Dinç Bilgin’in Sabah’ı da kendi hatalarıyla battığı için hesapta Hürriyet tek başına merkezi koruyacaktı. Sıranın kendilerine geleceğini pek hesap etmediler. Bugün “merkez medya” diye bir şeyden söz etmek zor. Çünkü işler terse işliyor, siyaset medyayı belirliyor.
 
HÜRRİYET ESKİ GÜNLERİNİ ARIYOR
Hürriyet, o “eski güzel günlerini” arıyor. Sırf bu yüzden Türkiye’de gazeteciliği bitirip iş takipçiliğini başlatan Ertuğrul Özkök’ü bile kızağa çekmişti. Ancak yerine getirilen Enis Berberoğlu, biraz da konjonktür nedeniyle son yıllarında bu hedeften iyice uzaklaştı. Şemdinli tepelerinde masa kurup üzerine plastik çiçek iliştirmekle başlayan sit-com soslu flaş giriş kendince iyiydi ama, Anadolu takımından İstanbul’a gelen kimi topçuların bir süre sonra kulübeye mahkûm olması misali devamı gelmedi.
 
AZİZ BAŞKAN YİNE YÜKSELMEK İSTİYOR
Aziz Yıldırım “şike skandalı”nı, biraz da ülke konjonktürünün etkisiyle müthiş bir mağduriyet destanına çevirmeyi başarmıştı. Bu sayede büyük bir kredi edindi, ancak o da şimdi Hürriyet gibi eski günlerini arıyor. Bu öyle bir hırs ki, görüyorsunuz şampiyonluk bile yetmiyor. Şampiyon yapan Hoca, kolayca kovulabiliyor.
 
ŞİMDİ NE OLACAK?
Fenerbahçe yeni teknik adamını buldu, hiç kuşkusuz Hürriyet de yeni yayın yönetmenini bulacak. Yeni oyunlar kurulacak. Belki Fenerbahçe yine şampiyonluğa oynayacak. Belki Doğan Grubu hükümetle uzlaşmanın bir yolunu bulacak. Yine hiç kimse bu oyunun üzerinde bir oyun var, gazetecilik niye bitti diye sormayacak? Fenerbahçe’nin ya da Türk futbolunun kurumsallaşamaması yine kimsenin derdi olmayacak. Doğan Grubu’nun sendikayı basından çıkararak Türkiye’de gazeteciliğe nasıl bir darbe vurduğu hiç konuşulmayacak. Nasıl artık büyük gazeteciler yetişemiyorsa, büyük futbolcuları altyapısından yetiştiremeyen büyük kulüplerimiz de konu olmayacak. Mesele konuşmaya gelince herkes atıp tutacak. Yeni Türkiye dediğiniz işte böyle böyle, geçmişin hataları üzerinden yükselecek.